Bazı insanlar vardır; makamlarıyla değil, duruşlarıyla iz bırakırlar. Söyledikleri sözden önce bakışları konuşur, samimiyetleri kelimelerin önüne geçer. AK Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör ile yapılan son basın buluşmasında hissettiğim tam olarak buydu.
Masaya oturduğumuzda karşımızda bir siyasetçiden çok, Muğla’ya gönül vermiş bir hemşehrimizi gördük. Siyasetin soğuk duvarları arasında değil, yüreğin sıcaklığıyla konuşan bir il başkanı vardı karşımızda. Muğla’yı bilen, Muğla’yı yaşayan, Muğla’yı seven bir insan…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muğla’ya verdiği önemi anlatırken gözlerindeki gurur, kelimelere sığmıyordu. “Sayın Cumhurbaşkanımız yılın bir ayında Muğla’da bulunuyor, yazlık konutu Muğla’mızda” derken aslında şunu söylüyordu:
Muğla sadece bir şehir değil, Türkiye’nin gözbebeğidir.
Genç il başkanlarıyla ilgili yaptığı değerlendirme ise siyasetin ötesinde bir vizyonun göstergesiydi. Rakip parti il başkanlarının genç olmasını bir tehdit değil, Muğla için bir şans olarak görmesi; bu kente duyduğu saygının, demokrasinin olgunluğuna olan inancının açık bir ifadesiydi.
“Önce Cumhurbaşkanımızı yeniden seçtirmek, sonra Muğla’da güçlü bir teşkilat kurmak, kaybedilen belediyeleri geri almak…”
Bu sözler bir siyasi hedefin ötesinde, bir inancın, bir adanmışlığın cümleleriydi.
Ama beni en çok etkileyen, Muğla’yı anlatırken kullandığı ifade oldu:
“Yeryüzü Cenneti Muğla…”
Bir siyasetçinin dilinden çıkan bu söz, bir turizm broşüründen değil, yüreğin içinden geliyordu. Muğla’nın tanıtımının yetersizliğine değinirken serzenişinde bile yapıcılık vardı. Eleştirmek için değil, güzelleştirmek için konuşuyordu.
CHP’li belediyelere yönelik muhalefet konusunda ise aceleci değil, akıllı bir siyaset anlayışı sergiliyordu. “İstişare edeceğiz, gerekirse sizleri de davet edeceğiz” derken basını bir rakip değil, yol arkadaşı olarak gördüğünü net şekilde ortaya koydu.
İşte tam da bu noktada şunu hissettim:
Cengizhan Güngör, Muğla’ya yukarıdan bakan bir siyasetçi değil.
Muğla’yla yan yana yürümek isteyen bir yol arkadaşı.
Toplantıdan ayrılırken aklımda tek bir cümle vardı:
Muğla sevdası bir makam değil, bir yürek meselesidir.
Ve Cengizhan Güngör, o yüreği taşıyanlardan biri…
Biz gazetecilere düşen ise; bu güzel şehrin dünya markası olma yolculuğunda, samimiyetle atılan her adımın yanında durmak. Çünkü Muğla, bunu fazlasıyla hak ediyor. Çünkü Muğla, gerçekten de yeryüzünün cenneti…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.