TANDOĞAN UYSAL
Bir İlahiyle Bölünen Türkiye
Türkiye, ne yazık ki artık çok kolay bölünen, çok çabuk kırılan bir ülke hâline geldi. Üstelik bu bölünme yalnızca siyasetle değil; zaman zaman din, gelenek ve hatta bir ilahi üzerinden bile derinleşebiliyor. Son günlerde yaşananlar bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Ramazan’ın Ruhundan Siyasetin Alanına
Ramazan ayı, özü itibarıyla paylaşmanın, sabrın ve birleştiriciliğin ayıdır. Gelenekler, görenekler bu ayda daha görünür hâle gelir. Bu yıl ise Ramazan’ın maneviyatı, farklı bir biçimde kamusal alana taşındı.
Bu kez sokakta ya da sahur vaktinde değil; dükkân ve işletme benzeri mekânlara yapılan ziyaretlerde, ilahi okuyan üç kişinin görüntüleri sosyal medyada paylaşılmaya başlandı. Ramazan ayının ruhu içinde, ilahinin sözlerinde geçen “Allah” vurgusu ve melodisi, toplumun geniş bir kesiminin duygularına hitap etti. İşletme ziyaretlerinde çekilen bu görüntüler kısa sürede yaygınlaştı.
Sosyal Medyadan Küresel İlgiye
Gelişen teknoloji ve yapay zekânın da katkısıyla bu ilahi, yalnızca Türkiye’de değil; dünyanın dört bir yanındaki Türkler arasında da büyük ilgi gördü. Kısa sürede izlenme rekorları kırdı. İlk bakışta her şey doğal, hatta Ramazan’ın ruhuna uygun bir çerçevede ilerliyordu.
Buraya kadar sorun yoktu.
İlahinin Siyasetle İmtihanı
Ancak ne zaman ki bu ilahi miting alanlarına, ne zaman ki TBMM kürsülerinde yapılan konuşmalara taşındı; işte tam o noktada Türkiye yeniden eski bir fay hattına sürüklendi. Laik–anti laik ayrımı, bir kez daha gündeme geldi. Bir ilahi, siyasetin diliyle konuşmaya başladığında, birleştirici olmaktan çıkıp ayrıştırıcı bir simgeye dönüştü.
Bir İlahi, İki Türkiye
Bugün gelinen noktada, aynı ilahi bir kesim için maneviyatın sesi olarak görülürken, diğer kesim için siyasallaştırılmış bir araç hâline geldi. Sonuç ise yine aynı: ötekileştirme, karşıtlık ve derinleşen ayrışma.
Türkiye, bir kez daha ikiye bölündü. Üstelik bu kez bir nutukla, bir yasa tasarısıyla değil; bir ilahiyle…
Seçim Sürecine Giderken
Görünen o ki yaklaşan seçim sürecinde bu ilahi daha çok tartışılacak. Laik kesim, ilahinin sözlerini yaşanan ekonomik kriz, yoksulluk ve hayat pahalılığıyla bağdaştırarak eleştirecek. Laiklik karşıtı tutum sergileyenler ise bu ilahiyi Türkiye’ye sevdiren ve mitinglerde okutan Celal Karatüre’nin sesinden meydanları dolduracak.
Sonuç Yerine
Sorun ilahide değil. Sorun, her değeri siyasetin malzemesi hâline getiren anlayışta. Türkiye’nin en büyük açmazı da burada yatıyor.
Dini de, kültürü de, geleneği de siyasallaştırıyoruz. Sonra da neden bu kadar kolay bölündüğümüzü sorguluyoruz.
Türkiye, bir kez daha bir ilahiyle sınandı.
Ve ne yazık ki bu sınavdan da birlik değil, ayrışma çıktı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.