Grönland Bile Satılık
Haritaya Yukarıdan Bakan Akıl
Dün Ortadoğu’ydu.
Bugün Latin Amerika.
Yarın ise haritada yeri zor bulunan bir ada…
Dün “demokrasi” diyerek girildi.
Bugün “istikrar” deniyor.
Yarın ise süsleme bile yok: “Satın alalım.”
Amerika Birleşik Devletleri, dünya haritasına yukarıdan bakar.
Onun için ülkeler vatan değil, envanterdir.
Envanterde petrol, gaz, lityum ya da stratejik bir geçit varsa, sıra mutlaka oraya gelir.
Ortadoğu’dan Kalan Enkaz
Ortadoğu bunun en acı örneğidir.
Irak yerle bir edildi.
Libya dağıtıldı.
Petrol aktı ama huzur gelmedi.
Haritalar değişti, ama halkların kaderi değişmedi.
Yeraltı zengindi, yerüstü yoksullaştı.
Latin Amerika: Yeni Hedef Tahtası
Bugün aynı senaryo Latin Amerika için sahnede.
Venezuela gibi yeraltı zengini ülkeler yıllardır kuşatma altında.
Dil tanıdık: Demokrasi krizi, otoriter lider, rejim sorunu…
Ortadoğu’da kullanılan kelimeler, bu kez İspanyolca ve Portekizceye çevrildi.
Grönland Çıkışı: Gaf Değil, İtiraf
Derken bir gün bir ABD Başkanı çıktı ve hiç saklamadı.
Donald Trump, “Grönland’ı satın alalım” dedi.
Bu bir gaf değildi.
Bu, emperyal zihniyetin filtresiz itirafıydı.
Grönland kâğıt üzerinde Danimarka’ya ait olabilir.
Ama Washington’un baktığı yer buzulların altıydı:
Nadir madenler, enerji potansiyeli ve Kuzey ticaret yolları…
Ortadoğu’da “özgürlük” denmişti,
Latin Amerika’da “demokrasi” deniyor,
Grönland’da ise doğrudan söyleniyor:
“Satın alalım.”
Silah Değişiyor, Trajedi Değişmiyor
Yöntemler değişiyor ama sonuç hiç değişmiyor.
Bu emperyal iştahın arkasında hep aynı tablo var:
Dağılmış aileler,
yetim kalmış çocuklar,
harabeye dönmüş şehirler…
Silah bazen bombadır, bazen ambargodur.
Ama çocukların yetim kalması hep aynıdır.
Başkanlar Değişir, Sistem Kalır
Washington’da isimler değişir.
Cumhuriyetçi gider, Demokrat gelir.
Ama hedef alınan coğrafyalar değişmez.
Çünkü mesele kişiler değil, sistemdir.
Sıradaki Kıta Hangisi?
Bugün Latin Amerika konuşuluyor.
Grönland bile artık “opsiyon”.
Yarın Afrika mı olur,
Orta Asya mı,
Kuzey Kutbu mu?
Cevap zor değil.
Nerede yeraltı zenginliği varsa, sıra oraya gelir.
Bedelini ise her zaman olduğu gibi,
o zenginliğe karar verenler değil,
o topraklarda yaşayanlar öder.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.