TANDOĞAN UYSAL
Ahmet Aras’ı Dünyada Tek Örnek Yapacak Karar
Bodrum Eğlenceyle Vardır, Mahkeme Dosyalarıyla Değil
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Müjde Ar’ın şikâyetiyle yargıya taşınan “gürültü” davasına ilişkin yaptığı açıklama bir savunmadan çok, Bodrum’un yıllardır görmezden gelinen gerçeğinin hatırlatılmasıdır:
Turizm kentinde eğlenceyi yok sayamazsınız.
Pandemi döneminde, merkezi idarenin çizdiği yasal çerçeve içinde faaliyet gösteren işletmelerden söz ediyoruz. Devlet izin vermiş, denetlemiş; yerel yönetim de bu kurallar çerçevesinde hareket etmiş. Bugün dönüp “komşuluk hakkı” gerekçesiyle, bütün bir turizm anlayışını cezalandırmaya kalkarsanız, bunun adı hukuk olmaz; çelişki olur.
Konu Kişiler Değil, Kentin Kimliği
Bu tartışmayı Ahmet Aras mı, Müjde Ar mı haklı eksenine sıkıştırmak meseleyi saptırmaktır.
Asıl soru şudur:
Bodrum nedir?
Bodrum bir sayfiye köyü değildir.
Bodrum, Türkiye’nin vitrini olan bir turizm kentidir.
Müziğiyle, eğlencesiyle, gecesiyle gündüzüyle yaşayan bir kenttir.
Bu kente gelen herkes bunu bilerek gelir. Bodrum’u Bodrum yapan unsurlardan biri de sosyal hayattır. Eğlenceyi “olağan dışı” ya da “tahammül edilmesi gereken bir rahatsızlık” gibi görmek, Bodrum’un ruhunu inkâr etmektir.
Bodrum Zaten Yıllardır Kötü Reklamla Anılıyor
Bodrum uzun süredir neyle gündeme geliyor?
“Pahalı lahmacun” haberleriyle…
Bu manşetler Bodrum’a ne kazandırdı?
Hiçbir şey.
Şimdi bu olumsuz algının üzerine bir de şunu mu ekleyeceğiz:
“Turizm kentinde eğlenceye izin verdi diye belediye başkanına 5 yıl hapis.”
Allah aşkına, bu nasıl bir mantıktır?
Bu Yolun Sonu Issız Bir Bodrum’dur
Eğer bugün bir belediye başkanı, komşu şikâyeti gerekçesiyle hapis tehdidi altına sokulursa, yarın Bodrum’da ne olur biliyor musunuz?
• Otel işletmecisi bulamazsınız
• Restoran işletmecisi bulamazsınız
• Barı, kulübü, gece hayatı kalmaz
Kimse her yaz dava açılma ihtimali olan bir şehirde yatırım yapmaz.
Bu sadece Bodrum’un değil, Türkiye turizminin meselesidir.
Dünyanın Neresinde Böyle Bir Ceza Var?
Soruyu açıkça soralım:
Dünyanın hangi ülkesinde, hangi turizm kentinde, hangi belediye başkanı;
turizm faaliyetleri nedeniyle 5 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kalmıştır?
İspanya’da mı?
Yunanistan’da mı?
İtalya’da mı?
Fransa’da mı?
Hiçbirinde.
Çünkü oralarda şunu bilirler:
Turizm kentlerinde yaşam ile eğlence arasındaki denge, ceza tehdidiyle değil; planlama ve akılla kurulur.
Bu Karar Siyasetin Geleceğini de İpotek Altına Alır
Bu dosyada verilecek olası bir ceza yalnızca Ahmet Aras’ın bugünüyle ilgili değildir.
Bu karar, Ahmet Aras’ın gelecek siyasi yaşamını doğrudan ipotek altına alan bir karardır.
Dahası, bununla da sınırlı kalmaz.
Bugün Bodrum’da bir belediye başkanı bu gerekçeyle hapis tehdidi altına sokulursa, yarın başka bir sahil kentindeki her belediye başkanı aynı korkuyla hareket eder.
Sonuç ne olur?
• İmza atmaktan kaçınan yöneticiler
• Risk almayan belediye başkanları
• “Başım derde girmesin” diye kent yöneten siyasetçiler
Yani yerel yönetimlerde cesaretin değil, korkunun egemen olması.
Siyaset Mahkeme Korkusuyla Yapılamaz
Bir belediye başkanı, aldığı her kararda
“yarın savcı çağırır mı”,
“bir komşu şikâyet eder mi”,
“5 yıl hapis çıkar mı”
diye düşünüyorsa…
O şehir yönetilemez.
Bu, yalnızca bir kişiyi değil;
yerel siyasetin tamamını kilitleyen tehlikeli bir emsal olur.
Ahmet Aras Bodrum’un Gerçeğini Savunmaktadır
Bu mesele artık bir gürültü meselesi değildir.
Bu mesele bir yönetebilme meselesidir.
Ahmet Aras’a yönelik böyle bir karar;
• Bodrum’un geleceğini,
• Türkiye’de turizm belediyeciliğini,
• Yerel siyasetin cesaretini
aynı anda ipotek altına alır.
Bu yüzden bu tartışmada durulan yer nettir:
Ahmet Aras, Bodrum’un gerçeğini savunmaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.