Ana Sayfa Köşe Yazarları, Son Dakika 11.09.2020 460 Görüntüleme

Gelişmenin önünü açmak gerekir

Bazı insanlar içe kapanıktır, dışarıyla pek fazla irtibat kurmaz, kendi içlerinde yaşarlar. Konuşmak istesen ağzından sayı ile kelime çıkar, sohbet etsen kendin söyler kendin dinlersin. Bu yüzden sosyal çevre de yaratamaz, yalnızlıkların insanı olup çıkarlar.

Bazı şehirler de böyledir. Kapıları dışarıya açık değildir. Orada yaşayanlar da ne geleni ister ne de kendileri giderler. “Bizim ekmeğimiz bize yeter, biz kendi yağımızla kavruluruz” diye düşünür ve de öyle yaparlar.

Kendilerine özgü yaşam şekilleri, davranışları, ilişkileri vardır. Dar bir alanda, ortak bir kültür geliştirmişlerdir ancak bunu pek fazla kimseyle paylaşmak da istemezler. Dışarıdan gelenler hep misafirdir ve gelip geçicidirler. Bu yüzden onlarla derinlemesine diyalog kurmaz, pek fazla sosyal kültürel ilişkiye girmezler. Çünkü yakın temasın onları etkileyeceğini düşünür, değişmekten korkarlar.

İşte bu korku oradaki gelişmenin önünü tıkar. Her şey aynı kalır. Her düşünce basmakalıp olur.

Bazı yerlerde buna özgünlük, kültürü koruma ya da özünü kaybetmeme gibi bahaneler uydurulsa da, aslında gelişerek değişmekten korkup, geri kalmaktan başka bir şey değildir yaşanan.

Ancak toplumsal ilişkiler öyle bir hale geldi ki dünyanın ta öteki ucu internet sayesinde artık avucumuzun içinde. Cep telefonu olan herkes anında binlerce kilometre uzaktaki biriyle temas kurabiliyor, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi her türlü olaydan haberdar olabiliyor.

Hiç kimse “bana dokunmayın, benden uzak kalın, kapımı çalmayın” diyemez. Gelecek geliyor, geçmiş gidiyor. Yarının, gelecek olduğunu unutmayalım. Ve ona göre hazırlığımızı yapalım.

Özellikle de gençlerin önünü tıkamayalım. Her alanda onların önünü açıp, ilerlemeleri, kendilerini geliştirmeleri için imkanlar tanıyalım.

Hepimiz zamanı gelince ömrümüzü tamamlayıp, yaşama veda edeceğiz. Ancak hiç ölmeyecekmiş gibi davranıp, bizden sonraki nesillerin önünü tıkar, gelişmelerine engel olur, onların elinden tutmazsak, toplum geri kalır, modern dünya ile uyum sağlayamayız.

Bizim ülkemiz insanıyla, tarihiyle ve coğrafi konumuyla dünya üzerinde özel, özel olduğu kadar sahip olduğu değerleriyle dikkat çeken bir ülkedir. Atalarımızın savaşarak, canlarını vererek, bin bir güçlükle kurduğu bu ülkeye her anlamda sahip çıkmak ve geliştirmek bizim en başta gelen görevimizdir.

Gelişmenin yolu ise insana yapılan yatırımdan geçer. Gençlerimiz de ülkemizin geleceğinin teminatıdır. Onların iyi bir eğitim alması, meslek edinmesi, her alanda görevler üstlenmesi ve yerine getirmesi için onların fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklı yetişmeleri için çaba harcamalıyız.

Bunun için ise gözümüz her an için onların üzerinde olmalı, yürüdükleri yolu aydınlatmalıyız. Aksi takdirde başta da söylediğim gibi içine kapanık, çevreden kopuk bireyler olup çıkar, yaşadıkları toplumun da giderek öyle olmasına neden olurlar.

Şu çok iyi bilinmelidir ki; bir ülkenin gelişmesinin ve modern dünyadaki yerini almasının en temel koşulu iyi eğitilmiş insanlardır.

Bu yüzden özellikle kentsel yönetimde görev üstlenen yöneticilerimizin, gençlerin iyi yetiştirilip, topluma kazandırılması konusundaki yatırım ve hizmetlere ağırlık vermesi çok önem taşımaktadır.

Bir kente güzel yollar, kaldırımlar yapılabilir, modern sosyal tesisler inşaedilebilir, dev binalar, AVM’ler hizmete sokulabilir fakat önemli olan tüm bunları kullanacak insanların eğitilmiş bireyler olmasını sağlamaktır. Yoksa hepsi boşa gider. Hayata bir de bu gözle bakmakta yarar vardır.

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

reklam