Basın mı, Maskeli Hesaplar mı?

Bir ara “Klavye delikanlıları” vardı.

Yüzünü söylemeye yüreği yetmeyen, lafını dolandırarak sosyal medya hesaplarından sallayan tipler…

“Klavye delikanlıları” deniyordu onlara, klavye başına geçince sallıyorlardı. Kim üstüne alınırsa (!)

Şimdi düşününce (son günlerde yaşana olaylardan sonra) onlar bile temiz kaldı, en azından hesapları sahte değildi.

Günümüzde iş bambaşka bir noktaya geldi.

Artık fake denilen sahte hesaplarla insanlar hedef alınıyor, kamu kurumları hedef alınıyor, hatta devlet büyükleri bile hedef tahtasına oturtuluyor.

Üstelik bunu yapanlar kendilerini öyle güzel ambalajlıyor ki…

Kimi “gazeteciyim” diyor, kimi “içerik üreticisiyim”, kimi de yeni moda tabirle “influencer”…

İşte bizim mesleğin, gazeteciliğin geldiği son nokta burası.

Eli telefon tutan, hele bir de azıcık parası varsa kaliteli bir telefon alabilen,

“Ben gazeteciyim” diye dolaşıyor.

Bir de bot denilen yöntemlerle şişirilmiş takipçi sayısı varsa…

Değmeyin keyfine, değmeyin havasına.

Asıl sorun nerede biliyor musunuz?

Bu tiplerin bazı kesimler, bazı kişiler tarafından ciddiye alınması.

Bakıyorsunuz; fake hesaplar, sahte isimler, kirli dil…

Ama takip edenler, takip ederek bunlara prim verenler ise;

Siyasetçiler, yöneticiler, etkili isimler…

İnsan gerçekten şok geçiriyor.

E haliyle, bu tipler daha da cesaretleniyor.

Daha da çirkinleşiyor, kendilerini daha güçlü sanıyor.

Sonra da dönüp, “Gerçek gazetecilik nedir?” diye sorgular hale geliyoruz.

Son günlerde Muğla’da yaşananlar mesela…

“Sakar altı Sakar üstü” “Agah Beyoğlu” ve “Saffet Karaman” gibi sahte hesaplarla ilgili bir operasyon yapıldı.

Bu sahte hesaplarla ilişkili oldukları iddia edilen kişiler gözaltına alındı, bazı isimler tutuklandı.

Kısa zaman öncesine kadar böyle sahte hesaplarla ilişkilendirilen kişilere ulaşılamıyordu.

Ama bu haftaki operasyonlar bize çok net bir şey söyledi:

Emniyet artık bunları tespit edebiliyor.

İster yurt içi kaynak kullan, ister yurt dışı…

Dijital dünya mutlaka bir iz bırakıyor.

Ne acıdır ki bu sahte hesaplarla ilişkili oldukları öne sürülen isimler arasında kendilerini gazeteci olarak tanıtanlar var.

Hatta sahada, birçok kişiye gazetecilik dersi vermeye bile KALKANLAR…

Bir gerçek daha var; Onlar gazeteciliği kamu yararı için değil, kendi menfi çıkarları için silah olarak kullanıyorlar.

Geldiğimiz son nokta klavye delikanlılarından, sahte hesaplara kendi çıkarları için yapamayacakları bir şey yok, özel hayat, itibar, ahlak….

Gerçek gazeteciler ve gerçek yayıncılar ise kamu yararı için sadece mesleğini icra etmeye çalışırlar…

Bizler mesleğimizi yapmaya çalışırken, onlar şahsi menfaatlerinin peşinde koşuyor.

Son dönemlerde herkesin dilinde olan oda meselesi var bir de…

Elbette, kamu görevi gören yayınların ve gazetecilerin mutlaka bir odası artık olmalı, yaptırımları da olmalı…

Bir de cemiyetimiz var değil mi?

“Cemiyetlerimiz ne yapıyor?”

Bunu sormaktan bile yorulduk sanırım.

Üye listeleri güncellenmeli, çalışan çalışmayan ayırt edilmeli …

Cemiyet ismi gerçek gazeteciler için kullanılmalı…

Belki de artık herkes biraz, “ben” demeyi bırakıp, “biz” demeyi mi öğrensek…

Odamız olsun, elbette.

Ama biz kendi içimizde birbirimize sahip çıkmazsak, oda ne yapsın?

Önce biz olmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Bu yazı toplam 250 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Güzide Kasım Arşivi

Haydi... Şimdi Sıra Sende Muğlaspor...

10 Ağustos 2025 Pazar 10:02

Olan Yine Çocuklarımıza Oldu

19 Temmuz 2025 Cumartesi 07:03

Artık Sıra Menteşe’de

09 Temmuz 2025 Çarşamba 10:17

Manisa’dan Bir Ferdi Başkan Geçti….

11 Haziran 2025 Çarşamba 10:56