Prof Dr. Vural Hoşgörür
Dijitalleşme ve Dönüşüm
Dijital kavramı çoğunlukla elektronik araçları veya süreçleri nitelemek için kullanılmaktadır. Ancak, bu yaygın anlayışın aksine dijital, elektronik cihazlar değil; verinin elektronik olarak işlenip sonucun sayısal olarak ortaya konulmasıdır. Bu süreçte ham madde veridir. Veri, bir bağlam içerisinde enformasyona dönüşür. Elde edilen enformasyon ise ona anlam yüklenerek kullanışlı hâle getirilir. Sonuçta dijitalleşme; elde edilen bilgilerin bilgisayarlar tarafından işlenebilen sayısal formata dönüştürülmesi ve çıktıların iş ve sosyal süreçlere eklemlen dirilmesidir. Dijital cihazlar bilgiyi daha güvenli ve hızlı bir şekilde işleyip değerlendirdikleri için kurum ve kuruluşlar, kendilerini bu yeni işleyiş düzenine uyumlu hâle getirmeye ve çağın bu olanağını kullanarak avantaj elde etmeye çalışmaktadırlar. Dijital dönüşüm denilen bu çabalar; organizasyonların, teknolojinin sunduğu dijital olanağı kullanarak, iş süreçlerini, ürün ve hizmetlerini, veri analizi ve modellerini yeniden yapılandırmaları olarak bilinmektedir.
Geleneksel iş yapma yöntemleri artık yerini, dijital teknolojilerin sunduğu olanakları kullanarak iş yapmaya bırakmıştır. Kurum, kuruluş ve işletmeler bu sayede daha verimli, daha yenilikçi ve daha esnek hâle gelme şansı elde etmişlerdir. Dijitalleşmenin ekonomik yapıları, üretim ilişkilerini, süreçlerini, meslek tanımlarını değiştirdiği; sosyokültürel yapıyı da derinden etkilediği söylenebilir. Günlük yaşama dair pek çok faaliyet dijital ortamlarda gerçekleşmeye başlamış, kolay ve çabuk çözülen meseleler sayesinde bireyin yükü hafiflemiştir. 21. yüzyıl dünyası artık dijital bilgi çağı olarak nitelendirilmektedir. Çağın gereklerinden dolayı bilgiye sahip olmak mutlak güç güç hâline gelmiştir.
Dünyanın endüstriyel ve toplumsal gelişim sürecine bakıldığında önce avcı-toplayıcı toplumun, ardından tarım toplumunun, endüstri toplumunun ve en son olarak bilgi toplumunun ortaya çıktığı görülmektedir. Bilgi toplumu, Endüstri 4.0’ın ortaya çıkardığı bir toplum yapısı iken günümüzde artık Endüstri 5.0 konuşulmaya başlanılmıştır. Endüstri 4.0, teknolojiyi insanlarla birlikte kullanıp insanı merkeze yerleştirirken; Endüstri 5.0, bilgi ve teknolojiyi makinalar aracılığı ile ve yapay zekâ yoluyla üretip, insanlığın hizmetine sunan bir anlayışı ortaya çıkartmıştır. Teknoloji ve insan birlikteliğinin geldiği bu noktada dijital okuryazarlık da doğal olarak çok önemli bir konu haline gelmiştir. Toplum 5.0 kapsamında; yaratıcılık eğitimi vermek, bilgi teknolojileri (IT) okuryazarlığını ilk ve ortaöğretim seviyelerinde öğretip güçlendirmek ve yaşam boyu eğitim anlayışını geliştirmek zorunlu hâle gelmiştir. Bu bağlamda dijital okuryazarlık, bu gelişim sürecinin temel taşlarından birini oluşturmaktadır.
Ülkelerin yeni dijital teknolojileri benimseme, keşfetme ve bunları toplumun genelinde dijital dönüşümü sağlamak amacıyla kullanma kapasitesini ölçen Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsünün (IMD) Dijital Rekabet Gücü Endeksi 2025 yılı sıralamasına göre Türkiye, değerlendirilen 69 ekonomi arasında 63’üncü sırada yer almıştır. Sıralamada ilk üç sırayı; İsviçre, Amerika Birleşik Devletleri ve Singapur almıştır. Ülkemizin son beş yıllık performansı incelendiğinde, sıralamada genel bir düşüş olduğu görülmektedir. Türkiye; 2021'de 48’inci, 2022'de 54’üncü, 2023'te 53’üncü ve 2024'te 55’inci sıradayken bu sıralaması 2025'te 63’üncü sıraya gerilemiştir. Endeks ülke ekonomilerinin genel performanslarını “bilgi”, “teknoloji” ve “geleceğe hazır olma” olarak tanımlanan 3 ana faktör ile ölçülmektedir. Faktörler açısından bakıldığında Türkiye’nin en zayıf yönünün “bilgi” bileşeninde olduğu görülmektedir. Bu veriler, Türkiye’nin dijital rekabet gücünü artırabilmesi için eğitim ve öğretimde atılım yapmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Diğer ülkelerle rekabet gücünü artıran bu yeni gelişmelere uygun olarak; “Dijital çağda eğitimimizi nasıl şekillendirmeliyiz”, “Dijital dönüşümün neresindeyiz”, ”Bu dünya ya nasıl ayak uyduracağız, neler yapmalıyız” ve “Ortaya çıkan ya da çıkacak dijital olumsuzluklarla nasıl mücadele edeceğiz?” gibi sorulara yanıt vererek, süreci nasıl yönetebileceğimizi ciddi biçimde sorgulamamız gerekmektedir.
Referanslar
IMD Dünya Dijital Rekabet Edebilirlik Endeksi 2025 Raporu, https://www.imd.org/centers/wcc/worldcompetitiveness-center/rankings/world-digitalcompetitiveness-ranking/ (https://share.google/yfx1zLQtaapGkrTBe )
Keidanren (2016), Toward realization of the new economy and society: Reform of the economy and society by the deepening of “Society 5.0”, http:// www.keidanren.or.jp/en/policy/2016/029_outline.pdf,
Nasiri, M., Ukko, J.,Saunila, M.,Rantala, T. (2020). Managing the digital supply chain: The role of smart technologies, Technovation, 96-97,1-6.
Taşel, F. (2020). “Dijitalleşmenin Ticarete Ve Ekonomiye Etkisi”, Beykoz Akademi Dergisi, 8,2, 127-137.
Yankın, F. B. (2019). Dijital Dönüşüm Sürecinde Çalışma Yaşamı, Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi E-Dergi, 7(2), 1-38.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.