Hayat mı garipti, biz mi garip bırakıldık?
Yoktu fazlasında gözümüz,
Nasibimize razıydık.
Mum alevinde elimizi ısıtacak kadardı,
Verdikleri sevdi.
Ne elimiz ısındı ne yüreğimiz.
Azını çoğa saydıkça,
Sabrımızla, sınandık da sınandık.
Gece gündüz birbirine karıştı,
Yüreğimizin gürültüsünden uyuyamadık.
Ne boğazımıza ne yüreğimize atılan
Kördüğümden kurtulamadık.
Solumuz yolumuz oldu olmasına da;
Gün oldu;
Nefesimizin yetmeyeceği yollarda,
Yaya kaldık.
Gün oldu;
Çıkmaz sokaklarda yönümüzü bulamadık.
Gün oldu;
El derdine düşüp,
Kendi varlığımızdan şüphe duyduk.
Uzun uzun cümleler kurduk,
Gönlümüzü yorduğumuzla kaldık.
Gövdemize kırgın, gölgemizle bir başımıza,
Yara üstüne yara aldık,
Kimseye derdimizi anlatamadık.
Ondandır ki, böyle yaralı, böyle naçar kaldık.
Velhasılıkelam;
Biz bu Dünya'da yaşamadan yaş aldık.
Gülhan Gürbüz
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.