Dr. Zekeriya BİNGÖL
YAPAY ZEKÂ VE SAHTE FACEBOOK HESAPLARIYLA İTİBAR SUİKASTI
Kıymetli okurlarım, bu haftaki yazımda biraz turizmden uzaklaşıyorum. Ancak hem kentimizi hem de toplumumuzu yakından ilgilendiren, zaman zaman benim de maruz kaldığım önemli bir konuya parmak basmak istiyorum. Son yıllarda özellikle sosyal medya ve bazı internet siteleri üzerinden yürütülen karalama kampanyaları, iftiralar ve yapay içeriklerle oluşturulmaya çalışılan algılar ne yazık ki giderek artıyor. Gerçek gazetecilik ile itibar suikastı arasındaki çizginin bulanıklaştırıldığı bu ortamda, doğruların yanında durmanın ve haksızlıkları dile getirmenin de bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.
Teknoloji ilerledikçe hayatımız kolaylaşıyor, ama aynı zamanda yeni sorunlar da ortaya çıkıyor. Özellikle son yıllarda yapay zekâ teknolojisinin gelişmesiyle birlikte bilgi üretimi hızlanırken, ne yazık ki dezenformasyon ve karalama kampanyaları da aynı hızla yayılıyor.
Son günlerde Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın yaptığı açıklama bu açıdan oldukça dikkat çekici. Başkan Aras, sosyal medyada yayılan ve yapay zekâ ile üretildiği iddia edilen bazı videoların açıkça bir itibar suikastı olduğunu belirterek tepki gösterdi. Kendi görüntülerinin yanı sıra Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz ve yakın çalışma arkadaşı Levent Arkan’ın görüntülerinin de kullanıldığı bu içeriklerin, gazetecilik faaliyetiyle ilgisi olmadığını açıkça ifade etti.
Ayrıca aslında sadece bu bir kişiye yönelik bir saldırıya verilen tepki değil; aynı zamanda dijital çağın en büyük sorunlarından birine işaret ediyor: Yapay zekâ ile üretilen içeriklerle yapılan itibar suikastları.
Gerçekten de bugün geldiğimiz noktada şu soruyu sormak zorundayız: Yapay zekâ kullanılarak üretilen manipülatif içerikler gazetecilik midir, yoksa dijital bir karalama kampanyası mı? Aynı şekilde sahte Facebook hesapları açarak insanlara iftira atmak, karalama yapmak, montajlanmış görüntüler ya da doğruluğu tartışmalı bilgiler üzerinden algı oluşturmak hangi vicdana, hangi anlayışına sığar?
Gazetecilik; belgeye, araştırmaya ve doğrulanabilir bilgiye dayanır. Ancak bazı internet siteleri ve sosyal medya hesapları, haber görünümü altında kişisel hesaplaşmaların veya siyasi manipülasyonların aracı hâline gelebiliyor. Yapay zekâ teknolojisi ise bu tür içerikleri daha da tehlikeli bir noktaya taşıyor. Çünkü insanlar artık gördükleri görüntünün gerçek mi yoksa kurgulanmış mı olduğunu ayırt etmekte zorlanıyor.
Bu konu benim için de yabancı bir mesele değil. Muğla Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünü yürütürken ben de bazı iftira ve karalama haberlerine maruz kaldım. Hatta bu içeriklerin kaldırılması için mahkemeye başvurdum ve davayı kazandım. Buna rağmen sözde gazeteci olan kişi mahkeme kararlarına rağmen o yazıları kaldırmadı. Bu yüzden Başkan Ahmet Aras’ın yaşadığı süreci çok iyi anlıyorum.
Şunu da ifade etmek gerekir ki, bana iftira atarak karalama kampanyası yürüten kişilerden biri bugün elektronik kelepçeyle ev hapsinde. Bu da gösteriyor ki bazen adalet geç tecelli etse de mutlaka yerini buluyor. Halk arasında sıkça söylenen bir söz vardır: “Allah’ın adaleti şaşmaz.” Gerçekten de zaman içinde hak ile haksızın ortaya çıktığını defalarca gördük. Yine bize iftira atan bazı siyasiler ve diğerlerinde bir gün Allah’ın adaletini göreceklerine inancımız tamdır.
Bu nedenle Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın yaptığı açıklamayı son derece önemli buluyorum. Başkanımızın iyi niyetli, hoşgörülü ve yapıcı bir yönetim anlayışına sahip olduğunu yakından bilenlerden biriyim. Muğla’yı ileriye taşımak için elinden gelen gayreti gösteren bir yönetim anlayışı görüyoruz. Başkan Ahmet Aras’ın en dikkat çeken özelliklerinden biri de, gerektiğinde kendisiyle aynı görüşte olmayan kişilerle dahi bir araya gelebilmesi ve ortak aklı öncelemesidir. Siyasette pek sık rastlanmayan bir başka yönü ise yapılan katkıları görmezden gelmemesi, emeği geçenlere teşekkür etmeyi bilmesidir. Bunun en somut örneğini Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’a “su” konusunda yaptığı teşekkürdür. Bu yaklaşım, yerel yönetimlerde diyalog ve hoşgörünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Elbette her yönetici eleştirilebilir. Eleştiri, demokrasinin en doğal ve en gerekli unsurudur. Ancak eleştiri ile iftira arasında çok büyük bir fark vardır.
Bir kişinin politikalarını eleştirebilirsiniz, kararlarını tartışabilirsiniz, hatta sert muhalefet de yapabilirsiniz. Ama insanların onuruyla, haysiyetiyle ve itibarıyla oynamak ne gazeteciliktir ne de demokratik bir davranıştır.
Bugün sosyal medyada hızla yayılan yapay zekâ içerikleri, sadece siyaseti değil, toplumun güven duygusunu da zedeliyor. Çünkü insanlar artık gördükleri her görüntüden şüphe etmeye başlıyor. Bu durum da bilgi kirliliğini ve güvensizliği büyütüyor.
Bu yüzden hem medya kuruluşlarına hem de sosyal medya kullanıcılarına önemli sorumluluklar düşüyor. Doğrulanmamış içerikleri paylaşmadan önce düşünmek, manipülasyona alet olmamak ve gerçek gazeteciliği desteklemek artık her zamankinden daha önemli.
Unutmayalım ki teknoloji ilerledikçe etik değerlerin önemi daha da artar. Yapay zekâ bir araçtır; onu doğru kullanan da insan, yanlış kullanan da…
Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir: Eleştiri demokratik bir haktır, ancak karalama ve iftira hiçbir zaman kabul edilemez. Toplum olarak gerçek gazeteciliği desteklemeli, dijital iftira kampanyalarına karşı ise sağduyuyu elden bırakmamalıyız.
Dr. Zekeriya BİNGÖL
Akademisyen / Kültür ve Turizm Uzmanı
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.