Maskeler düştü, vitrin kapandı
Donald Trump’la birlikte ABD dış politikasında yeni bir dönem başlamadı; yalnızca eski düzenin makyajı silindi. Yıllardır “demokrasi”, “özgürlük” ve “müttefiklik” söylemleriyle pazarlanan Amerikan dış politikası, Trump döneminde süslerinden arındı. Geriye kalan ise çıplak bir güç siyaseti oldu. Trump, ABD’nin gerçek yüzünü saklamadı; aksine yüksek sesle ilan etti.
Batılı müttefiklik masalı sona erdi
Trump’lı ABD için artık “Batılı müttefikler” diye bir kategori yok. Avrupa, Washington’un gözünde eşit bir ortak değil; gerektiğinde ön bahçe, gerektiğinde arka bahçe. Çıkar varsa ilişki var, itiraz varsa tehdit. İlke değil fayda, değer değil itaat esas alınıyor.
Dostluk değil, kullanışlılık önemli
ABD’nin dostları yoktur. Bu cümle Trump’la birlikte daha net duyulmaya başlandı. ABD’nin yalnızca işe yarayan ve boyun eğen müttefikleri vardır. İşlevini yitiren ya da itiraz eden, sistem dışına itilir. Trump bu gerçeği diplomatik nezaketle örtme ihtiyacı duymadı.
Dış politikanın değişmeyen araçları
Bugün ABD dış politikasının omurgası hâlâ aynı araçlara dayanıyor:
• Tehdit
• Şantaj
• Yaptırımlar
• CIA operasyonları
• Ordu ve askerî güç
Trump bu araçları icat etmedi; sadece daha pervasız kullandı.
Avrupa için acı ama öğretici ders
Avrupa uzun süre ABD ile ilişkisini değerler üzerinden okudu. Trump bu yanılsamayı dağıttı. ABD için Avrupa bir “ortak” değil, bir pazarlık alanıdır. Tartının bir kefesinde Amerikan çıkarları, diğer kefesinde ise Avrupa’nın sessizliği vardır.
Trump istisna değil, itiraf
Trump’ı bir sapma olarak görmek kolaycılıktır. O, sistemin dışına düşmüş bir figür değil; sistemin itirafıdır. Önceki yönetimlerin perde arkasında yaptığını Trump sahne ışıkları altında yaptı.
Peki Tamam Mı?
Aslında Trump, ABD’yi değiştirmedi. ABD’yi gösterdi.
Geriye kalan soru şudur: Dünya bu gerçeği görüp yeni bir yol mu çizecek, yoksa eski masallara inanmayı mı sürdürecek?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.