Erdal Çil
MENTEŞE’NİN SAĞLIK HAFIZASI
Son günlerde Muğla’nın tam kalbi diyebileceğimiz Menteşe’de öyle bir ortak akıl ve haklı bir feryat yükseliyor ki, buna kulak tıkamak, bu feryatları duymamak neredeyse imkânsız. Bir de hasbelkader on yıla yakın bu ilin sağlık yatırımlarından sorumlu olarak kamu hizmetinde bulunmuş biri olarak böyle bir konuya duyarsız kalmak da gerçekten çok zor ve tabiatıma da hiç uygun değil.
Konu, Menteşe’nin merkezindeki tek kamu hastanesi olan Menteşe Devlet Hastanesi. Evet, deprem gerçeği bu ülkenin ve şehrimizin en acı, en kaçınılmaz doğrusu. Güvensiz binaların yıkılması, yenilenmesi, can güvenliğinin her şeyin üzerinde tutulması tartışmaya kapalı bir zorunluluk. Nitekim meslek odalarından sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin bu dönüşümü ve şehre yeni, güvenli binalar kazandırılmasını desteklediği, bu konuda hemfikir olduğu da ayrı bir gerçek. Ancak ortada akılları kurcalayan, vicdanları sızlatan çok büyük bir çelişki var. Bu binaların depreme dayanıksız olduğu kaç yıldır biliniyor. Madem tehlike bu kadar büyüktü ve biliniyordu, o kadar zaman boyunca neden bir arpa boyu yol alınmadı, neden hiçbir somut adım atılmadı da bugün aniden "yıkım kararı" gerekçe gösterilerek apar topar bir kapatılma süreci işletilmek isteniyor?
İşte bu ihmal ve zamansızlığın da haklı olarak akıllara şu can yakıcı kuşkuyu getirdiğini ve bunun böyle olamayacağını anlatırken de zorlandığımızı ifade etmeyelim. Şehrin tam ortasında, tabiri caizse göz bebeği konumunda olan 46 dönümlük bu devasa ve emlak sektörünün deyimiyle kupon sayılabilecek bir lokasyondaki kıymetli arazi, her ne kadar sağlık alanı olarak tescillenmiş olsa da üstelik Sağlık Bakanımızın bu yılın mart ayında ilimize yapmış olduğu ziyarette bu alana 200 yataklı yeni bir hastane sözü vermesine rağmen neden kamuoyuna aydınlatıcı bir açıklama yapılıp rahatlatılmaz, gerçekten inanamıyorum.
Yok deprem riski yok yıkım kararı gibi dolaşıp döndürülen gerekçelerle sağlık bakanından duyduğumuz o bizler için müjde niteliğindeki sözü havada bırakılarak bu değerli lokasyon kamu yararından çıkarılıp başka hesaplara alet mi ediliyor diye düşünmeden edemiyoruz.
Sokakta dillendirilen bir diğer şüphe ise doğrudan vatandaşın hem cebini hem sağlığını ilgilendirmekte. Yüz bini aşan nüfusa sahip koskoca bir ilçede, günde en az iki bin kişiye poliklinik hizmeti sunan, adeta kentin can damarı olan bu devasa işletmeyi kapatmak kimin işine yarar? Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin zaten kendi yükünü taşımakta zorlanan yoğunluğu, poliklinik sıraları ve şehir merkezine olan ciddi ulaşım sıkıntıları herkesin malumu. Hal böyleyken Menteşe Devlet Hastanesi’ni ortadan kaldırmak, bu kentin dar gelirli, emekli, yaşlı ve engelli vatandaşını göz göre göre "özel sağlık hizmeti sunucularına" yönlendirmek, yani özele mahkûm etmek istemek değil midir?
Mevzuat ve hukuk bu konuda ne diyor, dönüp ona bakalım. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın sosyal devlet ilkesi başta olmak üzere, 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık Bakanlığı'nın teşkilat yapısını düzenleyen 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname açık ve nettir: Sağlık Bakanlığı’nın asli görevi, sağlık hizmetlerini ülkenin en ücra köşesine kadar yaymak, erişilebilir kılmak ve yeni kamu sağlık kurumları açmaktır. Devletin görevi sağlık tesisi kapatmak değil, aksine mevcut tesisleri geliştirerek halkın hizmetine sunmaktır.
Daha da önemlisi, idare hukukunun en temel direği olan "kamu hizmetinin kesintisizliği" ilkesidir. Bu ilke ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, bir bölgedeki tek kamu sağlık tesisinin yenisinin yapımına izin verilmeden, projesi ve bütçesi netleşip ikame bir hizmet alanı sunulmadan mevcut tesisin yıkılması veya tasfiye edilmesi hukuken ve vicdanen kabul edilemez. Sağlık hakkı ertelenemez, "Yıkalım, yenisini sonra bir ara düşünürüz" mantığıyla ülkemizin en batısındaki en güzide şehrimizin tam merkezindeki binlerce vatandaşımızın hastanesiz bırakılması asla ve asla göz yumamayacağımız bir sağlık skandalı olacaktır.
İşte tam bu belirsizlik, rant şüpheleri ve mevzuata aykırı tasfiye girişimlerinin ortasında, sürecin görünmeyen kahramanlarına, yani hastanenin mevcut yönetimine ve Başhekim Op. Dr. Şadi Ballı’ya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Kulaktan kulağa yayılan "kapatılıyor" söylentilerine, yukarıdan gelen idari zorluklara ve geçmişten devralınan bunca ihmalkarlığa rağmen, hastane yönetiminin sergilediği iyi niyetli ve yapıcı çaba takdire şayandır. İl Sağlık Müdürlüğü ile koordineli şekilde, acil servis ve poliklinik hizmetlerinin mevcut yerinde korunması, vatandaşın bir gün bile mağdur olmaması adına yürütülen o yoğun mesai, "bir kurumu kapatmak kolaydır, asıl olan onu her şeye rağmen yaşatmaktır" felsefesinin somut bir göstergesidir. Yönetim, adeta bu rant ve tasfiye iddialarının önüne yasal ve idari bir set çekerek, takdir edilesi bir gayretle halkın sağlık hakkını yerinde korumak için elini taşın altına koymaktadır.
Menteşe halkı da sivil toplum kuruluşları, meslek odaları da hastane yönetiminin bu süreçteki iyi niyetli direncini ve çabasını görmektedir. Şimdi sıra, Ankara’dan ve karar verici mercilerden bu sese kulak verilmesine kalmıştır. Muğla için çalıştığına inandığımız bütün siyasi yetkililerin, kısa zamanda kamuoyunu yapacakları açıklamalarla rahatlatmalarını dört gözle bekliyoruz. Kamuya ait, Menteşenin sağlık hafızası olan bu hastaneyi tamamen tasfiye etmek için değil, 46 dönümlük bu kamu arazisini yine kamuya hizmet edecek şekilde güvenli hale getirerek yaşatmak için ortak bir yapım takviminin ilan edilmesi, inanın bu şehrin hafızalarında altın harflerle yazılabilecek kadar değerlidir.
Görevim gereği defalarca Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Yıkım Komisyonlarına katılmış biriyim. Gerek il müdürlüklerinin gerekse bakanlığın ilgili birimlerince yıkımına karar verilen tesisler için gündemli toplanan komisyonlara müsteşar ve bakanlığın diğer üst düzey yetkilileri katılmaktalar ve ilgili tesislerin de il yöneticileri bu toplantılara çağırılmaktadırlar. Yıkım kararı verilen tesisler için teknik birimler, hazırladıkları görsel ve bilgilerle sunum yapıp komisyona izah verirken komisyonun dikkatinden kaçırmadığı tek husus, bu işin süresi ve planlanan yeni tesisin tamamlanana kadar vatandaş mağduriyetinin ne şekilde giderileceği olmaktadır. Çünkü mevzuatın da altını koyu harflerle çizdiği asıl nokta: sağlık hizmetinin kesintisiz sürdürülebilmesi ilkesidir. İşte tam da bu yüzden yerine yenisinin yapımı garanti altına alınmadan Menteşe Devlet Hastanesi’ne kimsenin dokunamayacağının bilinmesi gerekiyor.
Bu hastane bu şehrin sağlık hafızasıdır, hakkıdır ve yaşatılmayı da sonuna kadar hak etmektedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.