reklam
Ana Sayfa Köşe Yazarları, Son Dakika 3.09.2020 689 Görüntüleme

Gazeteci işin kolayına kaçarsa..

Gazetecilik gerçekten de çok önemli bir meslek, hatta görev. Bu görev gönüllü olarak üstlenilir ancak daha sonra öyle bir noktaya gelinir ki mecburiyet hissiyle yapılır. Bu mecburiyet hissinin insanın ruhunda uyanması da, bu mesleği layıkıyla yapmasıyla gerçekleşir.

Gerçek amacı ve ortaya çıkış nedeni toplumu bilgilendirmek, aydınlatmak ve uyarmak olup, gerektiğinde önerileriyle yol gösterici bir misyon üstlenen gazetecilik, bu görevi yerine getirecek kişilik ve kabiliyette olan insanlar tarafından yapılmalıdır.

Aksi takdirde toplum menfaatine yapılması gereken bir görev yerine getirilmemiş ve ihmal edilmiş olur ki, bu da o toplumu oluşturan fertleri karanlığa ve cehalete iter.

Bu nedenle gazeteciliğe gönül vermiş, bu mesleği benimsemiş, bunu bir görev bilip, yalnızca geçimini sağlayıcı bir iş olarak görmeyenlerin, gerçek gazeteciliğin nasıl ve neden yapılması gerektiğinin bilinciyle hareket etmesi gerekir.

Bunun için de gazetecinin öncelikle yaşadığı toplumun kültürel yapısı, değerleri, siyaseti, ekonomisi ve insanlarını çok iyi tanıyıp, bilmesi, gözlemlerini de buna göre yapması çok önem taşır.

Gerçek gazetecilik; çekilen iki fotoğrafın altına iki paragraf yazı yazıp, haber diye servis etmek değildir. Ya da dikkat çekici, güncel bir konuda makale yazıp, fikir ve düşünceleri paylaşmak veya televizyon ekranlarına çıkıp sağa sola saldırmak, ağzına geleni söyleyip, laf salatası yaparak ilgi çekmek de değildir.

Ve gazetecilik; aynı siyasi düşünceleri paylaştığına inanılan kişilerle ilgili farklı beklentiler içine girerek, ona arka çıkmak, pohpohlayıcı yazılarla, sözlerle yüceltmeye çalışmak ise hiç değildir.

Gazeteci elbette ki eleştirilmesi gerekeni eleştirmeli, yeri geldiğinde tenkit etmekten geri durmamalıdır. Ya da güzel ve doğru olanı övüp, teşvik ederken, yanlışa da yanlış demesini bilmeli, bunu yapmaktan kendini alıkoymamalıdır.

Ancak, maalesef ki günümüzde işin kolayına kaçanlar var. Yani gazeteciliği yukarıda saydığım belli sebeplerle ve kriterler doğrultusunda değil de, kendi bildiği gibi ya da işine geldiği gibi yapanlar veya yapıyormuş görünenler var.

İşin kolayı da; araştırmak, incelemek, fikir üretmek, projeler sunmak, bilgi verip, yol gösterici olmaktan ziyade, her yapılanı eleştirmek, her söyleneni tenkit etmek, her şeyin karşısına dikilip, varlığını ispat etmeye çalışmaktır.

İşte bu davranış; gerçek gazeteci olamamış, daha doğrusu gazeteciliğin özünü kavrayamamış kişilerin sahip olduğu yanlış düşüncenin eyleme geçmiş halidir. Kısacası işin kolayına kaçmaktır. Beceremediği bir işi kendi yöntemine evirip, sanki öyleymiş, öyle olması gerekiyormuş gibi sunmaktır.

Tabii ki öyle değil. Hiç olmadı, olmayacaktır da.

Her meslekte olduğu gibi zaman zaman gazeteciliği de yolundan saptırıp, kişisel amaç doğrultusunda yön vermek isteyenler çıksa da bunlar dönemsel şeylerdir. Su akar yolunu bulur. Toplum gün gelip, neyin ne olduğunu anladığında gazetecilik de mutlaka olması gereken yere geri döner.

O zaman da işin kolayına kaçanlar yine olacaktır. Çünkü bunlar her devrin insanıdır ve öyle kalacaklardır. Bırakalım onları kolay işin adamı olsunlar. Zor olanı zaten kaliteli ve yetenekli olanlar başarır.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

reklam