TANDOĞAN UYSAL
Devletin Zirvesi Hedefteyse, Bu Sıradan Değildir
Bu Yöntemleri Daha Önce Gördük
Muğla’da yürütülen “Sakarıaltı – Sakarıüstü” soruşturması okundukça insanın içini ürpertiyor. Çünkü dosyaya yansıyan yöntemler, kullanılan dil, hedef seçimi ve örgütlenme biçimi, Türkiye’nin çok acı tecrübelerle tanıdığı karanlık bir dönemi hatırlatıyor.
İnsan bunları okuduğunda ister istemez şunu düşünüyor:
Bu tablo, bir zamanlar FETÖ yapılanmasında gördüğümüz yöntemlere ürkütücü biçimde benzemiyor mu?
Tanıdık Bir Senaryo
Hatırlayalım…
Sahte kimlikler,
Gizli iletişim ağları,
Hedef gösterilen kamu görevlileri,
İtibar suikastları,
Tehdit ve şantajla şekillendirilmeye çalışılan bir kamuoyu…
Bunlar bu ülkenin yabancısı olduğu şeyler değil.
Ve bugün Muğla dosyasında karşımıza çıkan tablo, “bağımsız bireysel çıkışlar” masalını çoktan çürütmüş durumda.
Ortada bir akıl, bir plan, bir koordinasyon olduğu iddiası var.
Sahte Hesaplar, Gerçek Amaçlar
Bu iş, birkaç kişinin öfkeyle klavye başına geçip yazdığı cümlelerden ibaret olsaydı, bu noktaya gelmezdi.
Ama burada iddia edilen şey çok daha ağır:
Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre;
sahte hesaplar üzerinden yürütülen bu karalama ve saldırı kampanyalarında, devletin en tepesinden başlayarak çok sayıda üst düzey ismin hedef alındığı öne sürülüyor.
İddialara göre hedef alınanlar arasında;
• Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,
• Muğla Valisi İdris Akbıyık,
• MHP Muğla İl Başkanı Burak Demirel,
• AK Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın,
• AK Parti 25. ve 26. Dönem milletvekili adayı ve Muğla Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Elvan Göçer,
• AK Parti Muğla İl Başkanı Emre Güçlü,
• AK Parti Muğla Büyükşehir Belediyesi Grup Başkan Vekili Duygu Pınar Marçal,
• Muğla İl Sağlık Müdürü Eriş Başaran Akça
gibi isimlerin bulunduğu kamuoyuna yansımış durumda.
Bu kadar seçici, bu kadar üst profilli bir hedef listesi, yapılan işin sıradan olmadığını açıkça gösteriyor.
En Korkutucu Kısım Neresi?
En korkutucu olan, henüz görünmeyen kısım.
Çünkü geçmiş bize şunu öğretti:
Bu tarz yapılar genellikle kendilerini açığa çıkaran tetikçilerle sınırlı değildir. Asıl tehlike, onların arkasındaki görünmeyen iradedir.
Kim cesaret verdi?
Kim göz yumdu?
Kim “devam edin” dedi?
Kim sustu?
Asıl sorulması gereken sorular bunlar.
Bu Dosya Basit Bir Dosya Değil
Bu soruşturma artık sadece bir “siber suç” dosyası değildir.
Bu dosya, kirli yöntemlerle siyaset ve kamuoyu dizayn etme girişiminin dosyasıdır.
Ve eğer bu dosya:
• Sadece görünen isimlerle kapatılırsa,
• Yukarıya doğru genişlemezse,
• “Aman fazla kurcalanmasın” denirse…
O zaman herkes şunu hatırlamak zorunda kalır:
Bu ülke, benzer ihmallerin bedelini çok ağır ödedi.
Artık Taş Yerinden Oynadı
Taş yerinden oynadı.
Altı açıldı.
Görünen manzara ürkütücü.
Şimdi herkes aynı sorunun cevabını bekliyor:
Bakalım bu taşın altından daha hangi ağır toplar çıkacak?
Ve daha da önemlisi:
Bu kez gerçekten sonuna kadar gidilecek mi, yoksa yine “görünmeyenlere” dokunulmayacak mı?
Tandoğan Uysal
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.