YUSUF IŞIK
İSLAM DİNİ ve SÜNNİ’LİK , ALEVİ’LİK , Şİİ’LİK , HARİCİ’LİK
İslam dini; kökenleri Hz. İbrahim’ e dayanan tek tanrı inancını esas alan, Yahudilik ve Hristiyanlık’ tan sonraki son ilahi dindir. Yahudilik ve Hristiyanlık başlangıçta ilahi dinlerdi; ancak zamanla tahrif edilmiş (aslı, kitapları ve hükümleri bozulmuş) ve son peygamber Hz. Muhammed ile birlikte önceki hükümler yürürlükten kalkarak son din olan İslam geçerli kılınmıştır. Hz. İbrahim, her üç dinin de hem manevi (inanç) hem de biyolojik köken (soy) yönden ortak ata kabul edilir. İslam dini; Cebrail (a.s) meleği tarafından, Allah’ın iradesini ve dini buyruklar (ayet ve sure)’ını 610 ile 632 yılları arasında (22 yıl 2 ay 22 gün) olmak üzere Allah’ın elçisi ve son peygamber olduğuna inanılan Hz. Muhammed’ in vefatına kadar Arap yarımadasının Mekke ve Medine şehirlerinde vahye’ dilmiştir.
Takipçilerine, ‘’ iman etmiş ‘’ veya ‘’ inanan ‘’ anlamlarına gelen ‘’ mü’ min ‘’ veya ‘’ Allah’a teslimiyet gösteren ‘’ anlamına gelen ‘’ Müslüman ‘’ denir. Dünya nüfusunun yaklaşık % 25 ‘ ini kapsayan İslam, en büyük dinlerden biri olarak varlığını sürdürmektedir. Müslümanların % 80-90’ı Sünni, % 10-20’ si de Şii (Şia) mezhebindendir. Yaklaşık 50 ülkenin nüfusunun çoğunluğu Müslümandır.
İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.)’ in vefatından sonra ortaya çıkan devletin liderliği sorununda belirli bir ayrışma gerçekleşmiştir. Bazı kişiler devletin lideri olarak Ali’ yi görmek istemişlerdir. Şiilik inancına göre imamet (halife) Ali’ nin hakkıdır ve Hz. Muhammed (s.a.v.) yaşarken bunu ima etmiştir. Sünniler, Ali’nin de imamete uygun olduğunu kabul etmekle birlikte, Hz. Muhammed (s.a.v.) ’in yaşarken kendinden sonra Ali’nin imam (halife) olması gerektiğini ima ettiğine inanmazlar. Şiilerin büyük çoğunluğu Ali öncesindeki 3 halifeyi ( Ebu Bekir, Ömer, Osman ) kabul etmezken, Sünniler kabul eder.
Sünnilik ve Şiilik arasındaki tartışma bu şekilde siyasi bir tartışma ile (kimin imam olması gerektiği) başlamış, zaman içinde iki gurup ibadetler ve çeşitli inanç konuları açısından da ayrışmışlardır. Üçüncü siyasi gurup olan Hariciler ise, başta Ali taraftarı kişilerdi. Bununla birlikte, Hz. Ali ve Muaviye arasındaki, Sıffin savaşı sonunda hakem tayin edilmesi olayına sonradan karşı çıkmış, bu hakemliğin küfür olduğunu öne sürmüş ve ayrı bir grup olarak ortaya çıkmıştır.
SÜNNİ’ LİK
Günümüzdeki Müslüman topluluğun % 80-85’i Sünni’ dir. ‘’Sünni’’ terimi, Hz. Muhammed’in uygulamaları olan sünnete uyanlar anlamına gelir. İslam dininin en büyük kolu ve dünyanın en yaygın dini mezhebidir. Bu ekol, Hz. Muhammed (s.a.v) ’in yerine bir halife tayin etmediğini ve en yakın arkadaşı Ebu Bekir’in (h.632-634) Sakife (Hz. Muhammed (s.a.v.)’in vefatından hemen sonra, naaşı defnedilmeden önce, Medine’deki müslümanların halifenin kim olacağını belirlemek üzere Beni Saide kabilesine ait gölgelikte yaptığı toplantı) ’de yapılan toplantıda meşru bir şekilde halife olarak seçildiğini savunur. Bu görüş, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yerine Ali’yi (h. 656-661) tayin ettiğini kabul eden Şiilikten ayrılır. Bununla birlikte Sünniler, Ali’ yi de Ebu Bekir, Ömer (h.634-644) ve Osman ( h.644- 656) ile birlikte ‘’ doğru yolda olan halifeler ‘’ olarak kabul eder ve saygı gösterirler. Temel Özellikleri;
- Tanım: Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sünnetini, uygulamalarını ve ashabının (sahabe’ lerin) yolunu takip eden ana akım İslami ekoldür.
- Halifelik Anlayışı: Bu görüş, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in vefatından sonra yerine Ali’yi (h. 656-661) tayin ettiğini kabul eden Şii’ likten ayrılır. Bununla birlikte Sünniler, Ali’ yi de Ebu Bekir, Ömer (h.634-644) ve Osman ( h.644- 656) ile birlikte ‘’ doğru yolda olan halifeler ‘’ olarak kabul eder ve saygı gösterirler. Liderliğin (halifeliğin) soy bağından ziyade liyakat, şura (istişare) ve ümmetin uzlaşıyla belirlenmesi gerektiğine inanır.
- Kaynakları: Temel dini kaynak olarak Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed (s.a.v.) sözleri, eylemleri ve sahabenin yaptığı davranışları onaylamasının yanı sıra icma (alimlerin fikir birliği) ile kıyası referans alır.
ALEVİ’ LİK
Alevilik, Hz. Muhammed ve Hz. Ali sevgisine, Ehlibeyt (ailesine, soyu)’ e bağlılığa ve tasavvufi düşünceye dayanan, Anadolu ve Balkanlarda kökleşmiş eski Türk geleneklerini, kültürel ve inançsal bir kültür yoludur. Alevilik, Hak – Muhammed - Ali üçlemesiyle Ehlibeyt ve On iki imamları önemseyen Caferiyye Şiiliği ile ortak noktalara sahip olan bir yoldur.
Aleviler ibadetlerini cem evinde yaparlar. Günlük ibadetlerini sabah, akşam gece gülbengidir (tanrıya yakarış, sığınma, ve şükür amacıyla yapılan Alevi-Bektaşi duası). Kadir gecesi’ yle bağlantılı olarak 3 gün ve Muharrem ayında ise 12 gün orucu ve Kerbela Matemi, Muharremden sonra da 3 gün Hızır Orucu tutarlar. Muharrem orucundan evvel üç gün Masum-u Paklar orucunu tutarlar.
Temel Özellikleri ve İnanç Yapısı
- Kelime Anlamı: ‘’Ali’ ye bağlı olan’’, ‘’ Ali’ yi seven ve onun yolundan giden’’ anlamına gelir.
- Temel İlke: ‘’ Eline, diline, beline sahip ol ‘’ düsturu ahlaki ve toplumsal yaşamın merkezindedir. Asıl toplu ibadet Cem törenleridir. Cem’ ler de saz eşliğinde deyişler söylenir ve semah dönülür. Kadın ve erkek Cem törenlerine birlikte katılır, ibadette cinsiyet ayrımı yoktur.
- Oruç ve Önemli Günler: Sünni İslam’daki Ramazan orucu yerine, Hicri takvime göre muharrem ayında tutulan 12 imam (Muharrem) Orucu ve Hızır Orucu önemli yer tutar.
- Teşkilat ve Liderlik: Öğretiler ve gelenekler mürşit, pir ve rehberlerin öncülüğünde , dede -babadan ocağa dayalı bir manevi soy (ocak sistemi) aracılığıyla aktarılır.
- Düşkünlük Kurumu: Toplumsal düzeni bozan, haksızlık yapan veya etik kurallara (cinayet, hırsızlık vb.) uymayan kişiler topluluk tarafından yargılanır ve geçici ya da kalıcı olarak toplum dışına itilir. Kalp temizliği esas alınır.
- Cem İbadeti: Alevilerde temel ibadet, Cem evlerinde yapılan ve genellikle Perşembe akşamları (Cuma gecesi)düzenlenen Cem törenleridir. Cem’ de müzik (saz), semah gülbenkler ve 12 hizmet yer alır. İbadet anlayışı bölgeye, geleneğe ve bireysel tercihlere göre değişir.
- Bölgesel ve Geleneksel Farklılıklar: Bazı Alevi gruplarda ( örneğin Hatay, Adana, Mersin ve Tarsus çevrelerindeki Arap Alevileri veya bazı Türkmen Alevileri ) toplu ibadetler, dualar veya farklı ritüeller uygulanabilir. Bazı Aleviler kişisel olarak evlerinde veya inançları doğrultusunda namaz kılabilir ya da kılmamayı tercih edebilir. Alevi nüfusu tahminen 5-10 milyon dur.
- Tasavvufi Yaklaşım: Alevilikte ibadet ‘’Dört Kapı Kirt Makam’’ (Şeriat, Tarikat, Hakikat, Marifet) anlayışına, insan sevgisine, ahlaka, hak-mızrak birliğine ve rızalığa dayanır.
Şİİ’ LİK
Şii’ lik, Hz. Muhammed’in vefatından sonra devlet yönetiminin ve dini liderliğin (halifelik) Hz. Ali’ye ve onun soyundan gelenlere ait olduğunu savunan İslam’ın ikinci büyük koludur. Ali ile birlikte onun soyundan gelen imamların günah’ sızlığına, yanılmazlığına ve bizzat Allah tarafından imam (halife) olarak seçildiklerine dair inanışların ortak adıdır.
Sünni ve Şii ayrımı peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)’in 632 tarihinde vefatıyla birlikte başlamıştır. Yaşadığı sürece dini rehberliğin yanı sıra siyasi önder vasfını da kendisinde bulunduran Hz. Muhammed (s.a.v.) ’in artık hayatta olmayışı, Müslüman cemiyeti yeni önderin kim olacağı sorusuyla karşı karşıya bırakmıştı.
Sakife’ de toplanan bir gurup Müslüman, Hilafet’ e Ebu Bekir’i seçmiş, daha sonra ‘’ Şiat’ü Ali’’ olarak adlandırılacak olan Ali taraftarı bir gurup Müslüman da Hz. Muhammed (s.a.v.)’in damadı olan Ali’nin bu göreve daha layık olduğunu ve Ebu Bekir’i seçen gurubun hak yoldan saptığını düşünmüştür. Dahası Ebu Bekir’in halifeliği Ali’nin elinden Fatıma’nın evinin basılması ve yakılması ile zorla alındığını iddia ederler.
Sünnilik ve Şiilik arasındaki anlayış ve uygulama farkları:
- Sünniler, Ebü Bekir’in halife olması gerektiğine dair Hz. Muhammed(s.a.v.)’in hastayken imamlığı Ebü Bekir’e bırakması ve Ebü Bekir’in Kur’an da gıyaben geçmesinin üstünlük sayılmasını örnek gösterirler. Şiiler, Hz. Muhammed (s.a.v.)’den sonra halifeliğin Ali ve soyuna ait olduğunu savunur. İlk üç halifenin hilafeti Ali’den gasp ettiklerine inanırlar.
- Sünnilere göre iktidar bir soy meselesi değil, ümmetin kendi içinde istişare ile çözeceği siyasi bir konudur. Peygamber ve ardından gelen hem devlet başkanı hem de imamdırlar. Onlardan sonra gelenler imam kabul edilmez. Şiilerde ise iktidar, inanç meselesidir ve meşru siyasi lider aynı zamanda dini liderliği de elinde bulunduran Ali ve soyundan gelen imamlara aittir.
- Şiiler, muta nikahının (belirli bir süreyle sınırlandırılmış evlilik) sünni’ lerin kabullenmemesinin aksine dinen uygun (caiz) olduğuna inanırlar. Şiilere göre bunun Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanında yapılması uygun görülmüş ve Kur’an da da onaylanmıştır.
Şiiler, küçük yaşta gaybaya (kayıp, ortadan kaybolan) giren 12. İmamın ölmediğine ve halen hayatta olup Mehdi olarak tekrar geri döneceğine inanırlar. Temel Özellikleri ve Görüşleri;
- İmamet İnancı: Liderliğin seçimle değil, ilahi tayinle ve Ehl- Beyt (Hz. Ali ve soyu) aracılığıyla yürütülmesi gerektiğine inanılır.
- Nüfus ve Coğrafya: Dünya Müslümanlarının yaklaşık % 10-15 ‘ini oluşturur. İran, Irak ve Azerbaycan gibi ülkelerde nüfusun çoğunluğunu veya büyük bir kısmını meydana getirir. Temel Kolları, tarihi süreçte farklı kollara ayrılmıştır. Oniki ciler, Şiiliğin en kalabalık koludur, on iki imamı kabul eder ve on ikincinin gizlilikte olup mehdi olarak döneceğine inanır. Zeydilik, fıkhi ve siyasi görüşler açısından Sünniliğe en yakın koldur.
HARİCİ’ LİK
Haricilik, İslam tarihindeki ilk siyasi ve itikadi mezheptir. İslam dünyası içerisinde % 2’ lik bir kısmı oluşturmaktadır. Hariciler ana görüşleri olarak İslam’ dan çıktığını kabul ettikleri ve kendilerinden olmayan diğer Müslümanları tekfir ile itham ederek öldürdükleri bilinmektedir. Haricilerin büyük bir kısmının sünnet ve hadisle sabit birçok hükme itiraz ettikleri bilinmektedir. Ortaya Çıkışı ve Anlamı;
- Kelime Anlamı: ‘’ Dışarı çıkan, İsyan eden ve İtaatten ayrılan ‘’ anlamına gelen Havaric (Hariciler) kelimelerinden türetilmiştir. Kendileri ise Allah yolunda hak için ayaklandıklarını ifade ederek kendilerini canlarını Allah’a satanlar olarak adlandırmışlardır.
- Tarihsel Arka Plan: Hz. Ali ve Muaviye arasındaki Sıffin Savaşı’nda anlaşmazlığı çözmek için hakem tayin edilmesini büyük bir sapma olarak gördüler ve Hz. Ali’ den ayrılan gurup tarafından ortaya çıkmıştır. ’’ Allah’ın hükmüne razı olmayıp insanları hakem kıldıkları’’ gerekçesiyle hem Hz. Ali’ye hem de Muaviye’ye karşı cephe aldılar.
- İman ve Amel Bütünlüğü: İmanı amelin bir parçası olarak görürler. Büyük günah işleyen bir kişinin imandan çıkıp kafir olacağını savunurlar. Kendilerinden olmayan ve büyük günah işleyen diğer Müslümanları ve yöneticileri kafir saymış, şiddeti ve isyanı meşru bir hak olarak görmüşlerdir.
- Hilafet Anlayışı: Halifenin Kureyşli olma şartını reddetmişlerdir. Onlara göre adil, alim ve zahit olmak şartıyla siyahi bir köle dahi seçimle imam (halife) seçilebilir. Zalim ve günahkar yöneticilere itaat edilmez, onlara karşı isyan edilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.