Güzide Kasım
Zeytinlikte Başlayan, Güven ve İstifayla Biten Tartışma
Siyasette bazen öyle anlar olur ki, söylenen sözden çok söylenmeyenler tartışılır.
Öyle anlar olur ki, yapılan hatadan ziyade, hatanın nasıl anlatıldığı asıl mesele haline gelir.
Cumhuriyet Halk Partisi Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’in istifası tam da böyle bir tabloyu önümüze koydu.
Ortada bir iddia var.
Ortada kesilen zeytin fidanları var.
Ortada kamuoyuna yapılan bir açıklama var.
Ama açıklamada eksik olan bir detay, her şeyi başka bir noktaya taşıdı.
Sayın Kılbey, yaptığı açıklamada tarlayı “iki ay önce sattığını, parasının tamamını alamadığı için, tapu devrinin henüz yapılmadığını” söylüyor. Ancak tarlayı alan kişinin damadı olduğu bilgisi bu açıklamada yer almadı. Oysa ilk haberlerin ardından kulislerde, sokakta, çarşıda, pazarda bu fısıltı zaten dolaşıyordu.
Ve siyaset şunu çok iyi bilir:
Kamuoyunun bildiğini gizlemeye çalışırsanız, mesele büyür.
Açık söylerseniz, tartışma küçülür.
Keşke Sayın Kılbey ilk günden şunu diyebilseydi:
“Evet, bu yeri damadıma devrettim.
Ağaçların kesilmesiyle ilgili bilgim yoktur ve onayım olmamıştır.”
Bu kadar.
Ne eksik, ne fazla.
Ama bunun yerine “bir arkadaş” ifadesi tercih edilince, tartışma zeytin ağaçlarından çıkıp samimiyet tartışmasına dönüştü.
Siyasette bazı hatalar affedilir.
Ama güven kaybı kolay onarılmaz.
Bir diğer önemli nokta ise Fevzi Topuz’un tavrı oldu.
Net konuştu:
“Kim olursa olsun, eğer birinin hatası varsa bizimle çalışamaz.”
Ve damadı olduğu söylenen kişinin Milas Belediyesi’ndeki görevine son verildi.
Bu tavır şunu gösteriyor:
Kurumsal olarak kimsenin arkasına sığınılmayacak.
Akrabalık da, yakınlık da, siyaset de kimseyi korumayacak.
Aslında tablo çok açık:
Ağaçları kimin kestiği tartışılır.
Bilgisi var mıydı, yok muydu araştırılır. Hukuki süreç işler.
Ama asıl kırılma noktası şudur:
Net olmamak,
Sayın Kılbey istifa ederek partisini daha fazla tartışmanın dışında tutmak istediğini söylüyor. Bu, siyasi olarak anlaşılabilir bir refleks. Ancak kamuoyunun kafasındaki soru hâlâ duruyor:
Madem her şey bu kadar şeffaftı, neden en başta açık olunmadı?
Siyaset, yalnızca miting meydanlarında konuşmak değildir.
Siyaset, zor zamanda doğruyu söyleyebilmektir.
Bugün gelinen noktada şunu net biçimde söyleyebiliriz:
Bu olay, zeytin ağaçlarından çok, şeffaflığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Ve belki de herkes için çıkarılması gereken ders şu:
Gerçek er ya da geç ortaya çıkar.
Ama doğruyu zamanında söylemek, insanı her zaman güvenilir kılar.
Her zaman dediğim gibi;
Bizim zeki insanlara ihtiyacımız yok, biz ülke olarak çok zekiyiz.
Bizim dürüst insana ihtiyacımız var.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.