Dr. Zekeriya BİNGÖL

Dr. Zekeriya BİNGÖL

ESKİ RAMAZAN BAYRAMLARI: HATIRALARDA KALAN BİR GÜZELLİK

Kıymetli okurlarım, Ramazan Bayramı’nı kutladığımız bu günlerde istedim ki çocukluğumuzdaki o eski bayramları biraz yad edeyim. Açıkçası üzülüyorum; bizim çocuklarımız o coşkuyu, o saf mutluluğu ne yazık ki tam anlamıyla yaşayamadılar.

İnsan düşündükçe yüzünde hafif bir tebessüm, içinde derin bir huzur oluşuyor. Sanki zaman daha yavaş akıyor, insanlar birbirine daha yakın duruyormuş gibi…

Bayram, aslında arefe günü başlardı. Evlerde hummalı bir temizlik yapılır, mis gibi sabun kokusu her yere sinerdi. Anneler mutfakta bayram hazırlığına girişir; baklavalar açılır, sarmalar sarılır, şerbetler kaynardı. O mutfaktan gelen kokular, bayramın habercisiydir adeta. Çocuklar ise bir yandan yardım eder gibi yapar, bir yandan da en çok tatlıdan pay kapmanın peşine düşerdi.

Biz arefe günü ailecek amcalarla, kuzenlerle birlikte dedemlerde toplanırdık. O evin içi bir anda kalabalıklaşır, kahkahalar, çocuk sesleri, mutfaktan gelen tencere seslerine karışırdı. Herkes bir telaş içinde ama bir o kadar da mutluydu.

O zamanlar bayramlıkların değeri çok başkaydı. Ayakkabı ve takım elbise bayramdan bayrama alınırdı. Özellikle Ramazan Bayramı için alınan kıyafetler, Kurban Bayramı’nda da özenle giyilirdi. Yeni ayakkabının kokusu, ütülü takımın tertibi… Hepsi çocuk kalbinde ayrı bir heyecan oluştururdu.

Bayram sabahı erkenden kalkılırdı. Yeni alınmış, özenle seçilmiş bayramlıklar giyilirdi. O kıyafetlerin ayrı bir heyecanı vardı; sanki sadece bir günlüğüne dünyaya biraz daha güzel görünmek için… Büyükler bayram namazına giderken, evde ayrı bir hareketlilik olurdu. Namazdan sonra ise asıl bayram başlardı. Tüm aile fertleri, yaklaşık 20 kişi aynı sofrada toplanırdık. O kalabalığın içinde herkesin yeri belliydi ama en güzeli, o birlik hissiydi.

Bizim oralarda, Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde bayram yemeği ayrı bir anlam taşırdı. Sofrada mutlaka kuru fasulye ve pirinç pilavı olurdu. Normalde hep bulgur pilavı yenirdi; çünkü pirinç daha pahalıydı, daha “özel” sayılırdı. Hatta neredeyse sadece bayramdan bayrama yenirdi. Bu yüzden o pirinç pilavının tadı bambaşka gelirdi. Sanki sadece mideyi değil, kalbi de doyururdu

whatsapp-image-2026-03-21-at-13-11-36

Bayramın en heyecanlı kısmı ise çocuklar içindi… Büyüklerin elleri özenle öpülür, alınlarına götürülürdü. Karşılığında verilen harçlıklar, çocuklar için bayramın en tatlı sürpriziydi. Ama işin asıl güzelliği, o paradan çok, verilen değerin hissedilmesiydi.

whatsapp-image-2026-03-21-at-13-11-37

Kuzenlerle, yakın akraba çocuklarıyla bayram günlerini adeta bölüşürdük. Her gün başka bir akrabaya bayramlaşmaya giderdik. Tabii ki öncelik en çok harçlık verenlerdi.

Sonra kapı kapı gezmeler başlardı. Akrabalar gidilir, komşulara ziyaret edilirdi. Her evde ayrı bir ikram, ayrı bir sohbet olurdu. Şekerlikler dolaşır, kolonyalar ikram edilir, “daha dün küçücüktün” cümlesi her bayram yeniden kurulurdu. Kimse acele etmezdi; önemli olan birlikte geçirilen zamdı.

Sokaklar da bayramın bir parçasıydı. Çocuklar dışarıda toplanır, harçlıklarıyla şeker alır, oyunlar oynardı. Mahalle kültürü dediğimiz o sıcaklık, bayramda daha da belirgin hissedilirdi.

Toplanan harçlıklarla da bugünkü lunaparkların minyatürü sayılabilecek, ama çok daha samimi ve doğal olan bayram yerine giderdik. Tozun toprağın içinde dönme dolaba biner, salıncaklara, basit oyuncaklara çocuklar gibi değil, adeta dünyayı fethetmiş gibi sevinirdik. Bayram yerine giderken ata arabalarına binilir, o yolculuğun bile ayrı bir keyfi olurdu. O günler… Gerçekten çok mutlu ve çok güzel günlerdi.

whatsapp-image-2026-03-21-at-13-11-36-1

Belki de eski bayramları bu kadar özel kılan şey, teknolojinin azlığı değil; samimiyetin çokluğuydu. İnsanlar birbirine daha çok vakit ayırır, daha çok göz göze gelir, daha çok kalpten konuşurdu.

Bugün her şey daha hızlı, daha kolay… Şimdi bakıyoruz… Nerede o eski bayramlar? Herkes dağıldı. Herkes hayatın telaşında… Yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda ama o eski mutluluk yok. İnsanlar bir araya gelmeyi bıraktı. Bayramlar artık ziyaret değil, tatil oldu. Herkes bir yerlere gidiyor ama aslında birbirinden uzaklaşıyor. Ama o eski bayramların tadı hâlâ hafızalarda saklı. Çünkü bazı duygular vardır; zaman geçse de eskimez, sadece özlenir….

Oysa bayram, birlikte olunca bayramdı…

Bu vesileyle herkesin Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Herkese, çocukluğumuzdaki gibi saf, samimi ve içten bir bayram geçirmesini diliyorum…

Bu yazı toplam 11 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Zekeriya BİNGÖL Arşivi

DEVLET ADAMLIĞI SESSİZ AMA DERİN OLUR

04 Mart 2026 Çarşamba 15:01

Sözün Kıyısında

12 Şubat 2026 Perşembe 16:18