Dr. Zekeriya BİNGÖL

Dr. Zekeriya BİNGÖL

ÜNİVERSİTE ÇEVRESİNDEKİ ALKOLLÜ MEKÂNLAR VE GENÇLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Gençliği korumak, geleceği korumaktır.

Kıymetli Okurlarım,

Bu hafta Muğla’da yıllardır konuşulan ancak bir türlü kalıcı çözüm üretilemeyen önemli bir meseleye değinmek istiyorum. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin bulunduğu Kötekli Mahallesi’nde üniversite çevresinde yoğunlaşan alkollü mekânların öğrenci hayatı ve sosyal ortam üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirelim.

Üniversiteler bir şehrin sadece eğitim kurumları değildir; aynı zamanda gençliğin şekillendiği, fikirlerin geliştiği ve geleceğin inşa edildiği yerlerdir. Ancak bazı üniversite çevrelerinde yıllardır süregelen bir sorun var ki artık görmezden gelmek mümkün değil: kampüs çevresinde hızla çoğalan alkollü mekânlar ve bunun öğrenci hayatına etkileri.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin bulunduğu Kötekli Mahallesi de bu konunun en çok konuşulduğu yerlerden biri haline gelmiş durumda. Yıllardır öğrencilerin yoğun olarak yaşadığı bu mahallede eğlence mekânlarının sayısı giderek artarken, bunun beraberinde getirdiği bazı sosyal sorunlar da artık daha görünür hale gelmiştir.

Elbette üniversite öğrencileri sosyal hayatın bir parçasıdır ve eğlence, gençlik hayatının doğal bir yönüdür. Ancak mesele yalnızca eğlence değildir. Sorun, üniversite çevresinde kontrolsüz şekilde artan mekânların öğrenci ortamını ve mahalle kültürünü nasıl etkilediği konusudur.

Kötekli’de akşam saatlerinden sonra oluşan manzarayı herkes biliyor. Gürültü, taşkınlık, alkolün etkisiyle yaşanan tartışmalar ve zaman zaman güvenlik sorunları… Bunlar artık mahallede yaşayan birçok kişinin gündelik hayatının bir parçası haline gelmiş durumda.

Daha da önemlisi, bu ortam yalnızca alkol meselesiyle sınırlı kalmıyor. Yıllardır dile getirilen bir başka tehlike de uyuşturucu ve benzeri zararlı alışkanlıkların ve ağzıma almak istemediğim diğer yakışıksız olayların gençler arasında yayılma riskidir. Kontrolsüz gece hayatı ve denetimsiz mekânlar, ne yazık ki bu tür kötü alışkanlıkların gençlere ulaşmasını kolaylaştıran bir zemin oluşturabiliyor.

Aslında bu mesele yalnızca üniversitelerle sınırlı da değil. Son yıllarda ülkemizin birçok şehrinde liselerin ve diğer okulların çevresinde de benzer sorunların yaşandığı kamuoyuna sık sık yansıyor. Okul önlerinde oluşan uyuşturucu trafiği, gençlerimizi hedef alan bu tehlikenin ne kadar ciddi boyutlara ulaşabildiğini açıkça gösteriyor.

Bu nedenle devletimiz son dönemde önemli bir uygulamayı hayata geçirdi. Okulların önüne görevli “Okul Polislerini” görevlendirilmesi, gençleri bu tür tehlikelerden korumaya yönelik önemli bir adım olarak dikkat çekiyor. Bu uygulamanın hem caydırıcılık sağlayacağına hem de öğrencilerin daha güvenli bir eğitim ortamına kavuşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.

Bu konu yıllardır konuşuluyor ve aslında Kötekli’nin kanayan yaralarından biri olarak görülüyor. Ancak mesele yalnızca Muğla’nın ya da Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin sorunu da değildir. Türkiye’nin birçok üniversite kentinde benzer manzaralarla karşılaşmak mümkün.

Bu meseleyle bizler de geçmişte yakından ilgilenmeye çalıştık. Üniversitede öğretim elemanı olarak görev yaptığım dönemde ve aynı zamanda Muğla Kültür ve Turizm İl Müdürü olarak görev yaptığım süreçte bu konuyu birçok kez gündeme getirdik. O dönemde Sayın Valimiz Orhan Tavlı, Kötekli girişinde bulunan ve daha önce Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından kullanılan binayı emniyet birimlerine tahsis ederek bölgede güvenlik önlemlerinin artırılması yönünde önemli bir adım atmıştı.

Bugün de mevcut Valimiz Sayın İdris Akbıyık’ın bu konunun farkında olduğuna ve gerekli tedbirleri almaya çalıştığına inanıyorum. Ancak sahadaki tabloya baktığımızda, bugüne kadar alınan önlemlerin sorunun tamamen çözülmesi için yeterli olmadığını üzülerek görmekteyiz.

Çünkü mesele yalnızca birkaç işletmenin varlığı değildir. Mesele, üniversite çevresinde oluşan sosyal ortamın gençler üzerindeki etkisidir. Üniversite çevresinin en önemli özelliği güvenli, sağlıklı ve akademik bir öğrenci ortamı sunmasıdır.

Burada kimse gençlerin sosyal hayatını tamamen ortadan kaldırmaktan söz etmiyor. Ancak dengeyi korumak gerekiyor. Üniversite çevresinde oluşan ticari faaliyetlerin, öğrencilerin eğitim hayatını ve sosyal gelişimini olumsuz etkilemeyecek bir düzende olması gerekir.

Yerel yönetimlerin, üniversite yönetiminin ve ilgili kamu kurumlarının bu konuyu birlikte değerlendirmesi büyük önem taşıyor. Çünkü mesele yalnızca birkaç işletmenin faaliyeti değil; mesele gençlerin içinde bulunduğu sosyal ortamın niteliğidir.

Geçmişte olduğu gibi bugünde gençlerle ilgilenmeye devam ediyoruz. Gençler bu ülkenin geleceği. Benim de iki evladım var. Ama inanıyorum ki kendi çocuklarımızın dışında bu ülkedeki tüm gençler aslında hepimizin evladıdır. Onların sağlıklı, güvenli ve temiz bir ortamda yetişmesi sadece ailelerin değil, toplum olarak hepimizin ortak sorumluluğudur.”

Unutmayalım; gençliğini koruyan toplumlar geleceğini de korur. Mesele sadece bugün değil; mesele yarınlarımızdır.

Bu yazı toplam 59 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Zekeriya BİNGÖL Arşivi