BARO SEÇİMLERİ VE BİRAZCIK MUHAKEME ...

Bu haftanın gündemi Muğla Barosu Seçimleri. Seçimler 3 Ekim'de gerçekleşecek. Şu an için üç meslektaş başkanlığa adaylığına açıklamış vaziyette. Yazsam mı, yazmasam mı diye uzun süredir karar veremediğim hatta bir parça da tembellik ettiğim bu yazıyı seçime günler kaldığı için değil ama başkan adayı meslektaşlarımızdan birinin dün tarihli paylaşımını görmem üzerine tabiri caiz ise "yazmaya mecbur kaldım". 2487 faal avukat üyesiyle Muğla Barosu büyüklükte Türkiye'de 14. sırada. Fiilen Muğla'da ikamet edip kaydı başka barolarda bulunan meslektaşları da eklersek baromuzun faaliyetleri ile fiilen etkilediği reel meslektaş sayısı 3000'i buluyor sanırım. Düşünün ki 3000 kişilik kocaman bir meslek örgütü... Üstelik Avukatlar sıradan vatandaşlar değillerdir. Aynı zamanda hatipliği, hukuki donanımı ile sosyal - siyasal hayatta iz düşümü yüksek bir grup olduğu da tartışılmaz. Avukatlar siyasetle uğraşır. Siyasi partilerde rol alır. Temsilde öne çıkar. Mahkemede vekaleten vatandaşı temsil eden kimseler siyasette de vatandaşı temsil eder. Etmelidir. Ancak avukatların siyaset yapması başka, baroların siyaset yapması başka... Nasıl yani? Kişinin fikri, siyaseti olur ama barolar bir meslek örgütü olarak her düşünceden üyeye sahip olduğu için siyaseten nötr kalmayı başarabilmelidir. Avukatların barolardan beklentisi, bir siyasi parti gibi yahut bir siyasi partinin arka bahçesi gibi hareket etmeleri değil, memleket ortalamasına göre en ağır depresyon altında çalışan meslek grubu olduğu kanıtlanmış avukatlık mesleğinin kronik sorunları için çözüm üretebilmeleridir. Şunu kabul etmiyorum. Avukatlık mesleğini bu hale getiren x partidir, x partiye karşı verilen mücadele avukatlık mesleği için verilen bir mücadeledir. Kusura bakmayın bu kadar ucuzcu, bayağı bir perspektifi ayıplarım. Kabul edemem. Avukatlar cüppelerini giydiklerinde bir müvekkili, bir fikri, bir siyasi partiyi savunabilir. Ancak aynı şeyi baro çatısı altında yapmaya kalkarlarsa, fikren homojen bir yapıda bulunmayan koca bir meslek grubunda ana akım düşünceye iştirak etmeyen tüm meslektaşları, ya yok saymış olurlar, ya da kendileri gibi düşünmeye zorlamış olurlar. Fikir ve İfade hürriyetinin anayasal bir hak olduğuna dair belirli bir kişi ya da olay düzleminde hazırlanmış ve siyasi tarafgirlik kokan bir yazıyı farzı misal baro adına yazıp imza etmeye kalktığınızda ilgili konuda sizin gibi düşünmeyen pek çok meslektaşın fikir ve ifade özgürlüğü ne olacak? Tekrar ifade etmek isterim: Barolar siyasi parti değildir. Siyasi partilerin arka bahçeleri de değildir. Avukatlar siyaset yapabilir. Yapmalıdırlar da... Ancak Baro çatısı altında siyaset yapılamaz. Bu tutum faşizmi anımsatan, farklı fikirleri yok sayan bir tutum olarak öne çıkar. Barolar meslek grubudur. Meslek grupları özü itibarıyla birer çıkar grubudur. Sosyoloji ve siyaset biliminde, benzer ekonomik, sosyal veya profesyonel çıkarları korumak ve geliştirmek için bir araya gelen topluluklar "çıkar grubu" olarak tanımlanır. Bu halde barolar üye sayıları ve üyelerinin siyasette baskın belirleyici kanaat önderi kimseler olduğu hakikatini de vurgulayıp güçlü bir duruş sergileyerek, muhatap hangi parti olursa olsun iktidar partileri ile görüşebilen, değişiklik talep edebilen, hukuki düzenleme talep edebilen, nitelikli diplomatik kanalları etkin ve faal tutmak için çaba sarf eden ve bu nedenle siyaseten nötr pozisyonunu korumak durumunda olan kurumlardır. Barolar siyasal grupların birbiri ile çarpıştığı bir cenk meydanı haline getirilirse bundan zarar görecek olan yine avukatlık mesleğidir. Mesleğinin 15. yılında ve mesleğine duyduğu mensubiyeti hissi her geçen gün artan, baroya bakış açısı her geçen gün "bir aile olmak" fikriyle kuvvet kazanan bir avukat olarak şuna vurgu yapmak istiyorum: Burası Muğla Barosu mensubu avukatlar arasında, ana akım siyasi fikirlerine iştirak etmeyen şahsım gibi yüzlerce avukatın da evi yuvasıdır. Baro Başkanı 2500'ü bulan mevcuda rağmen 500 civarında oy ile seçilmekte olup, ana akım siyasi fikirlere mensup olmayan meslektaşlarımız, sonuca tesir edecek sayı ve yekündedir. Baroda siyasal şeffaflık sadece rasyonel - etik bir gerekllik değil, seçimi kazanmanın da anahtarıdır. Bu nedenle üç aday arasındaki yarış "en çok ben x partiliyim" gibi bir yarışa döndürülmemeli, seçim çalışmaları konsept olarak belirli bir meslektaş grubuna yönelirken bir diğer grup ise göz ardı edilmemelidir. Avukatlar muhakeme sahibi kimselerdir. Birazcık muhakeme...

Bu yazı toplam 24 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
EMİN ÖZLER Arşivi

Marmariste turizm bitmiş.

14 Temmuz 2026 Salı 10:28

NABIZ...

01 Temmuz 2025 Salı 13:15

HATIRLIYORUM BURADAYIM

07 Nisan 2025 Pazartesi 13:30