TÜRKİYE’NİN 21.YÜZYIL TARİHİ FIRSATI, İNSANLIĞIN ADALET HAKİKAT VE LİYAKAT TEMELLİ GÜÇ MERKEZİ OLACAKTIR

Dünya malum, birçok coğrafya da sancılı ve büyük bir savaş ve değişim yaşıyor. Açıkça söylemek gerekirse, 20. yüzyılda kurulan denge arttık bitmiştir. Ancak 21. yüzyılın dengesi daha henüz kurulamamıştır. Eski sömürü Kapitalist zalim yapılar, kurumlar ve sistemler bir yandan çöküp ölürken, İnsanlığa adalet üretim ve fayda temelinde, adil bir sistem daha henüz yeniden doğmamıştır.

Artık Dünya o zalim yapılardan, adil bir sistem yapılara geçişte, çok kritik bir ara döneme girilmiştir. Her şeyin mümkün olduğu artık günümüzde güç mücadelesinde, bir döneme girilmiştir. Dünya bu güç mücadelesi sonrasında yeni altyapıları yeniden kurularak oturacaktır.

Jeopolitik önemi yüksek olan, tam 100 yıl önce bu coğrafyada, Osmanlı Devletimizin ardından büyük bir parçalanmayı yaşadık. Ancak bugün, güç mücadelesi içinde, tarih bize tersine dönmüş durumdadır. Dünya’da yaşanan bu güç mücadelesi sonrasında, Türk Milletinin karşısına tarihi bir toparlanma fırsatı doğmuştur.

Türk Dünya’sı artık ayağa kalkmıştır. Türk Dünya’sının günümüzde Doğu Türkistan sınırından, Avrupa içlerine kadar büyük bir bölgeye uzanmaktadır. Bunun dışında Türk olan Ural Altay dil grubuna dâhil olan Japonya, Güney Kore, Finlandiya vb birçok ülkelerin ve toplulukların Türk Dünyası bilinci her geçen gün artmaktadır.

Bu büyük Türk Dünyası coğrafyasında doğalgazın, petrolün, madenlerin, dinamik nüfusun ve jeopolitik yolların merkezinde Türkiye olduğu bu hattın, Dünya’nın en değerli bölgesi ve hepsinden önemlisi Türklerin ata yurdunun buralar olduğu bir gerçektir.

Türk Milleti içeride birlik, dışarıda özellikle Dünya ölçeğinde oyun kuruculuğu bu jeopolitik etkisi sürekli günümüzde artmıştır. Yeni dönemde en çok merak edilen konu geleceğin nasıl şekilleneceğidir. Türkiye için tabloya baktığımızda, içerideki ve dışarıdaki manzara birbirinden oldukça çok farklıdır.

Türkiye için dışarıdan gelebilecek büyük bir varoluşsal tehdit günümüzde artık kalmamıştır. Terör örgütleri olan FETÖ, PKK ve diğer terör örgütleri, ciddi siyasi irade ile ortaya konan Terörsüz Türkiye süreçleriyle, artık ülkemizde bitirilerek tasfiye edilmiştir.

Güney sınırımızdaki terör koridoru planları her alanda parçalanmıştır. Libya’da bize karşı yapılan oyunlar artık ülkemiz lehimize çevrilmiştir. Bugün bile artık Somali’den Sudan’a kadar geniş bir coğrafyada oyun kuran, İnsanı ve Adaleti merkeze alan güçlü bir Türkiye vardır.

Türkiye için asıl ve belki de en büyük tehlike ve risk, yıllarca içimizdeki devşirmelerin etkisi ile oluşturulan ülkemizin "içerideki kutuplaşmasıdır." Türkiye olarak, problemlerimizi içeride çözebilecek elbette kapasitemiz ve gücümüz vardır. Yeter ki birlik beraberlik içinde olalım. Farklılıklarımızı karşılıklı saygı ve sevgi ile birlik beraberliğe çok fazla önem vererek sorunlarımızı çözerek bitirmeliyiz.

Hepimizin bildiği gibi küresel ölçekte güçlü yazılım şirketlerin sosyal medya uygulamaları ile Türk Milleti her alanda ayrıştırmaya, parçalanmaya ve yozlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bizlerin ülke verilerin Big Data veri merkezlerinde, yapay zeka analiz programları ile toplumun sinir uçları sosyal medyalar ile tespit edilmektedir.

Ülkemiz aleyhinde özellikle bu veriler Yapay zeka uygulamaları ile sürekli ülkemize zarar vermek için kullanılmaya çalışılmaktadır. Savunma sanayimizin gücü ile artık dışarıda, Türkiye’yi durdurabilecek, eski usul bir risk unsuru şimdilik görünmemektedir. Bundan dolayı sürekli iç toplumsal yapı üzerinden bizleri zor durumda bırakmak istemektedirler.

Geçmişin güçlü ülkeleri olan Fransa, İngiltere, Almanya artık askeri açıdan çok zayıftır. AB ülkeleri bile kendi vatandaşlarını askere götürememektedir. Geçmişte sömürge askerleriyle savaşma devri günümüzde artık bitmiştir.

Rusya karşısında çaresiz kalan bir Avrupa Birliği vardır. Rus donanmasının Karadeniz’de SİHA’larla vurulduğu, konvansiyonel savaşın yerini artık yapay zeka destekli füze ve dron teknolojilerine bıraktığı bir yapay zeka savaş stratejisi üretilen bir dönemdeyiz.

Türkiye’nin farkı işte burada ortaya çıkıyor. Son 20 yıldır sessiz ve derinden savunma sanayisine yapılan yatırımlar, bugün dış politikada her alanda ülkemizi güçlendirerek "çarpan etkisi" yaratıyor. Artık Ortadoğu’ya gidildiğinde "Biz Osmanlı torunuyuz, akrabayız" demek sadece yetmiyor artık.

Masaya çok daha güçlü "Bende SİHA var, yapay zeka destekli savunma sistemleri var, sizlere güvenlik sağlarım" diyecek bir ordumuz olduğunu ifade ettiğimizde ve masaya bu şekli ile oturduğunuzda artık herkes bizi fazlası ile dinliyor. Çünkü bu çağ artık güçlünün olduğu "güvenlik çağı"dır.

ABD ve AB Batı İttifakının her alanda çatırdaması ve Türkiye’nin kendine özgün stratejik etkili konumu, transatlantik ittifakını günümüzde güç mücadelesi temelinde her alanda dağılıyor. Trump ile birlikte ABD, "Batı Medeniyetini kurtarma" iddiasıyla Avrupa’nın küreselci ideolojisinden artık ayrışıyor. "Kendi başınızın çaresine bakın" diyen bir Amerika karşısında, ordusu olmayan, ekonomisi durağanlaşmış ve yaşlanan, karşımızda yalnızlaşan bir Avrupa Birliği vardır.

Bu boşlukta Türkiye’nin yönü mü değişiyor? Elbette hayır. Avrupa Konseyi’nin raporlarına yansıdığı şekliyle Türkiye, Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir ülke değildir. Kendine has özellikleri olan, bölgesinde artık özgün bir ülkedir.

Hem Rusya ile konuşabilen hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunan, tahıl koridorunu açan tek aktör Dünya’da İnsanlığın Adaletin ve Barışın merkezi olan güçlü bir Türkiye vardır. 2030 Vizyonu, Türk Devletleri Teşkilatı, Dünya ticaret yollarının, Orta Koridor, Kalkınma Yolunun kesişim noktasındayız. Çin’i kuşatmak veya onunla rekabet etmek isteyen ABD bile bu yollara muhtaçtır.

Ancak asıl büyük gelişim TDT - Türk Devletleri Teşkilatı’dır. Avrupa Birliği gibi hantal ve silahsız bir yapı değil, enerjiyi, madeni, ortak pazarı ve gelecekteki ortak orduyu barındıran dinamik bir güç merkezi olarak karşımıza çıkıyor ve bir güç olarak doğuyor.

2030 yılına geldiğimizde, Dünya’da küresel güç dengesinde, tek bir küresel güç olmayacak artık. Türkiye, TDT ile birlikte kurduğu bu yeni ekosistemle, dünyanın en belirleyici küresel güçlerinden biri olarak sahnedeki yerini köklü olarak almıştır. Günümüzde şartlar zorlu olsa da ülke olarak potansiyelimiz oldukça yüksektir. Gelecek 21.yüzyıl artık Türk asrı olacaktır.

Bu tarihi değişim dalgasını, Türkiye stratejik akılla günümüzde çok iyi yönetmektedir. Türkiye’nin Devlet projesi olan “Türkiye Yüzyılı” İnsanlığa, mazluma sahip çıkan, İnsanı merkeze alan Adalet, Hakikat ve Liyakat temelli “Adil Bir Sistemi” üretebilecek güçtedir.

Dünya’da bir üçüncü Küresel güç olarak, Türk Milletinin Medeniyet birikimini, kendi öz değeri ve sistemi olan Anadolu’nun Kadim Ahilik tecrübesini, her alanda günümüzde yaşama geçirebilecek potansiyel güçtedir.

Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah

NurHan Keleş

Bu yazı toplam 8 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nurhan Keleş Arşivi