ADİL BİR SİSTEM OLAN AHİLİK HÜCREMİZE İYİCE İŞLEDİĞİNDE GÜNÜMÜZ İNSANI NASIL DEĞİŞECEK?

Günümüz Kapitalizmin insanlığa dayattığı en büyük illüzyonu, bizi sadece birer "üretim faktörü" ve "tüketim nesnesi" olduğuna yalanlarla inandırmasıdır. Sabahın erken saatlerinden, gecenin geç vakitlerine kadar hiç bitmek bilmeyen bir hırsla çalışan bir İnsan tipi dayatmıştır.

Kendimizi, çocuklarımızı ve ailemizi perişan eden, bizi dörtnala koşturan, banka hesaplarındaki rakamlar kadar değer gördüğünü düşündüren, güya çağdaş ve modern insan tipi, günümüzde derin bir yaşamsal anlam krizini her alanda yaşamaktadır.

Tam bu tıkanma noktasında, yönümüzü ithal reçetelere değil, kendi öz medeniyetimizin köklerine, üretimi ahlakla, İnsanı Adaletle harmanlayan, Ahilik felsefesine ve İslami iktisadi sosyal yaşama çevirmek zorundayız.

İnsanı merkeze alan Vakıf İş Kümesi, bu Adil Bir Sistem, yaşamsal her alanda tam manasıyla uygulansaydı, bir birey olarak sabah uyandığımız andan başımızı yastığa koyduğumuz ana kadar hayatımızda neler değişirdi? Gelin, bir fanteziye değil, zihniyet dönüşümüyle mümkün olan o somut gerçekliğe birlikte yakından bakalım.

Her şeyden önce zihinsel prangalardan kurtuluşun ilk adımını atmış oluruz. İçimizde bizi sürekli kemiren gelecek kaygısı "Yarın kaygısı" yerini güvene bırakan bir yaşamı arzulan, bir ruhla hayata adım atıyor olarak kendimizi bulacağız.

Bugün ortalama bir bireyin zihnini en çok kemiren duygu, gelecek korkusu yani gerçek veya potansiyel tehlikelere karşı duyulan yoğun aşırı endişe ve korku halidir. Hafif düzeyde olması elbette normal, ancak günümüzde insanı kemiren, acı veren korkulu bir savunma mekanizmasına dönüşmektedir.

Gelecek korkusu ile bizi sürekli ve şiddetli acıların yaşanmaya başlandığında, günlük yaşantımızda çok zorlaştırdığında, karşımıza artık "kaygı bozukluğu" olarak çıkmaktadır. Seküler Kapitalizm bizi "Malda kalma" dürtüsü, enflasyon karşısında ezilme korkusu ve sisteme olan güvensizlik, insanı bencil savunma mekanizmalarını, kendimize ve çevremize zarar verecek şekilde geliştirmeye, her alanda hiç şüphesiz zorlanıyoruz.

Vakıf İş Kümesi, Ahilik temelindeki, Adil Bir Sistemde bireyin yaşayacağı ilk ve en büyük devrim, bu zihinsel pranganın artık kırılmasıdır. Ahiliğin kurumsallaşmış dayanışma ağları, İnsanı merkeze alarak, her alanda devreye tam olarak girecektir.

Adil Bir Sistem içinde, modernize edilmiş akışkan finans havuz döngü sistemi yanında, ortak yardımlaşma sandıkları, vakıf algoritmaları ve merkeziyetsiz İnsani güvence sistemleri sayesinde, birey hiç şüphesiz bilir ki, ben dürüstçe ürettiğim sürece, sistem beni her daim yanımda beni korumaktadır.

Bana her hangi bir şey olduğunda, sağlığımda yada hastalandığımda veya işgücüm düştüğünde, yaşlandığımda yada işlerimin istem dışı bozulduğunda, her olumsuzlukta beni her daim İnsanca düşünen, beni mağdur etmeyen, Adil Bir Sistemin varlığın özgüveni ile hiçbir zaman yalnız kalmayacağını bilmek bireye güç ve güven verir.

Bu kolektif İnsan merkezli güvence, bireyin ruhundaki yırtıcı rekabeti, gelecek kaygısı ve korkuyu her alanda tedavi eder. İnsan, komşusunu veya meslektaşını ezilmesi gereken bir rakip olarak değil, yaşamında birlikte adil yol alacağı bir yol arkadaşı olarak görmeye başlar.

İş yaşamındaki ve hayatındaki köklü dönüşüm çok derin olarak insani olarak hissedilecektir. Artık İnsan Seküler Kapitalizmin dayattığı "Kölelikten" artık kurtularak, Adil Bir Sisteme duyduğu güven ile İnsanı merkeze alan bu sistemi her alanda derinden sahip çıkacaktır. Artık kendini her alanda, mesleki ve manevi anlamda, geliştirmenin İnsani standardını her alanda yükselterek yaşamaya başlayacaktır.

Mevcut günümüz Seküler yapıda iş, sadece faturaları ödemek için katlanılan bir hiyerarşik bir yük, bir nevi gönüllü köleliktir. Ancak Adil Bir Sistemde ise iş, insanın kendini her alanda geliştirdiği ve girişimciliğin gerçekleştirmenin yanında, karakterini İnsani olarak olgunlaştırdığı, bir zerafet sanatına ve ibadet alanına mutlu ve huzurlu bir yaşamsal değişimi her alanda bize gösterir.

Adalet, hakikat ve Liyakat temelinde olan Adil Bir Sistemin içindeki emeğin kutsallığı çok derin bir anlam kazanır. Bu Adil bir Sistemde bir yere gelebilmenin yegane yolu hiç şüphesiz liyakattir. Dağın daha ilk yamacında iken, zirveye torpille gelmek değil, basamakları alın teriyle ve ahlakla hak ederek adil bir şekilde tırmanacaktır.

Yamaklıktan başlayarak, çıraklıktan, kalfalığa oradan ustalığa liyakat temelinde işin ehli olacağı şed kuşanarak varılır. Birey, emeğinin sömürülmediğini, hakkının tam ve zamanında verildiğini yüreğinde özgüveni ile bilmenin onurunu her alanda yaşamaya başlar.

Çapsız ve bilgisiz yöneticilerin engel olmadığı, takoz olmadığı ve mesleği özgüven ile yaşamın ve liyakatın verdiği hileden arındırılmış özgüven ile kariyer yapmanın getirdiği, insani zarafetin hazını her alanda yaşamaya başlayacaktır.

Akşam evine huzur ve mutlukla dönen bir esnaf, profesyonel yönetici veya işçi, işine ve malına hile karıştırmamanın, fahiş fiyatla insanı aldatmamanın, işini en kusursuz şekilde teslim etmenin, iç huzurunu yaşamaya başlar.

Ahiliğin kendi içindeki otokontrol mekanizmaları olan “pabucun dama atılması” korkusu ile değil, Rabbine olan o iş ahlakına layık olamama utancını toplum içinde yaşamamak için, birey kendi içinde yüksek bir iç disiplini ve iş ahlakını kendi isteyerek içinde yansıtarak kazandırır.

Gündelik yaşam ve tüketim, "Gösteriş müptelalığından" İnsani kanaat ve Ahi Vakıf bilincine kendini iş yaşamı başta olmak üzere eğitim ve tüm sosyal yaşamında o yüksek öz güveni kazanır ve mülk biriktirmek değil mülkün paylaşımla minimal bir yaşam ile mutlu olabileceğinin huzurunu yaşar.

Günümüz Seküler Kapitalizm, bireyin saygınlığını gardırobundaki markalarla, altındaki arabayla ölçer. İnsan, hiç ihtiyacı olmayan şeyleri, hiç sevmediği insanlara, kendini kanıtlamak için sürekli mülk ve mal satın alan, yüksek bir egolu bencil birine maalesef dönüştürür.

Ahilik esaslı Adil Bir Sistem, bireyin tüketim ahlakını da İnsani fıtri fabrika ayarlarına, hiç şüphesiz her alanda döndürür. İsraftan kaçınış, kaliteye yöneliş, Ahiliğin "Kapını açık tut, sofranı açık tut ama gözünü haramdan, elini israftan koru" düsturu, bireyin tüketim rehberi olur. Gösteriş ve lüks çılgınlığı yerini, ihtiyaca uygun, kaliteli ve uzun ömürlü üretime her alanda bırakır.

Paylaşmanın dayanılmaz İnsani hafifliğini, mutluluğunu yaşar. Birey, biriktirdiği servetin büyüklüğüyle değil, o servetten ihtiyaç sahiplerine ve topluma aktardığı vakıf payıyla içsel huzuru ve mutluğu yaşayarak mutlu ve gurur duyar. Sosyal statü, paranın parayı doğurmasıyla değil, paranın toplumsal faydaya, eğitime, sanata ve yetimlerin başını okşamaya dönüştürülmesiyle anlam kazanılır.

Aile ve sosyal ilişkilerde bir birey artık, kendine taktığı tüm egolu maskeleri çıkarıyor, artık İnsani sevgi muhabbet ve samimiyetine geriye dönüyor.

Seküler Kapitalizm hırpaladığı, güya modern insan, evine döndüğünde bile iş hayatının stresini, gerginliğini ve maskelerini üzerinden hiç atamıyor. Paraya endeksli ilişkiler, dostlukları da evlilikleri de birer ticari ortaklığa ve seviyesiz bir yaşama indirgiyor.

Adil Bir Sistemin insanı, iş yerinde ruhunu satmadığı için evine de hırslarından arınmış, dingin bir baba, şefkatli bir anne veya hayırlı bir evlat olarak döner. Ahilik terbiyesi almış, Ahilik yaren meclislerinde pişmiş, Anadolu Ahileri ve Bacıları (Bacıyan-ı Rum) bilinciyle yetişmiş bir bireye, eşine bir meta gibi değil, hayatı birlikte omuzladığı bir can yoldaşı olarak bakar.

Sosyal ilişkilerinde "Acaba bu ilişkiden benim ne çıkarım olacak?" sorusunu asla sormaz, çünkü onun güvencesi insanlar değil, Adil Bir Sistemin adaleti yaşaması ile yansıtır. İnsani ilişkilerde artık menfaat ve çıkar ilişkisinden çok İnsani ahlaki iş ve yaşam ölçüleri yaşamın her alanına zerafetle yansır.

Adil Bir Sistem ile İnsan kendi özüne özgüven ile yeniden doğarak “İnsan yaratılmış varlıkların en şereflisi” haline gelir.

Ahilik temelinde yükselecek Adil Bir Sistem, 21.yüzyılın teknolojisini reddeden nostaljik bir köy hayatı özlemi hiç değildir. Tam aksine, yaşamın her alanında, Adaleti, Hakikati ve liyakat temelinde insanı merkeze alır.

Yüksek bilim ve teknolojinin insanı kontrol eden değil, İnsanın tüm yaşamına kolaylık getirmesini inanan, blockchain, yapay zekanın ve dijital dönüşümün yaşandığı bu 21.yüzyıl çağında, İnsani etik algoritmaların merkezine ahlakı yerleştirme ve İnsanı onuru ile yaşatma davasıdır.

Bu sistem tam uygulandığında, bireyin yaşamındaki değişim tek kelimeyle bir "İnsani diriliş" olacaktır. İnsan, bencil bir canlı olduğu yalanından her alanda kurtulacak, emeğinin değerini bulduğu, ruhunun huzura erdiği, toplumuyla ve kendisiyle barışık yepyeni bir çehreye kavuşacaktır.

Unutmayalım ki; Geleceğin 21.Yüzyıl Dünya’sı, İnsanı merkeze alan Vakıf İş Kümesi, Adil Bir Sistemin yetiştirdiği, huzurlu ve ahlaklı evrensel İnsani vicdanlı bireylerin omuzlarında yükselecektir.

Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah

NurHan Keleş

Bu yazı toplam 19 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
NurHan Keleş Arşivi