Mina Duru Geçkil
Hayat Yarışı
Hayatımızda hep bir yarış içindeyiz. Hep bir rakibimiz var. Okulda okul başkanı olmak için ,çalıştığımız şirkette ayın elemanı olabilmek için veya çalışma arkadaşlarımız arasında terfiyi alabilmek için hep yarışıyoruz. Ama bu yarışlarda unutmamamız gereken çok ince bir çizgi var. Kendi kulvarımızda yarışmak ; kulvarımızın sınırlarını aşmamak; peki bu kulvar ne? Bu kulvar bizim karakterimiz. Kulvarın sınırları da bizim yapacağımız yapmayacağız şeyler yani karakteristik özelliklerimiz. Biz bu yarış içinde karakterimize zarar vermeden nezaketi kaybetmeden yarışmalıyız. Yani bu hayat yarışını bir futbol maçı olarak değerlendirirsek fual yapmamalıyız demek istiyorum. Çünkü karakterimiz bizim benliğimizdir ve bu benlik bir an olsun bile kaybedilirse anlamsızlaşır. Peki biz nasıl kendi kulvarımızı kaybetmeden yarışırız. Bunun için birkaç örnek verebilirim. Mesela; insanlar kendilerinden daha mutlu veya daha nazik insanları hep kıskanırlar ve kıskandıkları için onların ahlakına çelme takmaya çalışırlar bu yarışta, ama biz o çelme çakmaya çalışan insanların ayaklarını bir tümsek gibi görüp üzerinden atlamalıyız en doğrusu bu eğer biz o ayağa takılıp düşersek ve ahlakımızın iplerini elimizinden kaçırırsak maalesef bu insanlara karşı yaptığımız yarışı kaybederiz. Bir örnek daha vereyim ; bazı insanlar bu yarışta ahlaklarını kaybedebilirler kendi kulvarlarının sınırlarını aşabilirler bazen onları kendi kulvarlarına sokmak için çabalarız ama bu çaba bazen boşa harcanan bir çabadır ve bizide raydan çıkarabilir. Sonuçta üzüm üzüme baka baka kararır derler siz onun için çabalarken onunla sürekli iletişim halinde olursunuz ve ister istemez ona benzersiniz. Bu yüzden elimizden geldiğince çabalamalıyız ama bu çabanın boşa olduğunu anladığımızda çabalamayı bırakmalıyız ve o kişiden mümkün olduğunca uzak durmalıyız.
Başka bir konuya daha değinmek istiyorum bu hayat yarışıyla ilgili. Bizler bu telaşta, bu hızda ve bu rekabette bir şeyi atlıyoruz. Şimdi merak ettiniz tabii ama ben size bir masal anlatarak başlamak istiyorum. “Bir ormanda sincap kardeşler varmış. Üçüde birbirinden güzelmiş. Üç kardeş her zaman ormana giderlermiş gezerlermiş karınları acıktığı zaman da fındık ağacına ya da ceviz ağacına çıkıp karınlarını doyururlarmış. Bu kardeşlerden büyük olanla küçük olan çok yaramazmış. Ne zaman bir yere gitseler zavallı ortancayı aralarına almazlarmış. Ne zaman bir yemiş ağacına çıksalar büyük kardeşle küçük kardeş karınlarını doyururlarmış. Ortanca ağaca çıkana kadar bütün yemişler yerlermiş o gelince de ‘yemişler bitti hadi sen aşağı in’ derlermiş. Zavallı ortanca kardeşte çaresizce inermiş ağaçtan ve bir köşede onları izlermiş. Aradan aylar geçmiş bir gün küçük kardeşle büyük kardeş ağacın tepesinde kavga etmişler ve kavga ederken ağaçtan düşmüşler. Onları izleyen ortanca kardeşte gitmiş onları ayırmaya. Çok dil dökmüş yapmayın etmeyin demiş ama dinletememiş. En sonunda vazgeçmiş ve aç olduğu için çıkmış ağacın tepesine. Ortanca ağaçta yemiş yerken büyükle küçüğün kavgası bitmiş ve ortanca kardeşlerini aramaya başlamışlar. Bir bakmışlar ki ortanca kardeş ağacın tepesinde yemiş yiyor. Onlarda ortancanın yanına çıkmak istemişler ama ortanca ‘Bu ağaca çıkamazsınız. Artık bu ağaç benim ‘ deyince büyük kardeşle küçük kardeş çok şaşırmış. Düne kadar sesini bile çıkarmayan kardeşleri şimdi onları ağaca almıyordu. Onlarda başlamışlar düşünmeye. Sonradan farketmişler ki onlar kardeşlerine karşı paylaşımcı değildiler. Onlar bu hatalarını fark edince gitmişler kardeşlerinin yanına ve artık hep paylaşımcı olacaklarını söylemişler. Yufka yürekli ortanca kardeş de onları kırmamış ve onlarla ağacı paylaşmış. “
Evet işte masalım bitti. Peki sizce ben sizlere ne mesajı vermek istedim ve değinmeye çalıştığım konu ne? Bulamayanlar için söyleyeyim , değinmek istediğim konu paylaşımcılık. Biz bu rekabette rakibi bazen düşmanla karıştırabiliyoruz ve onlara karşı paylaşımcı olmuyoruz. Ama unutmamalıyız ki paylaşımcılık çok önemlidir. Paylaştıkça çoğalır derler hep. Ben de buna inanıyorum ve paylaşıyorum. Sizlerde paylaşmayı unutmamalısınız. Hep bir eşya veya maddi ürünler paylaşmak zorunda da değiliz. Bazen benim şuan sizlerle paylaştığım gibi fikirlerimizi de paylaşabiliriz. Biz birisiyle fikirlerimizi paylaştıkça yeni fikirler ortaya çıkar. İşte bu da paylaştıkça çoğalır ifadesinin doğruluğunu kanıtlayan bir diğer unsur.
Umarım bu hayat yarışında kimseyi kırmadan nezaketi elden bırakmadan ve paylaşmayı eksik etmeden yarışırız. Kaybetsek de kazansak da karakterimiz ve kulvarımızın sınırlarını unutmayalım. Herkesin istediği zafere ulaşması dileğiyle. Herkese iyi günler:)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.