Erdal Çil
BİLGİ KÖPRÜLERİ KÜTÜPHANELERİMİZ
İlkokul yıllarımızı düşünüyorum da üç çocuk bir araya gelsek ne oyunlar oynar ne çocukluklar yapar, seslerimiz hiç olmadığı kadar yükselirdi. Bunun istisnaları tabii ki vardı. Mesela büyüklerimizin yanında, camilerde, mezarlıklarda ve öğretmenimizin sınıfta ders anlattığı zamanlarda ise anlatacak, gülecek bir şeylerimiz olsa bile susar, en fazla işaretlerle haberleşir, yakalanınca da utanır kızarırdık.
İçine adımını attığınız an o huzur ikliminin, o kitap kokusunun adeta bütün nefeslerimizi tuttuğu, o kendine has büyüsüyle bizi bağrına basan, sesimizi kesen bir de kütüphanelerimizi hatırlıyorum. Irk, renk, din, dil ayırımı yapmadan herkese kucağını açan, sizi içinizde bulunduğunuz dünyadan çok daha uzak coğrafyalara götürebildiği gibi aynı zamanda tarihte de yolculuk yaptırıp geçmişte unutulmaz işlere imza atan, eserleriyle belleklerimizde derin izler bırakan düşünürlerle, yazarlarla buluşturan ve bütün bu işleri de sizden hiçbir ücret talep etmeden, sessiz sedasız yapan, mütevazilik abidesi kütüphanelerimiz.
Onları sadece kalın ciltlerle dolu raflardan ibaret görürsek de yanılırız. Onlar aynı zamanda bir toplumun hafızası, zekâsı ve kültürel gen haritasıdır. İnsanlığın ortak belleği kütüphaneler, bilginin zamanı aşarak nesilden nesile aktarılmasını sağlayan en köklü yapılardır. Bilgiye sahip olanın dünyaya yön verdiği gerçeği düşünülürse elbette ki kütüphanelerin değerinin, duvarlarının kapladığı alandan çok daha büyük olduğunu söyleyebiliriz.
İnsanlığın kütüphanecilik macerası, bilginin kalıcı hale getirilme çabasıyla eş zamanlı başlıyor. Tarihteki ilk kütüphane örnekleri, Mezopotamya Kütüphaneleri çatısı altında Sümerlerin kil tabletler üzerine çivi yazısıyla tuttuğu kayıtlara kadar uzanıyor. Sistemli ve kurumsal anlamda bilinen en eski kütüphanenin ise M.Ö. 625 yılında Asur Devleti döneminde kurulan ünlü Ninova Kütüphanesi olduğunu biliyoruz. Antik dünyanın bilgi merkezleri olan İskenderiye Kütüphanesi ve Anadolu topraklarında yükselen Efes'teki Celsus Kütüphanesi gibi yapıların, insanlığın aydınlanma arzusunun, bilgiyi geleceğe taşımanın en belirgin nişaneleri olarak tarih sayfalarına geçtiğini biliyoruz.
Ülkemizin özellikle son yirmi yılda kütüphanecilik vizyonunda adeta çağ atladığını görmezden gelemeyiz. Eski, kasvetli ve sadece belirli saatlerde kapılarını açan geleneksel kütüphane anlayışının tamamen terk edilerek 7 gün 24 saat yaşayan, dijital altyapıyla donatılmış, içinde yeşil alanların, kafelerin ve teknoloji atölyelerinin bulunduğu "yaşayan kütüphane" konseptine geçildiğini gururla izliyoruz. Ülke genelinde yüzlerce il ve ilçe halk kütüphanesi modernize edilmiş, üniversite kütüphaneleri dünya standartlarına taşınmış ve her yaştan vatandaşı kitapla buluşturan mahalle kütüphaneleri ile millet kıraathaneleri hayatımızın tam merkezine yerleşmiştir.
Bu büyük dönüşümün ve vizyonun tepe noktası kuşkusuz başkent Ankara’da yükselen T.C. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'dir. 20 Şubat 2020 tarihinde kapılarını açan bu devasa yapı, Selçuklu, Osmanlı ve çağdaş mimarinin de izlerini taşımaktadır. 125 bin metrekare kapalı alana sahip ve aynı anda 5.500 kişiye hizmet verebilen bu kütüphane içerisinde milyonlarca basılı eserin yanı sıra yüz milyonlarca elektronik yayına, nadir eserlere ve mikrofilmlere de ev sahipliği yapmaktadır. Tavanında Alak Süresi’nin 4.ve 5. Ayetlerinin meali olan, “O, kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini öğretendir” ifadesinin yer aldığı Cihannüma Salonu ise dünyanın dört bir yanından, yüzlerce farklı dilde eseri barındırdığı gibi kütüphanenin evrensel bir bilgi köprüsü olduğunun da en net kanıtı olduğunu haykırır gibidir. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nin bu anlamda sadece ders çalışılan bir yer değil; teknoloji ve inovasyon atölyeleri, sergi salonları ve eğitim merkezleriyle yaşayan küresel bir rol model bir muhteşem eser olduğunu da söylemeden geçmeyelim.
6-7 Temmuz 2026 tarihinde NATO Zirvesinde dünya liderlerine ve dünyanın dört bir yanından gelen basın mensuplarına da ev sahipliği yapan son dönemin bu en önemli mimarisini yakından görme fırsatı bulanların, duygu ve düşüncelerinin ajanslara yansıyan ifadelerinden ve ülkemizin tanıtımına ne kadar katkı sağladığına tanık olmak da ayrıca gerçekten çok ama çok güzeldi.
İstanbul da son dönemdeki bu kütüphane hamlesinden payına düşeni fazlasıyla almıştır. Şehrin dört bir yanında açılan yeni nesil kütüphaneler gençlerin uğrak noktası haline gelmiştir. Bu halkaya eklenen en muazzam mücevher ise Rami Kütüphanesi'dir.
250 yıllık tarihi olan tarihi Rami Kışlası, titiz bir restorasyon sürecinin ardından 2023 yılında Rami Kütüphanesi adıyla kültür dünyasına kazandırılmıştır. İstanbul'un en büyük, Avrupa'nın ise sayılı kütüphane komplekslerinden biri olan bu mekân, 4.200 kişilik oturma kapasitesi ve devasa kitap stoğu ile hizmet vermektedir. Ortasındaki 51 bin metrekarelik devasa peyzaj alanı (millet bahçesi), yapay göleti ve yürüyüş yollarıyla İstanbullulara hem kültürel bir vaha hem de nefes alınacak yeşil bir alan sunmaktadır. Bebek ve çocuk kütüphanelerinden yazma eser şifahanesine kadar her detayı barındıran bu yapı, şehrin adeta yeni bir çekim merkezi olmuştur.
Bunun yanında, Prof. Dr. Haluk Dursun Kütüphanesi gibi 24 saat kesintisiz hizmet veren, gençlere ikramlar sunan dinamik mekanlar ve ilçe belediyeleri tarafından açılan onlarca modern kütüphane, İstanbul'u adeta bir okuma şehrine dönüştürmüştür.
İl halk kütüphanelerinin tamamında ortak bir otomasyon sistemi MİLOS (Milli Kütüphane Otomasyon Sistemi) ile KOHA (kütüphane koleksiyonlarını, üye kayıtlarını ve ödünç alma/verme işlemlerini yönetmek için kullanılan dünyanın ilk ve en yaygın açık kaynak kodlu ücretsiz kütüphane otomasyon sistemi) altyapısı bulunmakta olup, vatandaşlarımız e-Devlet üzerinden üye olabilmekte, Türkiye'deki herhangi bir il halk kütüphanesindeki kitabı dijital olarak sorgulayabilmektedir. Ayrıca son dönemde yürütülen Müteferrika Projesi kapsamında, 81 il halk kütüphanesinin arşivindeki nadir kitaplar, yerel gazete koleksiyonları ve tarihi dergiler hızla dijitalleştirilerek koruma altına alınmaktadır. Birçok ildeki halk kütüphanesi eski, dar binalarından çıkarılarak modern mimariye sahip, engelsiz, çocuk oyun alanlı, internet salonları ve bireysel çalışma odaları içeren kompleks yapılara dönüştürülmüştür.
Halk kütüphanelerinin toplam üye sayısı Türkiye genelinde 7 milyon barajını aşmış, kütüphaneler ders çalışmak isteyen öğrencilerin ve araştırmacıların en önemli sosyal alanları haline gelmiştir.
Kütüphanelere yapılan yatırımlar, bir ülkenin geleceğine, yani insanına yaptığı en kalıcı yatırımlardır. Betona değil, bilgiye ve fikre açılan bu kapılar sayesinde yetişecek nesiller, Türkiye'yi çok daha aydınlık yarınlara taşıyacağı asla unutulmamalıdır. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nden Rami'ye uzanan bu bilgi köprüleri, sadece bugünün gençlerine ders çalışma alanı sunmuyor; yüzyıllar sonrasına gururla miras bırakacağımız yeni bir medeniyet hafızası inşa ediyor. Kapısından içeri giren her bir gencin zihninde çakacak bir kıvılcım, yarının büyük keşiflerinin ve fikirlerinin habercisidir.
Büyük medeniyet hayalleri ancak büyük milletlerin harcıdır. O büyük hayallere giden yolun başında da büyük ve mükemmel kütüphaneler yer alır ve içindeki zenginlikleriyle, bu kutlu yola çıkanlara enerji verir, güç verir.
Bilgiye ulaşmamızda böylesi bir köprü vazifesi gören kütüphanelerimizi milletimizle buluşturan, yapımına vesile olan ve bu vizyona ayak uyduran herkesi kutluyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.