TÜRK MİLLETİNİN SARSILMAZ İRADESİ, KENDİ ÖZ MEDENİYETİ ADİL BİR SİSTEMİ, İNSANLIK ONURU İÇİN SAHİP ÇIKACAKTIR.

Eserim ile ilgili, sizlere uygulamada yaşadığım tecrübelerimi özellikle aktarmak istiyorum. Sizlerin de bildiği gibi ilk uygulamayı 2011 yılında aktif olarak başladığımdan, bu güne kadar yoğun acı tecrübeler ve deneyimler kazandım.

Üzülerek ifade edeyim, yıllarca yaşadığım bu deneyimlerde gördüm ki, Müslüman olan bizlerin, İslam’a aykırı taban tabana zıt bir yaşamı, yanlışlıkları duyduğu bildiği ve gördüğü halde, sistemi düzeltmek için mücadele edeceğimiz yerine, sessiz ve tepkisiz bir şekilde yaşamaya devam etmesi, tam bir akıl tutulmasıdır.

Bu mücadelemde gördüm ki; Kapitalizme alternatif cevap üreten bir sistem eserimi, Rabbimin lütfu ile yoğun emek, caba, gayret ve ilimle ortaya koydum. Sistem eserim 2018 yılından beri kitap olarak ortada, saha deneyim ve tecrübem ile ortaya çıkan sistem eserimde, eksiklik arayanlar bulamıyorlar, çürütemiyorlar, eserim çıktığından beri sürekli sahada aktif bir mücadele içindeyim.

Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi, TBMM Kütüphanesi, Üniversitelerin Kütüphaneleri yanında, ilgili resmi kurumlara da bizzat eserim kitabım mevcuttur. Ayrıca ilgili yerlere de ayrıca verilmiştir.

Bu mücadelemde, Kapitalizm sistemi içinde nemalanan, çıkar ve menfaat içinde olanlar, sistemin kurumları ve sivil toplum içinde olanlar, menfaati gereği ona göbekten teslim olmuşlar. Yanlışları bildikleri halde, ne acıdır ki, sessiz ve tepkisiz kalan, yetkili ve ilgili kişileri tanıdım.

Müslümanlar bir olup, Kapitalizm asıl sahipleri ile mücadele edeceğimize, ne hikmetse sisteme göbekten teslim olmuş, Müslümanların kendileri ile bu güne kadar mücadele içinde olmak, gerçekten benim için çok acı bir deneyim oldu.

Sizler de biliyorsunuz makalelerimde belirtmiştim. Yılmadan uygulama ile ilgili defaten çağrıda bulundum. Kitaplarım ilgili yerlere iletildiği halde, gerekli tüm bilgi ve detaylar verildiği halde, maalesef bugüne kadar hep ilgisiz bırakılmıştır. Bu ilgisizliğin sebeplerini elbette çok iyi biliyoruz.

Müslüman Türk Milletinin bir neferi ve ilim talebesi olarak, Ahi Vakıf İnsanı ve hizmetçi bir Alp Eren olarak, sadece Allah(C.C) kul olma gayretinde olan, ihlas ve samimiyet ile mücadele eden, gayretle çalışan, bir ferdiyim. Buradan sizlere, tekrar çağrıda bulunarak, derdimi anlatma gayretinde olacağım İnşallah,

Müslüman Türk Milleti başta olmak üzere, İslam ülkelerin Müslüman halklarına ve mazlum insanlığa, buradan tekrar çağrıda bulunarak sesleniyorum;

“Allahu Ekber” diyerek kıyama kalkın, kendinize gelin artık, yalnız ve yalnızca Allah(C.C)’a teslim olun, onun Kitabı Kuran-ı Kerime ve Habibi Hz Muhammed (S.A.V) peygamber efendimizin Sünnetine ihlas ve samimiyet ile kalben yürekten sımsıkı sarılın;

Bizler “Bismillah” diyerek “Kelime-i Tevhid” söylemedik mi? Elbette sürekli söyledik.

İman eden Müslümanlar, imanımız ve inancımız gereği söylemiş olduğumuz “Kelime-i Tevhid” Allah’a olan imanımız gereği “Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Rasûlullah” Tevhidi, Allah'ın birliği merkezidir. Anlamı; “Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah’ın elçisidir.” İslam imanımızın ve inancımızın temelini oluşturmaktadır.

Müslüman bir kişi “Lâ ilâhe illallah” dediği zaman, “La” demek, bütün sahte ilahları, batıl inançları ve eş koşan tüm anlayışları reddetmektir. “İlahe” Allah’tan başka ilah yoktur. “İlallah” yalnızca, tek ve gerçek yaratıcı olan Allah’a inanmayı “Muhammedun rasülullah” Hz. Muhammed’in, Allah’ın peygamberi ve elçisi olduğunu kabul etmek demektir.

Bir Müslüman Kelime-i Tevhidi yürekten iman ederek, söylediği zaman, her Müslüman mutlaka söylemiştir. İslam’ı kabul etmiş olur. İmanı ve inancı gereği; Bütün sahte ilahları, batıl inançları ve eş koşan tüm anlayışları ilk önceden reddettikten sonra, Kuran-ı Kerim ve Sünnetin tüm öğretilerini de kalben tastik ederek, kabul etmiş olur.

Bu öğretildiği ve bilindiği halde; Müslümanlar halen neden ısrarla, İslam ile taban taban zıt olan, her alanda bireyi ve aileyi facialara sürükleyen, Seküler zihnin ürünü Kapitalist sistem içinde kalır.

Toplumu her alanda yozlaşmayı ve çürümeyi arttıran, ahlakı her alanda bitirdiği görüldüğü halde, bunun kaynağı Kapitalist sistem olduğu halde, yanlışı ve hatayı gördükleri halde, neden Müslümanlar ısrarla içinde kalırlar.

Bu durum elbette Müslümanların çok büyük bir gaflet içinde olduklarını göstermektedir. Müslümanlar olarak artık mutlaka kendimize gelelim. İslam’ın hakikatine gerçeğe sahip çıkalım.

İslam dinimize, İmanımız ve inancımız gereği Kelime-i Tevhid söylediğiniz, Hakikate uymalısınız. Dinimizi her alanda yüceltecek olan, Adalet, Hakikat ve Liyakat temelindeki Adil Bir Sistem sahip çıkmanızı ve kötülükleri her alanda yayan Kapitalist sistemi de bir yandan mutlaka bırakmalısınız.

Kapitalizmin bireyi yalnızlaştıran, aileyi ekonomik bir birime indirgeyen ve toplumsal bağları gevşeten yıkıcı etkilerinden, dert yanmayı artık bırakın, kendinize gelin çözümün bir parçası olun.

Günümüz Müslüman çevrelerinin, sorun dile getirmek, en konforlu sığınağı haline maalesef geldi. Çözüm üretmek yerine, sadece sorunu dile getirerek, sorumluluğu geçiştirmeyi artık bırakın.

Rekabetin kutsandığı, insanın insanı her alanda kandırdığı, ahlaksızlığın dibe vurduğu ve yalanlar ile onun tüm yollarını açtığı, bu kokmuş ve yozlaşmış Kapitalist düzeni sorgulayın ve içinde yaşamayı ve kalmayı artık bırakın.

Adil Bir Sistem, paylaşımcı ve ahlaki değerler ile İnsanı merkeze alan, yeni bir sistem tasarımı, ortada iken, Müslümanlar için bir kurtuluş reçetesi olarak bilindiği halde, ne hikmetse yanlışın ve hatanın içinde kalmaya ısrarla devam edilmekte, çürümüş ve yozlaşmış bu sistemi artık görün, bilerek bırakın.

Adalet, hakikat ve Liyakat temelli, İnsanlara cazip olan yeni ve Adil Bir Sistem ortada iken, pratiğe ve uygulamaya dökülmeye çalışıldığında, Müslümanların yan çizerek, yanlış tutum, ifade, eylem ve duruşları ile Kapitalizm içinde kalmaya, yanlışın içinde devam ettiklerini ve bir mücadeleye bile girişmediklerini, maalesef yıllarca defaten, tecrübe ile yaşayarak gördüm.

Edebim gereği ayrıntılara fazla girmeyeceğim. Sizlere ana çerçevede anlatma gayretinde olacağım.

Peki, mevcut sistemin canımızı bu kadar yaktığı bilindiği halde, yaşanan onca acılara rağmen, tüm olumsuzluklar dile getirilirken, bizi adaleti inşa etmekten, hakikati dile getirmekten, Müslümanları alıkoyan o görünmez, prangalar nelerdir?

Müslümanlar söyledikleri Kelime-i Tevhid gereği, “La” ilk ifadesi, bütün sahte ilahları, batıl inançları ve eş koşan tüm anlayışları reddederek, İslam’ın Hakikatine imanına ve inancına koşulsuz her alanda tam sahip çıkması gerekirken, halen Kapitalizm sistemi içinde kalmayı, nasıl izah etmeliyiz?

Müslümanlar olarak, sana Seküler Kapitalizm ile dayatılan öğrenilmiş çaresizliği, bir an önce terk ederek bırakmalısın. Adalete ve Hakikate olan inancını ve özgüvenine her alanda tam sahip çıkmalısın.

Bildiğin ve tanıdığın Seküler Kapitalist sistemin tüm yanlışlıklarını, bir an önce terk etmelisin. Adalete ve Hakikate Adil Bir Sistem değişimine, psikolojik olarak kendi içinde direnç göstermeden, değişime açık bir şekilde sahip çıkmalısın.

Seküler Kapitalizm, insan zihnine öylesine köklü bir alternatifsizlik hissi kazımıştır ki, adına öğrenilmiş çaresizlik dediğimiz bu acı durum, Adaleti ve Hakikati gerçek dışı bir ütopya olarak bizlere sunmaktadır.

Müslümanların gerçeği görmesine engel olunarak, asıl sorun güya İslam’ın kendisi neden olduğu gösterilmeye, özellikle kasıtlı olarak çalışılmaktadır. Yüce Dinimiz İslam hatalardan münezzehtir. Gerçeği görerek, kendimize gelerek, hakikate her alanda koşulsuz sahip çıkmalıyız.

Mevcut Kapitalizm sistemin, kuralları ne kadar acımasız olursa olsun, sistemin hatalarını ve yanlışlık kurallarını elbette bizler biliyoruz. Alışık olduğumuz bu acımasız hayat içinde, reflekslerimizin boşa çıkaracağı endişesini, bir an önce bırakmalıyız.

Müslümanlar olarak, kendi içimizdeki, derin bir güvenlik endişesi ve bilinmezlik kaygısını, bir an önce terk ederek bırakmalıyız. İçinde yaşadığımız Kapitalizm sosyo-ekonomik durum, ne kadar adaletsiz olursa olsun, psikolojik olarak savunma ve meşrulaştırma eğiliminde kalmayı, bir an önce terk ederek bırakmalıyız.

Bunun en büyük nedeni, Seküler Kapitalizm kurumu olan günümüz böl parçala yönet, parçalanmış sivil toplum örgütlerine bağlı, içine dağılmış Müslümanların, özgür iradelerinden çok, bağlı oldukları yapılar içinde, sorgulamadan içinde biat ederek kalmasıdır.

Çünkü sistemin kökten yanlış olduğunu kabul etmek, bireyin o güne kadar verdiği tüm emeklerin ve kurduğu hayatın, kendilerine göre anlamsızlaştıracağı korkusunu yaşamasıdır. Kendi içinde bu durum karşısında, bir an önce gerçekleri, hakikati görerek yanlışlıkları bırakmalıyız..

Kapitalizm konfor alanları ve statü oluşturarak, toplumsal düzeyde, yarattığı yozlaşma, sadece mağdurlar kitlesi üretmedi. Aynı zamanda bu yozlaşmadan beslenen veya onun sunduğu küçük konfor alanlarına ve statüye tutunan, kitleleri de bir yandan oluşturdu.

Halk kitlesinden çok, çıkar ve menfaati gereği ayrıcalıklı olan kitleler, özellikle bu yapı içinde yanlışı bildiği halde, kalmayı özellikle istemektedir. Kapitalizmin en büyük başarısı, sömürülen kitlelere, bir gün sömüren tarafa geçebilecekleri umudunu ya da illüzyonu sürekli satmasıdır.

İnsanlar, Adil Bir Sistem içinde elde edecekleri, kolektif adil refah yerine, mevcut sistemin içinde vurgun vurabilecekleri, bireysel zenginlik ihtimaline, yatırım yapmayı daha fazla tercih eder durumu, günlük yaşantıda insanları etki ederek sürekli ortaya konulmaktadır.

Adil Bir Sistem, doğası gereği ayrıcalıkları, statüyü kaldırır ve gerçek Adaleti, Hakikati ve liyakati ortaya koyar. Toplumun belirli kesimleri, kökeni veya mevcut sermayesi sayesinde, elde ettiği haksız avantajları, kaybetme korkusuyla, yeni Adil Bir Sistem geçmeye direnç gösterirler. Kendi Elit ayrıcalıklarını kaybetmemek için, kendi etki alanındaki insanlara da direnç göstermelerini isterler.

Yıllarca süren vahşi rekabet, toplumun en temel çimentosu, toplumda oluşan güveni büyük bir erozyona uğratarak maalesef her alanda un ufak etti. İnsanların birbirine güvenmediği, herkesin diğerini potansiyel bir rakip veya tehdit olarak günümüzde özellikle görülmektedir.

Güvenin yok edildiği bir ortamda, Adil Bir Sistem ihya ve inşa etmek, günümüz yozlaşmanın getirdiği sorunlar karşısında, zor olacağı bir gerçektir. Ancak sorun ve sıkıntılar ne kadar zor olursa olsun, İnsanlar her daim, güvenebilir Adil Bir Sistem içinde yaşamayı, günümüzde artık fazlası ile yoğun bir şekilde istemektedir.

Adil Bir Sistem kabul görmesi için bireyin, toplumun diğer fertlerinin de kurallara uyacağı ve kendisi de suiistimal edilmeyeceğine inanması gerekir. Kapitalizmin yarattığı derin güvensizlik ve bireylerin yalnızlaşarak toplumdan kopmasına, her alanda sebep olmuştur.

Yeni, Adil Bir Sistem ile köklerimizden kadim Ahilik felsefesinden alan, birlik, beraberlik ve yardımlaşma dayanışma içinde, aşılamayacak hiçbir sorun ve problem elbette yoktur.

Türk İslam Medeniyet kültürümüzden güç alan ve günümüz teknolojik modern Dünya’nın Blockchain Etik yazılım uygulamalarını alan, Adil Dijital sertifikasyon ile güçlendirilmiş, her alanda donatılmış bir sosyo-ekonomik ve toplumsal model olan “Vakıf İş Kümesi” Akademik kurumsal yapısı, Adil Bir Sistem olarak, günümüzde ortadadır.

Kapitalizmin yüzyıllarca, ruhlarımızda, ailemizde ve toplumda açtığı yaralarımızı, Adil Bir Sistem yapısı ile her alanda insanlık olarak, yaralarımızı artık iyileştirerek, tedavi etmek gerekmektedir.

Müslümanlara, İnsanlığa Adil Bir Sistem yapısının, kalıcı ihya ve inşası güvenli olduğunu, yılmadan her ortamda anlatarak ikna etmeliyiz. Kaybolan toplumsal Adalet ve güveni, Adil Bir Sistem ile yeniden inşa ederek, İnsanlığın çözümsüz olmadığını, sistemin potansiyelini, derinden hissettirecek şekilde her alanda yılmadan anlatarak, yaşama ve uygulamaya mutlaka geçirmeliyiz.

Selam, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah

NurHan Keleş

Bu yazı toplam 26 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
NurHan Keleş Arşivi