Erdal Çil
KALEYİ SAVUNAN ALPEREN
KALEYİ SAVUNAN ALPEREN
“VUKUAT
Cinayet
Dün çeşme başında saat dokuzdu
Bir çift ela gözün keskin bakışı
Dal gibi bir genci kalbinden vurdu.
Soygun
Biri kız babası diğeri oğlan
Kuyumcuda durdular, giyimcide durdular,
Oğlana, kıza, akrabalara
Lüzumlu lüzumsuz aldılar da aldılar.
Bir başkası suçlu değildi bu olayda
Kendi keselerini kendileri soydular.
Darp
Oğlan içkili düğün istedi
Kız tarafı baloyu şart koydular.
İkisinin de kırılmadı hatırı
Hem içkiye hem de dansa doydular.
Kadeh kadeh içerek
Naralanıp tepinerek
Bir çınarın kaburgalarını kırdılar.
Çürük İnşaat
Balodan gerdeğe uzadı çizgi.
Ne iki rekât namaz kıldılar
Ne de İslami bir edepte oldular.
Bir çürük yuva kurdular.”
Hasan Kallimci ismini ilk kez, bu mısraları okuduğum 1990’lı yılların henüz başında duymuştum. Sonra çok geçmeden oğlu sevgili İsmail Kallimci’ nin üniversitemize gelişiyle ailece tanışarak kesişmişti yollarımız.
Sizlerden bir Alperen resmi çizmenizi istesem, çoğunuz genç bir savaşçı resmi çizmeye çalışırdınız. Hele bir de kaleyi savunan desem, arkasına koca burçları olan bir kaleyi de koymaya çalışırdınız. Hiçbirinizin aklına saçları kırarmış, gözünde gözlük, elinde kılıç yerine kalem olan ve arkasında da kocaman bir Türk Kültür Mirası olan bir bilgenin resmini çizmek gelmezdi.
Aslında kültürümüze nakşolmuş, kalemin kılıçtan güçlü olduğuna dair sözlerimiz vardır. Biliriz ki bir kültürü, bir milleti ayakta tutan en büyük sütun, geçmişin mirasını geleceğin taze zihinlerine doğru bir şekilde ve sevdiren bir dille aktarabilmektir. Bu aktarım kuru bir bilgi yığınından öte, bir gönül köprüsü kurmayı da gerektirir. İşte ömrünü bu köprüleri inşa etmeye adamış, bu kaleyi canı pahasına korumaya adamış, yüzü aşkın eseriyle edebiyatımızda ve özellikle çocuk dünyasında silinmez izler bırakmış müstesna bir isim var hemen yanı başımızda: Hasan Kallimci.
Çocuk edebiyatı, dışarıdan bakıldığında kolay görünen ama aslında kalemin en hassas şekilde dengede durması gereken kulvarıdır. Çocuğun dünyasına inebilmek, onun saf dünyasını kirletmeden ona rehberlik edebilmek ve en önemlisi ona "kim olduğunu" anlatabilmek büyük bir sorumluluk istemektedir. İşte Hasan Kallimci tam da burada öğretmenliğinin de verdiği hassasiyetle, yazın hayatı boyunca bu sorumluluğun bilincinde bir kültür dervişi gibi hareket eder. Türk tarihinin şanlı sayfalarını, Türkçenin o duru ve zengin asaletini, Türk kültürünün kadim değerlerini çocuklarımızın kalbine, Türkçe motiflerle nakış nakış işler. Onun kitap sayfalarını aralayan her çocuk; sadece bir hikâye okumaz, aynı zamanda kendi kökleriyle, kendi kahramanlarıyla tanışır. Dilimizin en güzel rengini, bizi biz yapan değerlerin en yalın halini onun satırlarında bulur. Popüler kültürün, dijital dünyanın çocuk zihinleri kuşattığı ve millî kimliğe yabancılaştırdığı bir çağda; Hasan Kallimci’ nin yüzü aşkın eseriyle ördüğü o yerli ve millî duvar, adeta çocuklarımız için bir sığınak, devasa bir kaledir artık.
Onun satırlarında Türk çocukları geçmişin en asil karakterleriyle, tarihin en canlı şahitleriyle buluşur. Örneğin, Kaşgarlı Mahmut’un ve ilk Türkçe sözlüğümüzün izini sürdüğü Bilgin Şehzade romanında okurunu bin yıl öncesinin Karahanlılar dönemine götürürken, aslında bugünün çocuklarına şu fısıltıyla seslenir: "Türkçe bizim en değerli hazinemiz. Bizi biz yapan her şey kelimelerimizde saklı."
O, çocuklarımıza sadece kuru bir tarih de ezberletmez, tarihin ruhunu da yaşatır. Bir başka şaheseri olan Çanakkale İçinde ile cephedeki insanüstü fedakarlığı anlatırken, A Benim Çakır Oğlum kitabıyla da Mustafa Kemal’in insani yönünü ve anılarını çocukların en rahat anlayacağı durulukta resmeder. Umutlar Sürgün Edilemez ve Kayıp Kıta’nın Çocukları gibi eserleriyle evrensel temaları ve çocuk kalbinin derinliklerini sorgularken, Ertuğrul Gazi’nin Sırrı ve Kayı Boyu’ nun Kahramanları gibi tarihi serileriyle genç zihinlere köklü bir geçmiş bilinci aşılar. Onun her bir öyküsü, tıpkı Arıları Sulama Vakfı, Kayadaki Kurt ya da merhameti ilmek ilmek işleyen Kuş Evinin Çocukları gibi, bu toprakların vicdanını, bağımsızlık aşkını ve kadim medeniyet bilincini yeşerten birer eğitim meşalesidir. Bu kadar geniş bir yelpazede, yüzü aşkın eseri soluksuz üretebilmek ancak adanmış bir yüreğin harcı olabilir.
Ömrünü bu toprağın çocuklarına ve diline adamış böylesine devasa bir çınarın, kitap sektörünün ve yayıncılık dünyasının körleştirici vefasızlığıyla imtihanı da bir o kadar çetin olacaktı. Kültürel yozlaşmanın popülariteyle maskelendiği, edebi derinliğin değil de sadece ticari kaygıların ve anlık tüketim çılgınlığının alkışlandığı mevcut kitap piyasası, Hasan Kallimci gibi gerçek değerleri hak ettiği kürsülere taşımaktan çok uzaktır. Edebiyat dünyasının kendi içindeki klikleri, reklam bütçelerinin arkasına sığınan sabun köpüğü yazarları parlatırken; yüzü aşkın eseriyle sessiz sedasız bir kültür devrimi yapan adanmış yürekleri görmezden gelmesi, bu sektörün en büyük ayıbı ve hak edilmemiş bir vefasızlık örneğidir. Ancak yine de böylesi acımasız bir dünyada onu yalnız bırakmayan Alperen ruhlu, töresine sadık, devletine bağlı olanları da burada ayrıca kutlamamız gerekiyor.
Büyük bir sabır, tükenmeyen bir enerji ve takdir edilesi bir emekle üretilen bu külliyat, sadece bugünün çocuklarına değil, inanıyorum ki bu toprakların geleceğine bırakılmış en büyük miraslardan biridir. Çocuklarımıza tarihi sevdiren, Türkçeyi bir bayrak gibi zihinlerde dalgalandıran ve kültürümüzü geleceğe taşıyan Kıymetli Hasan Kallimci’ ye bu anlamda ne kadar teşekkür etsek azdır.
Sektörün, çağın vefası olmasa da bu ülkenin aydınlık geleceğinin ve çocuklarının ona vefası inanıyorum ki her zaman baki kalacaktır. ‘Fakir Bir Kemancı’ ile çıkmış olduğu bu kutlu yolda bugün koca bir kaleyi arkasına almış, kırarmış saçları, gözlüğü ve hep aydınlık yüzüyle bu kaleyi son nefer, son nefesine kadar korumaya inanmış, dimdik kalabilmiş, çatal yürekli bu Alperenimize, savunduğu kalenin hiç düşmemesi dileklerimizle bizlere kattığı bütün güzellikler için o kalenin sevdalıları olarak şükranlarımızı sunuyoruz.
Kalemi hiç susmasın, sesi, nefesi hiç kesilmesin, emekleri bu toprakların çocuklarına her daim ışık olmaya devam etsin.
Erdal ÇİL
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.