AİLENİN YOK EDİLDİĞİ EVLENMENİN ZORLAŞTIRILDIĞI, İNSANLARIN YALNIZLIK HALİ KÜRESEL BİR ENDÜSTRİ YAPISINA DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞTÜR.

Gelişen yüksek teknoloji, önümüzdeki süreçte toplumları ve Devletleri kendi çıkarları temelinde şekillendirmeye gitmektedir. Yapay zeka’nın bu kadar yoğun kullanılan bir dönemde artık gerçeklik algısı yavaş yavaş toplumda kaybolmaktadır.

Yüksek Teknoloji, elbette onu kullanan akla hiç şüphesiz hizmet eder. Teknoloji Kendi kendine bir eylem gerçekleştiremez. Teknoloji sahipleri ancak kendi çıkarı doğrultusunda komuta eder ve emri verirler. Dünya’yı kendi çıkarları ile her alanda şekillendirirler.

Günümüzde çok fazla geliştirilmiş Quantum Bilgisayar ve Yapay zeka uygulamaları var. Bu tür Yüksek teknolojilerin sahibi olan akıllar, kendi çıkarları için bu teknoloji elbette insanlık faydasına ve yararına açmayacaklardır.

Yüksek Teknoloji geliştiren küresel firmalar, İnsanlığa henüz bildirmedikleri, anlatmadıkları, gizledikleri, kendi çıkarları için önce kendilerinin kullandıkları, birçok yüksek teknoloji altyapıları şu an ellerinde mevcut kullanıyorlar. Ancak bu gizledikleri teknolojiyi İnsanlık faydasına ve yararına kullanmıyorlar.

İnsanlığın tüm sorun alanları ile ilgili konuları, çözüm üreterek ve yaşama geçirebilecek teknolojik altyapıları vardır. Ancak elbette bunu yapmayacaklardır. Tam tersi İnsanların sırtından sömürmeyi ve kullanmayı hesap ederek, insanların zaaflarını zayıflıklarını, sonuna kadar kendi çıkarları için en yüksek şekilde kullanacaklardır.

Bizler gördüğümüze inanırım diyen bir nesildik. Ancak o devir artık kapandı. Yapay zeka ve Deepfake insanların yüz, hareket ve sesini gerçeğe uygun olacak şekilde taklit eden, teknolojisiyle birçok veri tanımlaması ile İnsanın bütün duyu organların kontrolü artık sağlanmış oldu. Bu tehlikenin insanlık henüz farkında bile değil.

Yapılan çalışmalarda, İnsan algısını veri tanımlamasını yüksek teknoloji ile çevirdiler. İnsanın görme, duyma, tat alma, koku, aklınıza gelebilecek tüm algılarını artık kontrol ediliyor. İnsanın doğayla ve gerçeklikle kurduğu en temel iletişim köprüleri bu şekilde her alanda yıkmışlardır.

Günümüzde artık bir videonun gerçek olup olmadığını anlamak için başka bir Yapay zeka uygulamasına, gerçekliği sorgulamak zorunda kaldığımız bir doğrulama çağına maalesef girdik.

Yıllarca gelen tehlikeleri yazılarımda anlatmaya çalıştım, ancak asıl tehlike yüksek teknoloji değil, ona çok derin olumsuz etki edecek Toplumların sosyolojik yapısı temelinde olacaktır.

Biz İnsanlara dayattıkları, yalnızlık halini bir endüstri haline getirdiler. Toplumlarda öngörülebilir dengeli nüfus oranı çok büyük tehlikelere girerek ülkeleri şimdiden her alanda tehdit etmektedir. Son dönemde ülkemizdeki yetkililer yalnızlık halinin etkisi ile doğurganlık oranların çok ciddi düştüğü ve tehdit altında olduğumuzu basında sürekli dile getirir oldular.

Birçok ülke kaynaklarında yapılan araştırmalar tüyler ürpertici maalesef, İnsanların önemli bir kısmı yapay zeka sohbet robotlarıyla duygusal ilişki kuruyor. Hatta kendileri Yapay zekayı en yakın arkadaşı olarak görmektedir.

Japonya’da bile sanal karakterlerle ve robotlarla evlenenler var. Dırdır etmeyen, her denileni eksiksiz yapan, sentetik kaslarla donatılmış robot eşler üretildi. Tehlike çok daha büyük, ülke toplumları tamamen sosyolojik olarak bitirecektir. İnsanlara dayattıkları bu yanlızlık halinden bile büyük rant elde edecekler. Ülkeler yada toplumsal sosyolojik yapıların kötü gitmesi umurlarında değil.

Bu, ilk bakışta bireysel bir tercih gibi görünebilir ama stratejik açıdan bir ülkelerin ulusal güvenlik sorunudur. Yalnız yaşamayı bir endüstri haline getiren akıl, ülkelerdeki Nüfusun azalması tehlikesini beraberinde getirmektedir. Türkiye’de doğum oranı tehlikeli bir şekilde 1.4’e düşmüştür.

Türkiye’de özellikle kadın ve erkek dengesi ve Aile yapısı bozulduğu için Türk erkekleri yabancı kadınlara evlenmek için yurtdışına son dönemde yoğun gitmektedirler. Aileye önem veren eş bulma çaresi ile oralarda kendilerince çözüm aramaya başlamışlardır. Basından yeteri kadar bu tür haberleri duymaktayız.

Türkiye için bu çok büyük bir tehlikedir. Kimse bu olumsuz gidişe karşı bir çözüm üretme gayretine bile girmemektedir. Aile kurmanın günümüzde imkânsız hale getirmenin getirdiği sosyolojik sorun ve sıkıntısı yaşayan binlerce gençlerimize, bu sorunlar karşısında, olumsuz ilişkilere zorlanmaktadır.

ABD ve Avrupa zaten Aile yapısı bitik durumdadır. İnsanlar tüm Dünya’da yalnızlaşıyor, sanal Dünya’ya hapsoluyor ve gerçek ilişkilerden kopuyor. Nüfusun azalması demek, bir milletin geleceğinin buharlaşması demektir. Bu teknolojik konfor, demografik bir intihara dönüşmemelidir.

Günümüzde, Yapay zeka ve bilgisayar oyunları ile sanal evrenler oluşturarak, İnsanları bu sanal evrenlerde, gerçek yaşamdan kopartarak, sahte ve sanal bir Dünya’da mutlu olacağı algısı oluşturarak yaşatmaktadırlar. İnsanları bu yalnızlık haline iyice kalıcı hale getirmek için yoğun insanlığa baskı kurmaktadırlar.

Bu duruma, Devletler geç uyandı. Şimdi çözümler üretmek için toparlanıyorlar. Yüksek teknoloji hızı karşısında, Devletler bu süreci ne yazık ki çok geç anladılar. Sosyal medya ilk çıktığında özgürlük alanı diye pazarlandı şimdi ise ülkeler, yüksek teknoloji küresel devlerini sorguya çekmeye başladılar.

Çin, kendi kültürüne zarar verecek hiçbir yapılanmaya izin vermemektedir. Özellikle oyun sektörüne kültürüme aykırı diyerek, bir gecede şalterleri indirdi. Milyarlarca dolar zarar etme pahasına bunu gerçekleştirdi. Çünkü mesele para değil, toplumun sosyolojik zihinsel yapısı ve bekasıydı.

Günümüzde artık tek bir ülkenin ben yasakladım demesi elbette yetmiyor. Ulus devletlerin bu dijital derebeylerine karşı birleşmesi ve kendi ülke menfaat ve bekası için tüm ülkelerin ortak bir duruş sergilemesi gerekiyor.

Türkiye’de bizim ekonomik kriz diye konuştuğumuz şeylerin çoğu elbette çözümsüz değil. Türkiye’nin birçok alternatif kaynağı var, yüksek potansiyeli var. İhtiyacımız olan tek şey, halkın sorunlarına genel çözüm üretecek, bireyi aileyi ve toplumu bu yüksek teknoloji tahribatlarına karşı koruyacak yeni bir yapılanmadır. Aynı zamanda ülkemizin kurumların, daha denetlenebilir ve verimliliğin her alanda yükseltilmesi önemle gerekir.

Halka hizmet eden yerel kurumlarda, yaşanan onca yolsuzluk ve rezillikler karşısında, artık bu devir bitmelidir. Nasıl ki özel sektörde, bir yönetici zarar ettiğinde hesap veriyorsa, kamuda da liyakat ve başarı esas olmalıdır. İşte burada yüksek teknoloji altyapılarından sonuna kadar faydalanılmalıdır.

Türkiye’nin birçok sanayi tesisi ve stratejik işletmeleri İstanbul’a sıkışmıştır. Ülkemizde ve İstanbul’da yaşanacak deprem riski halen yüksek seviyede devam etmektedir. Bu risklere karşı artık bölgesel verimlilik düşünerek, Anadolu coğrafyası içinde yüksek düzey planlama yapılarak her alana sanayi dağıtılarak yayılmalıdır.

Ülkemizin sinir uçları ile sosyal medyada oynamaya çalışan, küresel yapılara ve onun çıkarcı işbirlikçilerine karşı birlik beraberliğimize her alanda koruyarak dikkat etmeliyiz. Türk Milleti tarih boyunca çok badireler atlatmıştır. İnsanlığın ve mazlumun yanında olan Türk Milleti her daim onurla ve adaletle savaşmış, bugünlere gururla gelmiş bir millettir.

Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah

NurHan Keleş

Bu yazı toplam 13 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nurhan Keleş Arşivi