MUAYENEHANEDE KİTAP KOKUSU

Yazı konusu ‘insan’ olunca haliyle zorlanıyorsunuz. Hele kimi insanlar söz konusu olunca yazıya defalarca başlıyor, okuyor, soğutuyor, sonra bir daha bakıyorsunuz derken bir türlü yazıya giremiyorsunuz. Bazı insanlarda ise klavye tuşları bile hızınıza yetersiz kalıyor ve su gibi akıp gidiyor sözcükleriniz. Bugün de uzun zamandır ertelediğim Süleyman Sami Hoca’yı konu edinince yazı su gibi akıp gitti.
Kimi insanlar vardır, dokundukları coğrafyanın yalnızca çehresini değil, ruhunu da değiştirirler. Mesleklerinin merkezlerine insanı koyduklarından sınırlarını da insan sevgisiyle esnetir, sığındıkları şehirlere sığmaz, taşarlar. "Şehirleri Taşıyan Adamlar" başlığıyla 2023 yılında bir yazı dizimiz olsun istemiş ve o tarihten bu yana hep Sami hocamı yazıp sizlerle tanıştırmak istemiştim ama nasip bugüneymiş.

Onu tanıyanlar şimdilerde emekli bir öğretim üyesi ve iyi bir göz hekimi olarak tanırlar ama onu biraz daha yakından tanıyanlar ise onun bu tanımlamanın çok ötesinde biri olduğunu rahatlıkla ifade ederler. O, Manisa’da sadece gözlere değil, aynı zamanda gönüllere, zihinlere ve toplum sağlığına da şifa dağıtan bir isim. Akademik unvanların soğukluğuna sığınmayan, beyaz önlüğünü bir kültür ve sağlık elçisi gibi taşıyan mümtaz bir hekim. Uzun yıllar Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dekanlık, Göz Hastalıkları Anabilim Dalı'nda profesör doktor olarak bir yandan öğrenci yetiştirirken bir yandan da bulunduğu şehre ve bölgeye hizmet veren, emekliliğinin ardından da yine aynı, doğup büyüdüğü ve yaşadığı şehrin bir özel hastanesi bünyesinde şifa dağıtmaya devam eden bir tıp çınarı. Ancak Süleyman Sami Hoca’yı asıl "şehirlere sığmaz" kılan, “şehri taşıyan insanlardan” yapan özelliği ise neşterindeki maharet ve yazdığı reçetelerden ziyade, toplumun hem zihinsel hem de fiziksel olarak sağlıklı kalması için ömrünü adadığı gönüllü çalışmalardır.

Süleyman Sami İlker’in odasına girdiğinizde sizi sadece tıbbi cihazlar, medikal kokular karşılamaz. Kendi bütçesi ve dostlarının bağışlarıyla kurduğu minik bir kütüphane onun muayenehanesinin neredeyse olmazsa olmazıdır. Bu yüzden içeri girdiğinizde o kitap kokusunun cezbedici güzelliğini alırsınız. Onun belki de en büyük ülküsü, insanlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak, kitaba yaklaştırmaktır. Bu yüzden otuz yılı aşkın hekimlik hayatı boyunca, yanından ayrılan her hastasını, özellikle çocuk ve genç hastalarını hep bir kitapla uğurlamayı adet edinmiştir.
Hastane korkusuyla kapıdan giren minik yürekler, Süleyman Hoca’nın şefkatli muayenesinin ardından ellerine tutuşturulan bir masal ya da hikâye kitabıyla ayrılırlar. Hoca, bu çabasını "Çocuğa kitap hediye ettiğimizde hastane korkusu gidiyor, muayenemiz de kolaylaşıyor" diyerek özetlese de aslında o, çocukların zihninde geleceğe açılacak bambaşka bir dünyanın kapısını aralamaktadır. Ayda binlerce lirasını bu uğurda harcamaktan çekinmeyen bir hekimin, reçetesine "günde en az yirmi sayfa kitap kokusu" yazdığını hayal etmek hiç de zor değil.
Süleyman Sami Hoca, modern tıbbın sadece "hastalıkları tedavi etmek" değil, asıl olarak "insanların hasta olmasını engellemek" üzerine kurulması gerektiğine inanır. Bu doğrultuda, uzmanlık alanı olan göz hekimliğinin çok ötesine geçerek kendini çok uzun bir zamandır bir halk sağlığı neferine dönüştürmüştür. Özellikle Manisa ve çevresindeki okullarda, halk eğitim merkezlerinde ve sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak düzenlediği "Hasta Etmeyen Beslenme ve Yaşam Tarzı" konferanslarıyla binlerce kişiye ulaşmıştır. Toplumun beslenme alışkanlıklarını değiştirmeyi hedefleyen hoca; endüstriyel gıdalardan uzak durulması, temiz beslenme, hareketli yaşam ve bağışıklık sistemini güçlü tutmanın yolları üzerine adeta bir öğretmen gibi köy köy, okul okul gezerek dersler de vermiş. Sosyal medya hesaplarından da bu yönde paylaşımlarını takipçileriyle paylaşmıştır. Ona göre kronik hastalıkların temelinde yanlış yaşam alışkanlıkları yatmaktadır. Bu yüzden halkı sahada eğitmek, en büyük ameliyattan çok daha değerlidir.
Ailece iyi bir takipçisi olduğumuzdan onun halk sağlığı ile ilgili paylaşıp yazdığı üç önemli tavsiyeyi de burada sizlerle paylaşmak isterim.
1. Paketli gıdaların "İçindekiler" kısmını okuyun: Satın aldığınız markaya bakmaksızın her paketli gıdanın etiketini inceleyin. İçeriğinde glikoz şurubu veya margarin bulunan ürünleri kesinlikle evinize sokmayın.
2. Acıkmadan sofraya oturmayın ve iki öğün beslenin: Vücudun kendini yenileyebilmesi için sürekli atıştırmayı bırakın. Tercihen sabah ve akşam olmak üzere günlük beslenmeyi iki ana öğün ile sınırlayın. Akşam saat dokuzdan sonra ise mutfak kapısını tamamen kapatın
3. Ekmeği ve unlu mamulleri azaltın: Karbonhidrat ve gluten yükünü hafifletmek için unlu gıdaları hayatınızda minimuma indirin. Sofrada ekmekten kopardığınız bir lokmayı ağzınıza atmadan önce bir kez daha bölerek küçültün. Böylece beynin tokluk hissine ulaşması için geçen o kritik 20 dakikalık sürede çok daha az gıda tüketmiş olursunuz.

Süleyman Sami İlker’in, geleneklerine ve köklerine sadık, Türk diline aşık bir münevver olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Onun entelektüel birikimi sadece tıp makaleleriyle sınırlı kalmamış, doğup büyüdüğü topraklara olan vefa borcunu kalemiyle ödemiştir. 1956 yılında Manisa’nın Gördes ilçesinde başlayan yaşam yolculuğunu, "Bir Zamanlar Gördes" (1999) ve "Eskiden Yeniye Gördes" (2016) gibi kıymetli şehir tarihi eserleriyle ölümsüzleştirmiştir. Geriye dönüp bakıldığında sadece ameliyat ettiği hastaları değil, yaşadığı şehrin hafızasını da kurtardığını, ona karşı borcunu ödediğini görürüz.

Disiplinli yetişmesinde önemli katkısı olan askeri tıp geçmişine bir saygı duruşu niteliğindeki "Hava Lisesi Tarihi" (2025) kitabının yanı sıra; Sibirya, Rusya, İran ve Türkmenistan gibi geniş bir coğrafyayı kapsayan seyahatlerinin bir meyvesi olan "Turan Yolculuğu" (2025) eseri, onun sınırları aşan keşif merakının ve kültürel vizyonunun en canlı kanıtıdır. Okurken yolculuğuna dahil olur, beraber gezer ve oraları yaşarsınız.

Süleyman Sami Hoca’nın hayat felsefesini biraz zorlanarak sadece tek bir cümleyle özetlemeye kalksak belki: "İnsanı eğit ki toplum düzelsin" diyebilirdik. O aynı zamanda uzun bir süredir bir grup iyi yürekli arkadaşıyla sürdürdüğü hayır çalışmalarını da hiç aksatmamıştır. Eğitime Katkı Derneği Başkanı olarak, yüzlerce öğrenciye sağladığı burs imkanlarıyla, eğitime ve sağlığa yaptığı yatırımları da adeta taçlandırmaktadır. Kültür ve tıp dünyasının ona duyduğu minnet, adına ithaf edilen "S. Sami İlker Armağanı" kitabı ile taçlandırılmıştır.

Manisa, şehzadeler şehridir. Tarihiyle, kültürüyle ağır ve vakurdur. Ancak Manisa’yı asıl büyük kılan; Süleyman Sami İlker gibi tıp ilmini kültürün zarif imbiğinden geçirerek halka sunan, reçetesine bilimi, heybesine ise kitabı ve sağlıklı yaşam öğütlerini koyup sokaklarına taşan “şehirleri taşıyan” güzel adamlarıdır.

Gözümüzdeki perdeleri neşteriyle açarken, toplumu bilinçlendirerek geleceğimizi aydınlatan ve zihnimizdeki perdeleri kitaplarla aralayan bir toplum mimarı olan Süleyman Sami Hocamıza, bu ülkeye kattığı her bir değer için bir kez daha bu vesileyle minnettarlığımızı sunuyoruz.

Erdal ÇİL

Bu yazı toplam 41 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Erdal Çil Arşivi

SULTANLARIN ŞANSI

28 Eylül 2026 Pazartesi 10:00

YAZMAZSAM HASTA OLURDUM

07 Eylül 2026 Pazartesi 11:34

BAŞARIDA SINIR TANIMAYAN REKTÖRLER

31 Ağustos 2026 Pazartesi 09:50

ÇAKARLI LAMBALARIN, UYKUSUZ MESAİLERİ

24 Ağustos 2026 Pazartesi 09:13

EN BÜYÜK KITLIK KAHT-I RİCAL

03 Ağustos 2026 Pazartesi 09:30

BİZDEKİ KAHT-I RİCAL’İN GEÇMİŞİ

27 Temmuz 2026 Pazartesi 16:46