NurHan Keleş
ATATÜRK’ÜN KARMA EKONOMİK MODELİ, DÜNYA EKONOMİ BUHRANA RAĞMEN BÜYÜME HIZ REKORU KIRMIŞTIR.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomi ile ilgili mücadelesini, daha detaylı olarak baktığımızda, Kurtuluş savaşı verdiğimiz o zor ve çetin zamanlarda, tüm zorluklara rağmen ekonomi konusunu öncelikli olarak ele almıştır.
İzmir İktisad Kongresini (1.Kongre) 1923 yılında İzmir’de, henüz Cumhuriyet ilan edilmeden önce, öncelikli olarak toplamıştır.
Yeni kurulacak Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin, ekonomik bağımsızlık yol haritasını özellikle İzmir İktisad Kongresi ile bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından çizilmiştir.
İzmir İktisad Kongresinde alınan karar gereği, Atatürk’ün uyguladığı “Karma Ekonomi Modeli” katı bir ideoloji elbette değil, özel girişimi yok saymayan, ancak stratejik ve büyük yatırımları, devlet eliyle yürüten, dönemin pragmatik ve Milli bir kalkınma modelidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde (1923-1938) yılları arası, vefatına kadarki dönemde, hayata geçirilen büyük sanayi hamlesi, yıkılan Osmanlı Devletini, Abdülhamit Han döneminde imar faaliyetleri yapılsa da, neredeyse fabrikası kalmamış ve savaştan yeni çıkmış, bir ülkeyi kendi kendine yeten, tam bağımsız bir devlete dönüştürmeyi, hedefleyerek amaçlamıştır.
Atatürk Dönemi (1923-1938) yılları arası 15 yıllık süreçte, çok büyük fabrika ve sanayi tesisleri kurulmuştur. Bu tesisleri dile getirmeye kalksak, bu kadar kısa zamanda Atatürk’ün yaşama geçirmesi, gerçekten döneminde hayranlık uyandıracak şekildedir.
Atatürk döneminde, stratejik kazandırılan, fabrika ve işletmelere sektörel olarak bakıldığında, o dönemin ihtiyaçları göz önünde bulundurulduğu özellikle görülmektedir.
Şeker ve gıda sanayi ile tarım tabanlı kalkınma, dokuma tekstil ve giyim sanayi Sümerbank hamlesi, savunma havacılık ve ağır sanayi askeri savunmada tam bağımsızlık, kimya cam ve yapı malzemeleri sanayi altyapı ve imar faaliyetleri öncelikli olarak hayata geçirilmiştir.
Bunların içinde özellikle dikkat çeken, Kayseri Uçak Fabrikası ve Nazilli Basma Fabrikası o dönemde, dönemin çok ötesindedir. Bu fabrikalar sadece birer üretim tesisi değil, her biri kreşleri, işçi lojmanları, spor klüpleri, sinemaları ve kütüphaneleriyle, birer modern yaşam ve eğitim merkezi olarak, kendi öz kadim değerinden kurgulanmıştır.
Daha önceki makalemde sizlere “Nazilli Basma Fabrikası” hakkında, Atatürk’ün stratejik, Ahilik vizyonu temelinde, 1937 yılında yaşam geçirdiğini, özellikle ayrıntıları ile anlatmıştım.
Anadolu sosyoekonomik mirasının, 20.yüzyıl modern sanayileşmeye yansımasını, Atatürk’ün çok iyi bildiği, Ahilik felsefesi temelinde, Nazilli Basma fabrikası "Sosyal fabrika" modeli olarak uygulamıştır.
Erken Cumhuriyet Dönemi’nde uygulanan, “Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı” kapsamındaki en özgün projelerden biri olan “Nazilli Basma Fabrikası” kurumsal yapısı, Anadolu’nun tarihsel sosyo-ekonomik örgütlenme modeli olan Ahilik Teşkilatı’nın, temel ilkeleri çerçevesinde, mikro ölçekte örnek bir proje olarak uygulandığı görülmüştür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde hayata geçirilen "Sosyal Fabrikalar" vizyonu kapsamında, doğrudan Ahilik ile ilgili tüzüksel bir kayıt rastlanmasa da, üretim, eğitim, insan kaynağının geliştirilmesi ve toplumsal dayanışma hususlarında, Ahilik felsefesiyle gösterdiği derin zihniyet ve yapısal paralellikleri, ciddi olarak ortaya koyduğu görülmektedir.
Batı tarzı kapitalist sanayileşmenin, insanı bir meta olarak gören yaklaşımı ile Sovyet tarzı merkeziyetçi insanı ezen üretim anlayışına, alternatif olarak geliştirilen, Ahilik temelindeki insan merkezli, odaklı bir yerli modelin boyutları, bir üçüncü yol sosyoekonomik model olarak bize göstermiştir.
Nazilli Fabrikası’nın, usta, çırak ilişkisini çağdaş teknik eğitimle birleştiren yapısı, "Orta Sandığı" uygulamasını andıran sosyal güvenlik ve dayanışma ağları, kreş, sağlık merkezi, lojman ve işçi sandıkları, üretimi kamu yararı ve milli iktisat anlayışıyla bütünleştirmesi, Ahilik gelenekleriyle olan kavramsal kesişimleri özellikle bize kesin olarak göstermektedir.
Günümüz küresel finansal krizler ve toplumsal kutuplaşmalar karşısında, insanı, ahlakı, faizsiz dayanışmayı ve üretimi merkeze alan, bu Ahilik tarihsel ve kurumsal sentezin, günümüz sosyo-ekonomik arayışlarına sunabileceği, sürdürülebilir bir mikro ölçekteki “Sosyal Fabrika” modeli alternatif olarak karşımıza özellikle çıkmaktadır.
Türkiye o dönemde, 1929 Dünya Ekonomi büyük buhranı yaşamasına rağmen, döneminde Dünya’da bu ekonomik olumsuz gelişmelere rağmen, önlemini alarak uyguladığı Karma Ekonomi Modeli ile fabrikalar, işletmeler kurarak, krizden büyüme ve kalkınmayla çıkan, çok ender nadir ülkelerden biri olmuştur.
Batının o dönemde Kapitalist ülkelerde, üretim durma noktasına gelip işsizlik rekor kırarken, Türkiye’de, kendi iç dinamiklerine dönerek, çok hızlı bir kalkınma göstererek, o dönemde yoğun bir şekilde büyüme rekorları kırarak sanayileşmiştir.
Dünya Ekonomik Buhranı 1929 yılında, %38 civarında çöküş yaşarken, Türkiye muazzam bir büyüme ivmesini yakalamıştır. Türkiye’de (1930-1939) dönemi oranlarına bakıldığında, Yıllık ortalama milli gelir büyüme hızı %7,3 ile %8 arasında gerçekleşmiş, 1933 yılında %15,5 gerçekleşmiş, 1936 yılında ise %23,1 gibi rekor bir büyüme oranlarına ulaşılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün stratejik vizyon liderliği ile rekor büyümelere imzayı atmıştır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin kurucu liderimizin, Ahilik çok iyi bilmesi ile bunu sahada reel olarak, bize örnek olarak mikro ölçekte “Sosyal Fabrika” modeli ile uygulamıştır. Aynı zamanda dönemin çok ilerisinde, ekonomi büyüme rekorları kırması ve vizyoner liderliği, bize sosyoekonomik bir Ahilik projesini özellikle bırakmıştır.
Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.