TANDOĞAN UYSAL
Sen de mi Brütüs?

İlber Ortaylı’nın Ardından Gelen Sözler ve Bir Vefasızlık**
Türkiye birkaç gün önce önemli bir bilim insanını uğurladı.
Tarihçi, yazar ve akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını kaybetti.
Arkasında kitaplar, öğrenciler ve bir tarih merakı bırakarak…
Ülkenin dört bir yanında insanlar onu saygıyla andı. Akademisyenler, öğrenciler, okurlar… Herkes Ortaylı’nın Türkiye’de tarih bilincinin yayılmasına yaptığı katkıları hatırlattı.
Tüm Türkiye adeta sevgi ve saygıda birleşmişti.
Prof. Dr. İlber Ortaylı için ülkenin dört bir yanından vefa dolu mesajlar yükselirken, toplum ortak bir saygı duygusunda buluştu. Akademisyenler, öğrenciler, okurlar ve sıradan vatandaşlar… Herkes Türkiye’nin yetiştirdiği bu önemli tarihçiye son görevini yerine getirmenin huzurunu yaşıyordu.
Ama tam da böyle bir anda, insanın içini burkan bir çıkış geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski metin yazarı ve eski AKP milletvekili Aydın Ünal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Ortaylı’ya ağır sözlerle saldırdı.
“Kötü tarihçi”, “statüko tarihçisi”, “densiz” ve hatta “Siyonizm yalakası”…
Bir bilim insanının ardından söylenen sözler bunlar.
Ahengi Bozan Ses
Tam da Türkiye’nin dört bir yanında saygı ve vefa duygusunun hâkim olduğu bir anda, koca Türkiye’nin ortasında adeta yırtık bir delikten çıkar gibi bir ses yükseldi ve bu ahengi bozdu.
Adını sanını çoğu kişinin bilmediği bir kişi, haddini aşan sözlerle Türkiye’nin adını dünyaya duyurmuş bir bilim insanına saldırmayı tercih etti.
Oysa Prof. Dr. İlber Ortaylı yalnızca bir tarihçi değildi.
Türkiye’de tarih bilincinin yayılmasına katkı sunmuş, milyonlarca insana tarih sevgisi aşılamış bir akademisyendi.
Ama bazıları için mesele başka gibi görünüyor.
Çünkü bazen bazı insanlar, büyük bir ismin ardından konuşarak kendi adlarını duyurmaya çalışırlar.
Büyük bir çınarın gölgesinde fark edilmeyenler, o çınarı hedef alarak görünür olmaya çalışır.
Ama bu tür çıkışlar insanı büyütmez.
Tam tersine şu soruyu sordurur:
Bir bilim insanının ardından konuşurken bile ölçüyü kaçırmak, hangi vicdanın ürünüdür?
Ölünün Ardından Konuşmak
Eleştiri başka bir şeydir.
Bilim insanlarını eleştirmek, fikirlerini tartışmak elbette mümkündür. Hatta gereklidir.
Ama ölümünün hemen ardından bir insanı hedef almak, hakaret etmek…
Bu ne bilimdir ne de siyaset.
Bu sadece insani bir zafiyettir.
Türkiye’de bir söz vardır:
“Ölülerin ardından kötü konuşulmaz.”
Çünkü ölüm, tartışmayı değil saygıyı gerektirir.
“Sen de mi Brütüs?”
Bu tablo karşısında insanın aklına Roma tarihinin o meşhur cümlesi geliyor:
“Sen de mi Brütüs?”
Roma’da MÖ 44 yılında Julius Caesar suikasta uğradığında saldırganların arasında en güvendiği isimlerden biri olan Brutus’u görür.
Ve şu sözleri söylediği rivayet edilir:
“Et tu, Brute?” — “Sen de mi Brütüs?”
O günden beri bu söz, tarihte ihanetin ve vefasızlığın sembolü haline gelmiştir.
Bugün sosyal medyada Ortaylı’ya yöneltilen sözleri okuyunca insanın içinden aynı cümle geçiyor.
Tarihçinin Ardından
İlber Ortaylı’yı herkes sevmek zorunda değil.
Onun görüşlerini eleştirebilirsiniz.
Ama bir gerçek var:
O, Türkiye’de tarih disiplinini geniş kitlelere taşıyan nadir akademisyenlerden biriydi.
Televizyon programlarıyla, konferanslarıyla, kitaplarıyla milyonlarca insana tarih sevgisi aşıladı.
Bugün Türkiye’de gençlerin Osmanlı tarihine, şehir tarihine ya da kültür tarihine ilgi duymasında onun payı büyüktür.
Bunu inkâr etmek mümkün değildir.
Sözün Sahibi Kimdir?
Tarih sadece geçmişi anlatmaz.
Aynı zamanda insanların karakterini de kaydeder.
Bir bilim insanı ardında eserler bırakır.
Ama bir insanın ardından söylenen sözler de çoğu zaman söyleyenin kim olduğunu gösterir.
İlber Ortaylı artık yok.
Ama bıraktığı kitaplar, öğrenciler ve fikirler yaşamaya devam edecek.
Geride kalan sözler ise başka bir şeyi hatırlatacak:
Vefayı mı, yoksa vefasızlığı mı?
Buna artık tarih karar verecek.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.