AZ HİZMET, ÇOK EZİYET

Muğla’nın kalbi Menteşe’de aylardır süren, bir türlü bitmek bilmeyen ve adeta yılan hikayesine dönen yol çalışmaları, artık sabır sınırlarını çoktan aşmış, vatandaşı da esnafı da canından bezdirmiştir. Kötekli, Ortaköy ve Menteşe Kaymakamlığı’ndan yayla istikametine giden sanayi yolu güzergahında yaşayan, bu yolları kullanan ve burada ekmek teknesini çevirmeye çalışan insanlarımız, ne yazık ki kendi yerel yönetimleri tarafından adeta kaderine terk edilmiş durumda.
Konuştuğum esnafa, ‘neden sessiz kalıyor, bildirmiyorsunuz bu yaşananları dediğimde, bazılarının konuyu belediyeye ilettiklerini ancak bu iletişimin hemen ardından zabıtanın gelerek tabiri caizse aba altından sopa gösterdiğini belirtiyorlar. “Abi durduk yerde başımız ağrıyacak, bizi konuşturma. Manzara ortada. Çek fotoğrafını, al görüntülerini ama bizi belediyenin zabıtasıyla, eli maşalı adamlarıyla aman karşı karşıya getirme. Burası bizim ekmek teknemiz. Bu yaşadıklarımızın yanında bir de başka cezalar ödemek istemiyoruz.”
Peki belediyenin teknik ve yetkili personeli kontrole gelmiyorlar mı, görmüyorlar mı işin bu denli uzadığını ve yaşanan olumsuzlukları diye sorduğumuzda da bazı günler resmi araçla birilerinin geldiğini, çoğunun araçtan dahi inmeden bakıp gittiğini söylemekteler.
Çalışmaların yapıldığı bölgelerde yaşayan vatandaşlar evlerine girerken tozdan, topraktan ve kış aylarının da yaklaşmasıyla çamurdan yürüyemez hale gelirken, temiz hava solumak ise neredeyse bir lüks haline gelmiş durumda. Çamur, yoldan evlere girerken toz her yerlerine sinmiş, su israfı artmış, halk sağlığı ciddi bir sorun haline gelmiştir. İşin ekonomik boyutu ise cabasıdır. Araç sahipleri, köstebek yuvasına dönen yollar yüzünden bezmiş durumdalar. Ekonomik olarak zaten zor bir dönemden geçen vatandaşın sırtına, bir de belediyenin bitiremediği altyapı işlerinin maliyeti yüklenmiş durumdadır.

Şimdi sorma sırası bizde: Menteşe’nin ana damarı olan bu bölgelerde öğrencisiyle, işçisiyle, esnafıyla, memuruyla binlerce insanın her gün kullandığı bu güzergahlarda aynı anda planladığınız bu işlerde bir planlama hatası yapılmış mıdır? İhale edilen bu işlerin idari ve teknik şartnamelerinde işlerin süreleri, işlerin kaç personel ile ve hangi saatler arasında süreceği gibi konular ile yaşanan mücbir olumsuzluklara karşı neler yapılacağı yazılı değil midir ve üzerinizde bunca kamuoyu baskısı olmasına rağmen neden bunları bir gün olsun kamuoyuyla paylaşma gereği duymuyorsunuz?

Hizmetin olduğu yerde halkın da sabrı ve kabullenişi esastır ancak bu sabır buralarda eziyete dönüşmüş durumdadır. Yoksa bunu da mı görmüyor, duymuyorsunuz?

Vatandaşa yol, kaldırım ve altyapı sunmak belediyelerin bir lütfu veya keyfi bir tercihi değildir. 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 14. Maddesi; belediyelerin imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı hizmetlerini yapmak veya yaptırmakla sorumlu olduğunu açıkça belirtir. Aynı kanun, belediyelerin hizmet sunumunda "engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun" adil bir düzenleme yapılmasını da emreder. Ancak aylardır çamura, toza mahkûm edilen yaşlılarımızın, çocuklu ailelerimizin ve engelli vatandaşlarımızın en temel hakkı olan güvenli ulaşım hakkı gasp edilmektedir. Kanunun emrettiği kamu yararı ilkesi şimdi şu anda nerelerdedir bilginiz var mı? Yoksa yeni mottonuz, yeni sloganınız; Azıcık hizmet, bolca eziyet midir?
Bu arada mağdur vatandaşlarımıza yönelik birkaç hatırlatma da yapalım. Hukuki açıdan belediyelerin yol yapım ve onarım çalışmalarında gerekli güvenlik ve çevre önlemlerini almaması, çalışmaları makul sürede bitirmeyerek zarara yol açması hizmet kusuru teşkil etmektedir. Bu yollarda aracı hasar gören her vatandaşın, idare mahkemelerde belediyeye karşı maddi tazminat davası açma hakkı saklıdır. Danıştay emsal kararlarında açıkça belirtildiği üzere; yol çalışması yapılan bölgede yoldaki bozukluklar, çukurlar veya çevre kirliliği nedeniyle zarar gören vatandaşlara idarenin tazminat ödemesi zorunludur. Örneğin, gerekli uyarı levhalarını koymayan ve yolu güvenli hale getirmeden aylarca açık bırakan bir idareye karşı açılan davada, mahkeme idareyi %50 kusurlu bularak hem araçta oluşan maddi hasarın hem de vatandaşın çektiği eziyet için manevi tazminatın ödenmesine hükmetmiştir.

Türkiye’deki idari yargı sistemine göre, belediyenin eylemleri veya ihmalleri yüzünden malı (aracı, dükkânı) zarar gören ya da sağlığı bozulan her vatandaş, idareye karşı Tam Yargı Davası (Tazminat Davası) açma hakkına sahiptir. Çukurlar yüzünden alt takımı mahvolan araç sahipleri ile toz toprak yüzünden dükkanına mal alamayan esnaf, uğradığı tüm mali kaybı faturalandırarak ya da bilirkişi raporuyla tespit ettirerek belediyeden kuruşu kuruşuna tahsil edebilmektedir.

Sadece tamir masrafı değil; köstebek yuvasına dönen yollar yüzünden sürekli hasar alan ve kazaya davetiye çıkaran yollarda zarar gören araçlar için araç değer kaybı tazminatı da talep edilebilmektedir. Yargıtay hukuki süreçlerinde yolun yapısını güvenli tutmayan kurumların bu zarardan dolayı doğrudan sorumlu tutulduğu da ortadadır.

Yine Anayasa ile güvence altına alınmış olan eleştiri ve dilekçe hakkını kullanan, uğradığı zararı sosyal medyada paylaşan esnafa ‘sudan sebeplerle’ zabıta üzerinden ceza kesmek ise görevi kötüye kullanma sınırına girmektedir. Hukuk, belediyelere esnafı sindirme gücü vermez; aksine esnafın can ve mal güvenliğini, ticaret hakkını koruma görevi yüklemektedir. Dolayısıyla bezmiş olan Menteşe esnafının da bu haksız cezaları yargıya taşıyarak iptal ettirme hakkına sahip olduğunu da hatırlatmakta yarar görüyoruz.

Atatürk Bulvarı yanında yer alan yürüyüş yolu da uzun bir süredir kapatıldı, çalışmalar yapıldı ve yine kamuoyuna ne işin süresi ne maliyeti ve iş esnasında nelerle karşılaşıldığına dair hiçbir bilgi verilmedi. Ancak neticede güzel bir işin çıkmış olduğunu aylar sonra hizmete açıldığında ancak görebildik. Burada da işler yine böyle yapılacaksa, vatandaşın verdiği paraların kimlere nasıl gittiği konusunda hiçbir bilgi paylaşılmayacak ise inanın bu hizmetin hiçbir önemi kalmıyor. Siz kanıksamış olsanız bile biz azıcık hizmet, çokça eziyet içeren işleri içimize sindiremiyoruz.
Erdal ÇİL

Bu yazı toplam 31 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Erdal Çil Arşivi

TAKVİMİN GİZLİ ŞİFASI 14 EKİM

12 Ekim 2026 Pazartesi 09:34

MUAYENEHANEDE KİTAP KOKUSU

05 Ekim 2026 Pazartesi 14:59

SULTANLARIN ŞANSI

28 Eylül 2026 Pazartesi 10:00

YAZMAZSAM HASTA OLURDUM

07 Eylül 2026 Pazartesi 11:34

BAŞARIDA SINIR TANIMAYAN REKTÖRLER

31 Ağustos 2026 Pazartesi 09:50

ÇAKARLI LAMBALARIN, UYKUSUZ MESAİLERİ

24 Ağustos 2026 Pazartesi 09:13