Mina Duru Geçkil
Eskiler ;
“Hadi yavrum giy önlüğünü de okula git sonra ekin biçmeye gideceğiz unutma.” Sevgili büyüklerim en çok siz bu cümledeki derin anlamları hissedeceksiniz. Bu cümle benim hayal gücümün ve yaşı fazla olan insanlardan duyduğum bilgiler kadarıyla kurduğum bir geçmiş zamanlardaki anne cümlesi. Yani sizin de anladığınız üzere bugünün konusu “eskiler”. Herkes eskileri eleştirir. O sıkı kuralların saçma olduğunu , iş imkanlarının yetersiz veya eğitime önem verilmediğini söyler. Ben bu fikirler ve olumsuz yorumlar arasından sadece eğitime önem verilmediği fikrini destekliyorum. Geri kalan şeylerin iyi ve savunduğum yönleri var. Ben de sizlere bunlardan bahsedeceğim. Baştan söyleyeyim bu yazı bolca öznellik içeriyor. Yani benimle aynı fikirde de olabilirsiniz farklı fikirde de , eğer benim düşüncelerimden farklı bir düşünceniz varsa mutlaka yorum kutusuna yazın. Okumaktan zevk duyarım çünkü insanların benim yazılarım hakkındaki “saygı ile ilettikleri” fikirleri benim gelişmem de çokça katkı sağlar. O halde lafı uzatmadan başlayayım.
Eskiden insanların bakış açıları ve disiplin anlayışları çok farklıymış. Mesela o zamanki insanlar için giyimde ayıp olan şeyler varmış. Örneğin çok açık ve kısa giyinmek. Bu ayıpmış. Şimdi insanlar diyorlar ki “ne kadar saçma herkes istediği gibi giyinir.” Ben bu fikre katılmıyorum çünkü ne zaman bu düşünce yapısı değişti o zamandan beri insanlar edebe uymayan şeyler giymeye başladılar. Mesela etekler , elbiseler ve üstler. Bu kıyafetler o kadar kısa boyutta kullanılıyor ki ben görünce inanamıyorum. Bir etek 25 cm mesela sizce 25cm bir insanın uzuvlarını rahatça kapatması için uygun bir uzunluk mu? Bana sorarsanız asla değil. Ama bu düşüncenin içerisinde böyle giyinmeyenler edepli giyinenler de var elbet onları da ayrıca takdir etmek gerek.
Bu disiplin anlayışının doğurduğu bir diğer şey. Halk arasındaki adalet sistemi. Yani halk arasında derken insanların iletişim halindeyken onlara kötü davrananlara veya bir yanlış yapanlara adalet düşüncesiyle verdikleri dersten bahsediyorsun. O zamanlar cezalandırma sistemi yaygınmış. Tabii şimdi ben sistem diyince bu modern bir şey değil. İnsanların gaddarca yaptıkları insanlar arasında olan bir şey bu. Mesela size bunu bir örnekle açıklayayım. Bu örneği verirken bir kişi kullanayım , Ayşe olsun. “Ayşe yoksul bir ailenin kızıymış. Bu ailede de herkesin bir görevi varmış. Annesi ekin biçmeye gidermiş , Ayşe çobanlık yaparmış kuzu ve keçi gezdirirmiş , babası ise hamallık yaparak para kazanırmış. Bir gün Ayşe yine okul çıkışı hayvanları otlatmaya götürecekmiş ki kasaba meydanında bir eğlence olduğunu duymuş. İçinden demiş ki “beş dakika bakar sonra hayvanları otlatmaya götürürüm”. Kasabaya inmiş bakmış herkes çok eğleniyor o da kendini kaptırmış. Saat akşam olmuş. Artık hayvanları otlatmaya götüremeyecekmiş. Gitmiş eve suratı beş karış. Bakmış babası sandalyede sinirden küplere binmiş oturuyor. O da masumca babasının karşısına geçmiş boynu bükük bir şekilde. Babası da ona ceza vermiş. Bu ceza da bir hafta okula gitmeme cezasıymış. Ayşe bir hafta boyunca okula gitmemiş. Sabah çalışmış akşamda hayvanları otlatmış”. Bu yalnızca bir örnek. Peki ben bu hikayeyi neden anlattım? Burada dikkat etmemiz gereken şey Ayşe’nin babasının , Ayşe’nin yanlışına karşılık yaklaşımı. Şimdi günümüzde ne yapıyorlar. “Bir daha yapma kızım/oğlum” diyip geçiyorlar. Ama o zamanlar ne oluyormuş cezalandırılıyormuş. Tabii ki bu cezanın
olumlu olduğunu savunmuyorum fakat şuan yapılanda çok etkili değil. Yani bir ortası yok şimdiki uyarı çok hafif önceden ki ceza çok ağır. Ayşe’nin babasının yaklaşımı yanlış daha anlayışlı olabilirdi bence. Yani eski sistemi savunuyorum diye bu olumsuz davranışları da savunmuyorum.
Son olarak değinmek istediğim konu da eğitime önem verilmemesi ve iş koşulları. Bu konuda da eski sistemi savunmuyorum. Çünkü eski sistemde eğitim hiçbir zaman önemli değilmiş. Bu bir gerçek. Eğitimden çok çalışıp para kazanmak önemliymiş. Ne kadar eğitimin önemsizleştirilmesini savunmasamda onları bu fikre iten gerçekçi bir sebep olduğunu da es geçemem. Bu neden ; yoksulluk. Sonuçta eskiden insanlar kıtlıkta yaşarlarmış. Bol keseden para harcanamazmış. Bırakın harcamayı para bile zor bulurlarmış. Bu yüzden de insanlar eğitimden çok para kazanmaya odaklanırlarmış. Yani bu benim fikrim. Ama eğitim gerçekten çok önemli olduğu için bu gerekçe bile kabul edilemez. Çocukları gençleri iş hayatına erkenden sokuyorlarmış fakat iş imkanları ne kadar genişmiş. Ben size söyleyeyim çok dar. Dar olduğu gibi aynı zamanda bu işler çok fazla kas gücü isteyen ve insanı çok yoran işlermiş. Size birkaç örnek vereyim mi:
Mesela hamallık. Hamallık kaba tabirle insanların kişiyi bir taşıt gibi kullanması. Hamallık yapan insanlar patronlarının taşımalarını istediği eşyaları alır söyledikleri yere kadar taşır daha sonra da paralarını alırlarmış. Bir meslek örneği daha vereyim. Çobanlık mesela. Çobanlıkta çok zor ve çok meziyetli bir işmiş. Sonuçta o kadar hayvana göz kulak olmak tehlikelerden korumak kolay olmasa gerek. Yani değinmek istediğim konu şu eğitime önem verilmemiş ve iş imkanları da çok kısıtlıymış.
Sanırım bu son yazım biraz uzun oldu. Belki sıkılacaksınız ama başka bakış açılarını incelemek güzeldir. Belki sizlere de bir yararı dokunur. Yine o meşhur teşekkür kısmına geldik. Öncelikle yine canım anneme ve canım babama çok teşekkür ederim. Daha sonra bu yazı için benimle bilgilerini paylaşan herkese saygılarımı ve sevgilerimi iletiyorum. Bu haftaki yazım da böyleydi. Umarım size de bir yararı dokunur. Kendinize çok iyi bakın. Sağlıklı, mutlu, huzurlu günler diliyorum:)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.