NurHan Keleş
KAPİTALİST DİNDARLIK GİRDABINDAN, İSLAM’IN “VAKIF MEDENİYETİ SİSTEMİNE” HİCRET EDEREK ANCAK KURTULABİLİRİZ.
Günümüz İslam Dünyası, nüfus çokluğuna ve kalabalığına rağmen, etkin bir güç üretememenin derin sancısını özellikle çekiyor. Milyarlarca insan, devasa coğrafyalar ve zengin kaynakların fazlalığı ortada olmasına rağmen, bütün bu potansiyel, neden küresel ölçekte belirleyici etkin bir iradeye, bir türlü dönüşemiyor?
Bu sorunun temelinde, Seküler Kapitalizm’in dini kamusal alandan söküp alarak, bireysel bir "iç huzur" mekanizmasına indirgemesinde özellikle yatıyor. Bireyi merkeze alan ve her şeyi tüketim nesnesine dönüştüren, neoliberal Kapitalizm düzeni, dini de her alanda tahrif etmiştir.
Vicdanlara hapsedilen ve ritüellere sıkıştırılan "Kapitalist Dindarlık" şekline sokulan bu anlayış, toplumsal Adaleti ve kamusal Ahlakı inşa etme iddiasını, günümüzde tamamen yitirdi. Daha da acısı, İslami söylemlerin, siyasi ve ekonomik rant için araçsallaştırılması, kitlelerde büyük bir yozlaşma ve hayal kırıklığı yaratarak, deizm gibi bireysel kaçışları her alanda tetiklemiştir.
İslam Dünyası günümüzde bilginin, teknolojinin ve felsefenin üreticisi değil, maalesef seküler sistemin pasif bir tüketicisi haline her alanda gelmiştir. Bu yozlaşma çarkını kırmanın ve aranan Adil Bir Sistem kurmanın anahtarı ise Türk-İslam Medeniyetinin, kendi öz kadim köklerimizde, akademik bir eser olarak ortaya çıkan "Vakıf İş Kümesi" modelinde saklıdır.
Seküler Kapitalizmin kâr maksimizasyon odaklı, insanı ve doğayı sömüren yapısına karşı, “Vakıf İş Kümesi” Adaleti ve ortak refahı merkeze alan, günümüzde Ahilik ve İslami İktisad temelinde, İnsanlığa köklü bir dönüşümü ve çözümü vaat etmektedir.
Rant ekonomisinden, üretim ve paylaşım ekonomisine geçilecektir. Rant ve kişisel servet birikimini hedefleyen kapitalist modelin yerine, sermayenin toplumsal faydaya dönüştüğü, elde edilen kazancın yeniden üretime, eğitime ve sosyal adalete aktarıldığı, sürdürülebilir bir ekosistem yapısı kurulur.
Tüketen değil, üreten bir entelektüel sermaye geçilir. Eğitim ve teknoloji, kapitalist piyasanın birer ticari malı olmaktan çıkarılır. Vakıf çatısı altında bağımsızlaşan, akademi ve AR-GE merkezleri, yapay zekadan küresel adaletsizliğe kadar, çağın sorunlarına özgün, fıkhi ve pratik çözümler üreten, eleştirel düşünceyi, her alanda sosyoekonomik olarak ihya ve inşa eder.
Bireysel sınırsız tüketimden, kamusal Ahlaka geçiş yapılır. Dini, kişisel bir konfor alanı gören “Kapitalist dindarlık” anlayışı yerine, dayanışmayı, şeffaflığı ve insan hakkını, merkeze alan kurucu bir kamusal ahlaka her alanda bırakır.
Kişiyi, değeri ya da kurumu, sadece başka bir amaca ulaşmak için bir araç, vasıta olarak kullanmanın, önüne geçen, kurumsal bir güvenceye Adil Bir Sisteme geçilir.
Dinî değerlerin siyasi güce veya kişisel zenginleşmeye alet edilmesini önleyecek, en büyük engel, “Vakıf İş Kümesi” kurumsal toplum yapısıdır. Liyakat ve Adalete dayalı bu Adil Bir Sistem yapıları ile güveni yeniden her alanda rahatlıkla tesis edilir.
İslam coğrafyasının pasif bir tüketim nesnesi olmaktan çıkıp küresel ölçekte özgün bir medeniyet aktörü olması, vicdanlara hapsedilen dini yeniden hayatın ve üretimin merkezine taşıyacak adil sistemlerin inşasına bağlıdır.
Seküler Kapitalizmin ürettiği, ahlaki ve sosyoekonomik yozlaşma, yolsuzluk, rüşvet ve çöküşe karşı, günümüzde fazlası ile yaşayarak görüyoruz. Detaylara girmeye zaten gerek yok, neredeyse her alanda çöküşleri acılar içinde görüyoruz.
İşte bu olumsuz duruma, Adil Bir Sistem olan “Vakıf İş Kümesi” kurumsal yapısı, insanlığın muhtaç olduğu Adalet, Hakikat ve Liyakatın gerçek ve hakiki çözüm üreten, alternatifin bir adıdır.
İslam'ın sesinin ve soluğunun kısıtlandığı bir çağda, özellikle de etkin üretim gücü talepleri olan İslam'ın etkisiz hale getirildiği, terörize edildiği bir çağda, bu çoğunluk nüfus ve kalabalıklar, yani İslami ülke ve toplumları, neden etkin bir güç oluşumlara, bir türlü dönüşemiyor?
Yüce dinimiz İslam, neden “Kapitalist dindarlığın” bireysel sınırlarına, özellikle günümüzde, sığ bir alana, niçin hapsediliyor? “Kapitalist dindarlardan” dolayı neden İslam dinimiz, sürekli karalanmaya yada etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. Müslümanlar olarak, asla kabul edilemez bir durumdur.
Bu “Kapitalist dindarlık” anlayışı, hatayı, yanlışı neden görmüyor sunuz? Duymuyor sunuz yada bilmezden geliyorsunuz? Elbette hepsinin farkındasınız, ancak çıkar ve menfaat ilişkileri hakikati ve gerçekleri sürekli bastırmaktadır. Müslüman olsanız dahi, olaya ve bu duruma sessiz kalmanız, tüm yapılanlara, ortak olmanız anlamına da gelmektedir.
İslami toplumlar bilim, teknoloji, felsefe, sanat ve ekonomi gibi alanlarda özgün ve güçlü yapılar kuramadığı sürece, küresel bir etki ve güç asla doğuramaz. İslami coğrafyalar, günümüzde bilginin ve teknolojinin üreticisi değil, neredeyse her alanda, tüketicisi konumundadır.
İslam dünyasındaki eğitim sistemleri, modern çağın karmaşık sorunlarına, yapay zekadan, küresel adaletsizliğe kadar fıkhi, entelektüel ve pratik çözümler üretecek, eleştirel düşünce altyapısını kurmakta zorlanmaktadır.
Bunun en önemli sebeplerinden biride, günümüz ekonomi sistemin “Bireysel tüketim kültürü” ve "Kapitalist dindarlık" anlayışında özellikle yatmaktadır.
Küreselleşme ve neoliberal Kapitalist ekonomi model, bildiğiniz gibi parayı merkeze alır. Bu sistem; dini etkisizleştirerek, bireyselde maddi öncelikli bir tercihe ve sınırsızca tüketerek, kendinde bir rahatlama aracı haline getirerek, bireyi tüketim nesnesi haline getirir.
Vicdana hapsedilen Din, toplumsal Adaleti ve kamusal Ahlakı inşa eden kurucu bir irade olmaktan her alanda bilinçli bir şekilde çıkarılarak, bireyin kişisel hayatında yaşadığı, sadece şekilsel ibadet ritüellerine indirgenmiş, bir "iç huzur" mekanizmasına, özellikle dönüştürülmektedir.
Son yüzyılda siyasal iddialarla ortaya çıkan, bazı hareketlerin Adalet, şeffaflık, insan hakları ve çoğulculuk konusunda başarılı sınavlar verememesi, kitlelerde sürekli bir hayal kırıklığı özellikle günümüzde yaşatmıştır.
İslami söylemlerin, siyasi güç veya ekonomik rant devşirmek için araçsallaştırılması, dinin toplum nezdindeki dönüştürücü ve ahlaki gücünü her alanda zayıflatmış, insanları "Deizm" veya "Bireysel dindarlık" gibi alternatif arayışlara özellikle itmiştir.
İslam'ın yoğun nüfus ve insan gücünün etkin güçlü bir niteliğe dönüşememesi, küresel sistemin dış baskıları, İslami entelektüel sermayenin, çağdaş bilgi ve teknoloji üretmekteki yetersizliği ve modern hayatın, dini bireysel bir tüketim nesnesine dönüştüren yapısı ile doğrudan ilişkilidir.
“Kapitalist dindarlık” girdabından, günümüz Müslümanlığı bir an önce terk ederek, çıkmadığı sürece bu sorunlar ve sıkıntılar asla bitmez. Seküler Kapitalizm içinde değer inşası çalışması yapanlar yada onu iyileştirmeye çalışanlar, çok büyük bir hata içindedir.
Ne yaparsanız yapın, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, değerlerimiz ile taban tabana zıt olan, Seküler Kapitalizm sistemi içinde, bunu asla başaramazsınız.
Bir Müslüman aklını ve ferasetini iyi kullanmalıdır. Bu yanlışlıkları görerek “Allahu Ekber” diyerek, hakikatin yoluna aklı ile gerçekler ışığında girmelidir. Adalet, Hakikat ve liyakat temelindeki, Ahilik ve İslam İktisadı temelindeki, kendi özümüz değerimiz, İnsanı merkeze alan Adil Bir Sistem “Vakıf İş Kümesi” sosyoekonomik modeli, bu çıkmazdan bizleri Allah’ın izniyle kurtaracaktır.
“Vakıf İş Kümesi“ mikro modeli zamanla, Ahilik Vakıf Medeniyetimizin sosyoekonomik olarak bir bütünlük içinde, değerlerimizi her alanda ihya ve inşa edecek Yüce dinimiz İslam’ı her alanda yüceltecek, bütüncül bir sistem içinde yaşamamıza altyapı zemini olacaktır.
Tüm Müslümanlara çağrımdır: Sizleri “Kapitalist Dindarlık” yozlaştırıcı girdabından çıkmanızı ve Türk İslam Medeniyetin, o kadim yüce nizamına, “Vakıf Medeniyeti Sistemine” ruhen ve bedenen “HİCRET” etmenizi, aklınız ve kalbinizin gerçek hakikat sesini dinlemenizi, canı yürekten dilerim.
Bizler gayret, çalışma ve seferden sorumluyuz, zafer ve galip gelecek yalnız ve yalnızca Allah’tır.
"Allah'tan başka galip (üstün gelen, zafer sahibi) yoktur" (Yusuf Suresi,21)
Selam, Muhabbet ve Dua ile Kalın İnşallah
NurHan Keleş
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.