Dr. Zekeriya BİNGÖL
BİR ÜNİVERSİTENİN BÜYÜME HİKÂYESİ VE DÖNÜŞÜM YILLARI
Kıymetli okurlarım,
Geçtiğimiz haftalardaki yazımda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin “nereden nereye” geldiğini ele almış, bu köklü dönüşümün ana hatlarını sizlerle paylaşmıştım. Bazı kesimlerden, Prof. Dr. Mansur Harmandar dönemiyle ilgili “ne yapılmış?” yönünde veya abartmışsınız gibi geri dönüşler aldım. Tabi birkaç eleştiri almış olsak ta bir çokta beğeni aldık. O yüzden bu haftaki yazımda biraz daha somut bir döneme odaklanarak, özellikle 2010 ile 2018 yılları arasında hayata geçirilen çalışmaları, atılan adımları ve üniversitenin gelişim sürecine yön veren önemli hamleleri değerlendireceğim.
Bazı kurumlar vardır; zamanla büyür. Bazıları ise belli dönemlerde sıçrama yapar.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi için 2010–2018 arası tam olarak böyle bir dönemdir.
Bir anlamda kabuğunu kırdığı, kimliğini yeniden inşa ettiği yıllar…
2010’ların başına dönelim.
O dönem Muğla Üniversitesi, klasik bir Anadolu üniversitesi görünümündeydi. Bölgesel bir eğitim kurumu, sınırlı sayıda fakülte, gelişmekte olan bir kampüs… Ancak birkaç yıl içinde bu tablo hızla değişmeye başladı.
Aslında bu hikâyeyi doğru okumak için biraz daha geriye gitmek gerekir.
Üniversitenin kurucu rektörü Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı döneminde atılan temeller, bugün hâlâ ayakta duran yapının iskeletini oluşturdu. O dönemde ortaya konan vizyon ve kurumsal disiplin, üniversitenin geleceği açısından önemli bir başlangıçtı. Yine bu süreçte, Ethem hocanın girişimleriyle hayırsever iş insanı rahmetli Davut Sıtkı Koçman’ın üniversiteye verdiği destek ve kurulan vakıf yapısı, üniversitenin fiziksel ve akademik gelişimine ciddi katkılar sağladı. Bugün kampüsün birçok noktasında hissedilen bu destek, aslında o ilk yıllarda atılan güçlü bir temel niteliğindedir.
Ancak sonrasında gelen süreçte aynı ivmenin korunduğunu söylemek kolay değil. Prof. Dr. Şener Oktik döneminde üniversite, var olan yapıyı sürdürmüş olsa da, sıçrama yapacak hamleleri yeterince ortaya koyamadı.
Asıl kırılma ise 2010’lu yıllarla birlikte geldi.
Bu dönemde rektörlük görevini yürüten ve benim de sekiz yıl boyunca danışmanlığını yaptığım Prof. Dr. Mansur Harmandar ile birlikte üniversite, farklı bir ölçeğe taşındı. Bu sadece niceliksel bir büyüme değildi; aynı zamanda vizyon, yayılım ve kurumsal yapı anlamında bir dönüşümdü.
2011 yılında Tıp Fakültesi’nin açılması, üniversitenin kaderini değiştiren adımlardan biri oldu. Ardından yeni fakülteler, enstitüler ve yüksekokullar peş peşe açıldı. Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Teknoloji Fakültesi, Fethiye İşletme Fakültesi… Liste giderek uzadı. Üniversite artık sadece büyümüyor, aynı zamanda çeşitleniyordu.
Prof. Dr. Mansur Harmandar’ın liderliğinde yürütülen bu süreçte, yalnızca benim değil, birbirinden kıymetli ve güçlü akademik isimlerin de büyük katkıları olmuştur. Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan, Prof. Dr. Yusuf Ziya Erbil, Prof. Dr. Tuncer Asunakutlu ve Prof. Dr. Turgay Uzun’un yanı sıra, ilerleyen süreçte ekibe katılan Prof. Dr. Nevrez Hürriyet Aydoğan ve Prof. Dr. Mehmet Bayansalduz’un verdikleri destek de asla yadsınamaz. Tabii ismini tek tek zikredemediğim birçok kıymetli dostumuz da var; lütfen kusura bakmasınlar, aksi halde liste uzayıp gidecektir. Verilen her destek ve ortaya konan emek, son derece kıymetli ve ölçülemezdir.
2012 yılında üniversitenin adının Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi olarak değiştirilmesi ise bu dönüşümün sembolik ve stratejik bir eşiğiydi. Bu değişimle birlikte hem finansal hem de kurumsal anlamda yeni bir dönem başladı.
Kampüs genişledi. Yeni binalar yapıldı. Laboratuvarlar, sosyal alanlar, fakülteler… Kötekli Kampüsü adeta yeniden şekillendi. Üniversite artık sadece eğitim veren bir kurum değil, yaşayan bir kampüs hâline geldi.
Ama bu dönüşümün bir başka önemli yönü daha vardı: Üniversite sadece binalarla değil, gençlerle büyüdü.
Bu yıllarda öğrenci kulüpleri aktif hâle geldi, bilimsel etkinlikler, sempozyumlar, kariyer günleri ve kültürel organizasyonlar artış gösterdi. Üniversite, öğrencinin sadece ders aldığı değil; kendini geliştirdiği, sosyal olarak var olduğu bir yaşam alanına dönüştü. Gençlere verilen değer, sadece söylemde değil; oluşturulan imkânlarda, açılan alanlarda ve desteklenen faaliyetlerde kendini gösterdi.
Ama asıl önemli olan şu: Bu büyüme sadece merkezde kalmadı.
MSKÜ, Muğla’nın ilçelerine yayıldı. Marmaris’te, Köyceğiz’de, Fethiye’de, Milas’ta, Bodrum’da, Dalaman’da yeni birimler açıldı. Denizcilik, turizm, havacılık gibi alanlara yönelinerek üniversite ile bölge arasında güçlü bir bağ kuruldu. Yani üniversite, bulunduğu coğrafyayı anlamaya ve onunla birlikte büyümeye başladı.
2010-2018 yılları arasında açılan ve yapılan birimler;
- Tıp Fakültesine ilk defa öğrenci alındı
- Diş Hekimliği Fakültesi
- Fen ve Edebiyat Fakülteleri Ayrılması*
- Fethiye İşletme Fakültesi
- Fethiye Sağlık Bilimleri Fakültesi*
- Fethiye Ziraat Fakültesi
- Hukuk Fakültesi (aktif değil)
- İlahiyat Fakültesi
- Milas Veteriner Fakültesi
- Mimarlık Fakültesi
- Muğla Sağlık Bilimleri Fakültesi*
- Spor Bilimleri Fakültesi*
- Turizm Fakültesi*
- Sağlık Bilimleri Enstitüsü
- Dalaman Sivili Havacılık Yüksekokulu
- Seydikemer Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu
- Köyceğiz MYO
- Marmaris Turizm MYO
- Köyceğiz Sağlık Hizmetleri MYO
- Bodrum Denizcilik MYO
- Kavaklıdere MYO
- Muğla Turizm MYO
*Yüksekokuldan Fakülteye dönüştürülenler.
- Residorm 1000+ Öğrenci Yurdu
- Residorm 80 Lojman
- Araştırma Hastanesi hayata geçirilmesi
- KYK yurtları yer tahsisi
- Marmaris Uygulama Oteli
- Teknopark AŞ
- TTO AŞ
- Çok sayıda merkez
- Ek binalar ve spor tesisleri
- Camii
- Teknik ve Bilişim Altyapısı
- Doğalgaz Dönüşümü
- Çok sayıda bölüm/program
Elbette bu hızlı büyümenin bir bedeli de vardı. Altyapı her zaman aynı hızda gelişmedi. Akademik kadro ile öğrenci sayısı arasındaki denge zaman zaman zorlandı. Kalite ve nicelik tartışmaları gündeme geldi. Ancak bu, hızlı büyüyen her kurumun yaşadığı doğal bir süreçti.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, 2010–2018 arası için şunu net şekilde söyleyebiliriz: Bu dönem, MSKÜ’nün “küçük bir şehir üniversitesi” olmaktan çıkıp, çok disiplinli ve bölgesel etkisi güçlü bir üniversiteye dönüştüğü yıllardır.
Ne var ki her dönüşümün ardından gelen süreç aynı ivmeyi koruyamayabiliyor. Nitekim Mansur Harmandar sonrasında göreve gelen iki rektörlük döneminde, bu büyüme temposunun ve vizyonun aynı güçle sürdürülebildiğini söylemek zor. Üniversite varlığını sürdürmüş, ancak önceki dönemde yakalanan atılımın üzerine koymakta yeterince etkili olamamıştır.
Bir üniversitenin hikâyesi, sadece açılan fakültelerle yazılmaz. O hikâye, aynı zamanda liderliğiyle, vizyonuyla ve sürekliliğiyle anlam kazanır.
MSKÜ’nün hikâyesi de tam olarak bunu gösteriyor. Bazen bir kurumun kaderini, birkaç kritik dönem ve o dönemdeki yöneticilerin yaklaşımı belirler.
Ve bazen mesele, sadece büyümek değil…O büyümeyi sürdürebilmektir.
Çünkü üniversiteleri büyüten binalar değil; vizyon, süreklilik ve gençlere verilen değerdir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.