Erdal Çil
TİCARİLEŞMENİN ORTASINDA İNSAN KALABİLEN BİR VAHA
Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin en eleştirilen yanlarından biri olmuştu ticarileşmek. Gerçekten yirminci yüzyılın sonlarına doğru ticarileşmek, performans yönetimleri kavramlarıyla birlikte dünyada yaşamın her bir anı hızla ticarileşiyor, siyasetten tutun en basit iki insan arasındaki ilişkinin temeli bile ticarileşme tehdidinin kaygılarından uzak kalamıyordu. Belki sağlıkta bu eleştiriyi yapanlar da bu tehlikeyi görerek, ‘hiç olmazsa sağlığımız ticarileşmesin’ derdindeydiler ama bunun pek mümkün olamayacağı da açıktı. Hiç olmazsa bu yeni dönemin kurallarını devlet koyabilmeli ve yeni dönemde hızlı değişime rağmen en az bir önceki dönem kadar da sosyal devlet niteliklerini korunarak vatandaş mağdur edilmemeliydi. Ancak gelişen süreçte maalesef o meşhur, bizim işimizi, karakterimizi belki de en iyi tarif eden o söz tekrar kaderimizi belirleyecekti. Alman gibi başlamıştık başlamasına ama yine işin ortalarında kimliğimize dönüvermiştik.
Böyle durumlarda, rüzgârın sert, selin çok güçlü olduğu zamanlarda toplumları ayakta tutan bağışıklık sistemlerini oluşturan organlardır. O organların sayesinde savrulmaktan, sürüklenmekten korunur, geleceğe daha güvenli bakabiliriz.
Sağlık İstatistiği verilerine göre 2002’ de 271 olan özel hastane sayısı günümüzde yüzde yüz artışla altı yüzlü rakamlara dayandığı gibi ayaktan tedavi uygulayan özel tıp merkezlerinin sayıları da binli rakamlara ulaşmış durumdadır.
Ulaşmasına ulaştı da sunulan hizmetin kalitesi ilk başlardaki seviyesinde duruyor mu derseniz maalesef derim. Kocaman devletlerin akıbetleri gibi, kuruluş-yükselme-duraklama ve gerileme. Bunun tabii ki birçok nedeni var ama bu hafta konum bu değil. Bütün bu koşullara rağmen hizmet kalitesinden ödün vermeyen, tabiri caizse susuzluktan kırılan çöller ortasında rastladığım bir vahaya benzer iyi bir örnekten bahsedip, istenirse diğerlerinin de bunu yapabileceklerine dair ümitlerimi sizlerle paylaşacağım. Ben oradan bahsederken özellikle bölgeyi, şehri bilenleriniz bu vahanın neresi olduğunu hemen bilebilecekleri gibi çok merak edenleriniz de bana özelden, cerdal48@gmail adresimden ulaşarak öğrenebilirler.
Tanı konulduktan sonra ister istemez herkes gibi ben de almam gereken radyoterapi tedavisini nereden almam konusunda epey araştırma yaptım. Çok daha yakın ve ekonomik alternatiflerin çokluğu güven verse de gerek Muğla ve Manisa’daki sağlık yöneticiliğimin verdiği imkanlar, gerekse İzmir’in iki eski ve büyük üniversitelerinde görev yapmış olmamın; buralarda görev yapan dost ve hocalarımın tavsiyeleriyle bulmuştum bu merkezi. Bölgede otuz yıldır bu işi hakkıyla yapan, dönüşleri de bir o kadar iyi olan başka bir kuruma da rastladığımı söyleyemem. İlk kez telefonla kendilerine ulaşıp, kolay bir şekilde direkt olarak işin en başındakine ulaşabiliyor olmam da tercihimin en baştan doğru olduğunu göstermesi açısından çok önemliydi
İzmir’in tam ortası sayılacak Mersinli Stadyum Metro durağında, otobüs ve minibüslerin de yoğun olarak çalıştıkları bir lokasyonda, ulaşımı çok kolay yerde hizmet veren bir sağlık tesisi. Özel aracınızla giderseniz de beş yıldızlı otel girişlerinde gördüğünüz hizmete benzer şekilde karşılanıyor, tesisin park alanına aracınızı koyabiliyorsunuz. Şayet hastanız yürüme engelli ise karşılamaya bir de tekerlekli sandalye dahil oluyor. Girişte sizi karşılayan güler yüzlü bu beyefendilerin park yeri kontrolü, hasta alma-transfer görevleri dışında elinizdeki eşyalara dahi yardımcı olma nezaketini sizden esirgememeleri size en baştan doğru yerde olduğunuz hissi veriyor. Girişin hemen sağ tarafında sizi beyaz gömlekleriyle hepsi birbirinden enerjik üç genç kızımız karşılıyor. Kayıtlarınızı burada yaptırıyor, rezervasyon bilgilerinizi burada doğrulatıp, gideceğiniz yere de yine kendilerinin refakatleriyle kısa zamanda ulaşıyorsunuz. Belki bazı işlemleriniz için en fazla üç-beş dakika bekletilirseniz de hemen önlerindeki hepsi ergonomik olan bekleme koltuklarında, havası klimatize edilmiş bir ortamda, çok kısık sesle çalışan televizyon ekranına bakarak veya etrafı tanıyarak rahatça geçirebilirsiniz.
Zemin hariç altta iki, üstte bir kat ile hizmet veren kuruluşun ilk anda gözünüze batan özelliği biraz da beklentileriniz doğrultusunda temizliği oluyor. Bunun için biraz gezinip tuvaletleri görmeniz veya çalışan temizlik görevlilerinin her an her köşede sürekli aktif olarak karşınıza çıkmasından da anlayabiliyorsunuz. Kamuda olduğu gibi öyle çok da temizlik görevlisi yok ama işlerini hakkıyla yapan sanıyorum iki kişiyi bu anlamda takdir etmeden de geçemiyorum. Sanıyorum dört kat üzerinden ortalama iki yüz metre kareden toplamda sekiz yüz metre kare kapalı alanı sadece bu iki görevli temizliyor ve gerçekten de girdikleri her alanı özellikle yoğun bölgelere günde belki on defa girdikleri de sürekli temiz olarak gördüğüm mekanlardan kolayca anlaşılıyor.
En alt kat olan eksi ikinci katta radyoterapi tedavilerini veren teknikerlerin hepsinin sabır ve hoşgörüleri ise gerçekten takdir edilesiydi. Genelde ileri yaşlardaki veya sağlık okur yazarlığı olmayan hastaların denilenleri yeterince kavrayamamaları karşısında gösterdikleri sabır ve hoşgörülü yaklaşımlarını hep yılların içimde kalan bir burukluğu ve özlemiyle, kamuyla kıyaslama yoluna gittim ve her seferinde imrenerek baktım kendilerine. İşlerini severek yapmasalar orada o radyasyon yoğunluğunda, hastaların o kaygılı ortamlarının meydana getirdiği ağır atmosferik koşullarda o hoşgörü ve sabrı, uzun süreyle gösterebilmelerinin çok zor olacağını tahmin ediyorum.
İşin özü zaten sevmekten geçiyor. Diğer katlarda da durum farklı değil. ‘Biz burada sadece sizin sağlığınızı daha iyi koruyabilmeniz için buradayız ve izin verirseniz size yardımcı olmak istiyoruz ‘yaklaşımını o kadar bariz görebiliyorsunuz ki ister istemez bırakın kamuyu, diğer özel sağlık hizmeti sunucularının neden bu kadar hızlı kamuya benzemiş olduğunu düşünmeden geçemiyorsunuz. Kamuda maalesef sendikaların da devreye girmesiyle hazırlanan görev tanımları sonrasında sağlık alanında bile hiç kimsenin görev tanımı ve görev alanı dışına çıkmadığı günümüzde, hastayı önceleyen, hastaya hizmet konusunda hepimiz; hekim, hemşire, tekniker, hizmetli ayırımı yapmadan aynı sevecen yaklaşımımızla hizmetinizdeyiz yaklaşımını iki aydır bu merkezde bütün duyularımla hissedip görebilmek inanın çok iyi geldi.
İyiliği yaymak, iyi insan olmanın gereği. Nasıl ki birileri sadece ve sadece çok izlenir olma adına kötülükleri yayıp ondan beklenti içine giriyorsa biz de kötülüğün, çirkinliğin hüküm sürdüğü bu çağda gördüğümüz iyilik ve güzellikleri en yakınlarımızdan başlamak üzere paylaşıp çoğaltacağız.
Allah bu tür sağlık hizmeti veren kurumların sayılarını arttırsın.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.