Nurhan Keleş
ANADOLU İRFANI ALP VE EREN RUHU OLAN İNSAN TİPİ “AHİ VAKIF İNSANI” TÜRK MİLLETİN İNSANİ DİRİLİŞ MERKEZİDİR.
Sizlere önceki yazılarımda belirttim gibi Türk örf adet ve Ahilik temelinde, Adil Bir Sistemin yaşamsal her alanda, tam uygulandığında, birey, aile ve toplumdaki zerafetin ve değişimlerin neler olacağı ile ilgili makalelerimde sizlere anlatmaya gayretle devam edeceğim.
Bugün insanlık, her şeyi Seküler zihinle metalaştıran, insanı insana kul eden ve ruhunu her alanda kurutan, küresel bir sistemin kıskacında maalesef her alanda can çekişiyor. Güya iletişim çağındayız, bireyi kalabalıklar içinde yalnızlığa itmektedir.
Aileyi ekonomik bir iç cephe savaşına, toplumu ise çıkar, menfaat çatışmaların arenasın tam ortasına çeviren, bu Seküler Kapitalist sarmaldan, çıkış arayışı her geçen gün daha da yüksek sesle, ülkemizde Dünyada ve İnsani vicdanlarda, sürekli gündemde her alanda artık dile getirilmektedir.
Çözümü çok uzaklarda, ithal ideolojilerin laboratuvarlarında aramaya gerek yok. Cevap, bu Anadolu toprakların irfanı mayasında, Türk örfünün asil karakteri töresi ile Ahilik teşkilatının ahlakı üretime, adaleti paylaşıma dönüştüren, kadim kodlarında saklıdır. Eserim Anadolu İrfanı mayasından çıkmıştır.
Peki, bu Adil Bir Sistem bugün yaşamsal her alanda tam manasıyla uygulansaydı, bireyde, ailede ve toplumda nasıl bir değişim yaşanırdı? Gelin, hep birlikte zihinlerdeki o sınırları kaldırıp bu İnsani dirilişin haritasına, yakından birlikte bakma gayretinde olalım.
Bireyde en önemli değişim, "Tükettiği Kadar" değil, "Ürettiği ve Paylaştığı Kadar" Değerli İnsan olmasıdır. Mevcut Seküler Kapitalist düzenin insanı, uğrattığı en büyük bozgun, “Homo Economicus” kimlik erozyonu ve krizidir. Olması gereken Alp ve Eren ruhlu “Ahi Vakıf İnsanı” dır. Bencil olmayan Çevreyi, Aileyi ve Toplumu kısacası yaşamın her halini, kendinden başka düşünen ve koruyan bir insan ekonomi tipidir.
Kapitalizm bireye, "Ne kadar lüks tüketiyorsan, hangi markayı giyiyorsan o kadar varsın" demektedir. İnsanı bitmek bilmeyen bir hırsın ve "malda kalma" unsurlarına karşı verilen yoğun korku ve endişe haline sokar ve onun kölesi yapar.
Türk-İslam örfü ve Ahilik temelindeki, Adil Bir Sistemde ise bireyin ekseni kökten değişir. İnsan, önceki yazımda belirttiğim gibi "Eşref-i mahlukat" yani “Yaratılmışların en şereflisi” olarak, İnsanı merkeze alarak yeniden konumlandırır. Başarı ve statü tanımı, biriktirilen servetle değil, sergilenen liyakat, ahlak ve bireye, topluma kattığı değer ve faydayla ölçülür.
Psikolojik olarak, huzur ve mutluluk temelinde, gelecek kaygısı ve vahşi rekabet yerini "hakça adil bir bölüşümün" getirdiği içsel bir güvene İnsanı bırakır. Birey, düşerse onu kaldıracak, Toplumda bir sorun varsa çözüm üretecek, bir sistemin Vakıf bilincinin varlığını bilerek, o güven ve huzurla yaşar.
Ahlaki olarak, Ahiliğin "Eline, beline, diline sahip ol - Kapını, sofranı, alnını açık tut" düsturu, bireyin karakter disiplini haline gelir. İşini ibadet aşkıyla yapan, hileye tenezzül etmeyen, mesleki ahlakı en büyük sermaye gören, yepyeni bir insan merkezli yeni bir İnsan profili doğar.
Günümüzde acımasızca yok edilmeye çalışılan Ailede ise değişim, ekonomik bir sığınaktan, huzurun ve değerlerin temel beşiğine zerafeti temel alarak, her alanda gelişir. Kapitalizmin en çok bitirmeye çalıştığı ve hırpaladığı kurumların başında hiç şüphesiz Aile Kurumu vardır.
İnsanları belli zamansal kalıp ve mobing baskı kalıplara mahkûm ederek, İnsanları geçim derdi ve işsiz kalma ile korkutur. Çalışma saatlerinin acımasızlığı ve tüketim çılgınlığı, aileyi birbirinin yüzünü görmeyen insanların, Çocukların halini siz düşünün, ortak bir bütçeyi yönettiği mekanik bir ruhsuz bir yapıya acımasızca günümüzde dönüştürür.
Adil Bir Sistemin “Aile” hayatındaki yansıması, bir akşama kalınan, barınaktan ziyade, manevi temellerde, zefaretin huzur ve mutluluğun yaşandığı köklü bir sığınağın, yeniden temel inşası olacaktır. Aile içindeki huzur, zamanla o yaşamsal zerafeti, toplumun her alanına yansıtacaktır.
İş ve yaşam dengesinde, Adil bir bölüşüm sayesinde, babanın veya annenin, aile rızkını kazanmak için günün, 14 saatini köle gibi harcamasına gerek kalmaz. Emeğin hakkı tam verildiğinde, aile bireyleri birbirine, vakit ayırabilir İnsani huzur temelinde bir yapı haline zamanla gelir.
Vakıf İş Kümesi Adil Bir Sistemde, eğitim ve kültür aktarımı, Türk örfünün büyüğe saygı, küçüğe sevgi temelinde, Anadolu Bacıları (Bacıyan-ı Rum) teşkilatının, kadına biçtiği hem üretken hem de eğitsel roller öne çıkarılarak sahneye çıkarılır. Çocuklar, başarıyı köşeyi dönmekte değil, alın terinde, sanatta, zanaatta ve ahlakta görür. Aile, toplumun ahlaki genetiğini koruyan, kutsal birer kaleye dönüşür.
Toplumdaki değişim, çatışma alanından "Kardeşlik ve Kümelenme" Ekosistemine geçer, toplum bugün kutuplaşmış, sınıfsal uçurumlarla ayrışmış ve herkesin birbirinin kurdu olduğu bir güvensizlik sarmalına günümüzde her alanda itilmiştir. Ahilik esasına dayalı Adil Bir Sistem, toplumu bir pazar yeri olmaktan çıkarıp bir "Vakıf İş Kümesi" İnsani bir ekosistemine dönüştürür.
Ekonomik adalet ve güven, üretim araçlarının ve sermayenin sadece belirli ellerde toplanıp tekelleşmesine izin verilmez. Ahiliğin "orta sandığı" olarak, Vakıf İş Kümesi Adil Bir Sistemin “Vakıf akıcı finans” içinde “Havuz ve Döngü” sistem yapıya sahiptir. Vakıf algoritmaların modern Dünyaya uyarlanarak merkeziyetsiz bir sermaye ile dağılımı her alanda hızlı ve akıcı bir finans ile sağlanır.
Esnaf esnafın rakibi değil, hamisidir. Fahiş fiyat, karaborsacılık ve stokçuluk gibi toplumsal yozlaşmalar, sistemin ahlaki denetim mekanizmaları içinde “Pabucun dama atılması” gibi kendi içinde otokontrol sistemleri sayesinde asla hiçbir şekilde barınamaz.
Sosyal barış, zengin ile fakir arasındaki uçurum gün geçtikçe kapandıkça, toplumsal haset ve suç oranları da en aza minimize olur. Toplum, hiyerarşik bir baskı altında değil, yatay, adil, liyakat esaslı bir adalet mekanizmasıyla her alanda yönetilir. Kamu kurumlarında ve ticarette liyakat yegane kural olduğunda, toplumsal güven en zirve tepe noktasına ulaşır.
Anadolu İrfanı ile mayalamak, Türk örfü ve Ahilik zemininde yükselecek, “Vakıf İş Kümesi” Adil Bir Sistem, geçmişe ağıt yakmak ya da nostaljik bir esnaf hikayesi anlatmak elbette değildir. Bu model, 21. yüzyılın Dijital, merkeziyetsiz ve teknolojik imkânlarıyla kadim ahlakı, her alanda birleştirme vizyonu temel altyapıdadır.
Bu Adil Bir Sistem tam anlamıyla uygulandığında, kapitalizmin zihinlerimize kazıdığı "Alternatifi yok, başka çare yok" illüzyonu paramparça olacaktır. İnsanlık, ruhunu bencil hırslardan arındırmış bireyi, fıtri ayarlarına dönmüş, aileyi ve adalet harcıyla karılmış toplumu gördüğünde, aradığı huzurun kendi köklerinde filizlenen, bu Adil Bir Sistem de olduğunu kalbinde hissederek anlayacaktır.
Şimdi bizlere düşen görev, bu köklü mirası teoriden uygulama pratiğe, sunumlardan yaşayan kurumsal yapılara, hep birlikte dönüştürmektir. Türkiye vatanımız, ülkemiz ve al bayrağımızın hilali ve yıldızını, her alanda en güçlü yapmak, hepimizin gayesi olacaktır.
Türk Milletinin, kendi bağrından, Anadolu İrfanıyla yoğrulmuş ve ortaya çıkmış olan “Vakıf İş Kümesi” Adil Bir Sistemi, gelin hep birlikte, emin adımlarla yaşama geçirelim. Bize sunacağı güzellikleri olan mutluğu, huzuru, refahı ve zenginliği tüm zerafeti ile hep birlikte kalbi muhabbetle yaşayalım.
Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah
NurHan Keleş
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.