Askıda Ekmek Yetmez, Askıda Vicdan da Olmalı

Son yıllarda “askıda ekmek”, “askıda yemek”, “askıda kıyafet” gibi dayanışma, birlik beraberlik örneği davranışlarla sıkça karşılaşıyoruz. Elbette bu eylemler insanlığın, insan olabilmenin en güzel tarafını gösteren davranışlar arasında yer alır. Ama galiba artık eksik kalan daha farklı olmamızı gerektiren, biraz daha dikkat etmemiz gereken bir şeyler var düşüncesindeyim.

Askıda ekmek, yemek, kıyafet gibi, yeme içme kadar önem arz eden, ruhumuzun doymasına vesile olacak; askıda vicdan olmalı, askıda utanma olmalı, askıda ahlak ve ar olmalı.

Çünkü bugün açlıktan önce vicdanını kaybedenlerin, insanlığını, kişiliğini kaybedenlerin çoğaldığı bir dönemden geçiyoruz.

Namuslu görünmek kolay… Dürüst görünmek de öyle… Etrafımızdaki herkesi farklı kişilik ve karakterde olduğumuza kolayca inandırabiliriz belki. Asıl mesele, kimsenin görmediği yerde, olmadığı yerde de namuslu ve dürüst kalabilmek. Ne yazık ki bugün toplumun en büyük yarası, yüzüne bakınca güven veren ne kadar edepli ne kadar düzgün insan dediğimiz kişilerin arka kapılar ardında her türlü ahlaksızlığı sıradanlaştıran insanların çoğaldığına şahitlik ediyoruz ne yazık ki!

Bir yanda doğruluktan, inançtan, dürüstlükten, ahlaktan söz edenler… Diğer yanda her türlü şarlatanlığın içinde yer alanlar… İnsanların emeğini sömüren, güvenini kullanan, dostluğunu çıkar için harcayanlar… Kısa vadede kazandıklarını sanıyor olabilirler. Ancak hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır: Haksız kazanç, vicdan borcuyla birlikte gelir. Er ya da geç herkes ektiğini biçer. Kimsenin baharında gözü olmayanın bahçesi hep çiçek açar unutmayalım.

Vefa göstermeyenlere veda etme zamanı çoktan geçmiştir bile.

Bugün baktığımızda ihanet, kötülük, yanlış tutum ve davranışlarda bulunan kişiler bize uzak kişiler değil tam aksine artık yabancılardan değil; en yakınımızda olan, soframızı paylaştığımız, Evimizin kapısını açtığımız, ekmek verdiğimiz insanlardan oluşan kişiler.

Kardeşim dediğimiz, kızımız evladımız yerine koyduğumuz kişiler, en çok canımızı acıtan da bu olmuyor mu? Yapmaz dediklerimiz, toz konduramadıklarımızın ihaneti üzüyor sadece. Aslında herkes kendine yakışanı yapıyor baktığımızda; kişilik karakter meselesi deyip gündelik yaşantımıza devam ediyoruz. “Edepli edebinden susar, edepsizde ben susturdum zanneder” meselesi aslında.

İnsanoğlu düşmanından gelen darbeye hazırlıklıdır, ama dost bildiğinin sırtından vurmasını kabullenemez, hiçbir zaman alışamaz, hazmedemez…

Daha acısı ise, bazı insanların başkalarının aile saadetlerine, mutluluklarına, başarılarına göz dikmeyi marifet sanmaları ise kabul edilemez bir olay.

Kendi hayatını kurmak yerine başkalarının huzurunu bozarak mutlu olduklarını sananlar, başarı elde ettiklerini zannedenler, sadece bir aileyi değil, toplumun vicdanını da yaralıyor. Geçici hevesler uğruna verilen zararların telafisi çoğu zaman mümkün olmuyor.

Hayatta aslında zor günlerde kimin yanında durduğunu unutmamak lazım. “Keser döner sap döner gün gelir hesap döner” diye aralarımızın sözleri kulak arkamızda kalmalı diye düşünüyorum.

Yıllarını birlikte geçirdiğiniz eşinizi…En sıkıntılı günlerinizde elinizi tutan dostunuzu…Maddi manevi yanında olan akrabalarınızı… Hastalıkta, sağlıkta, darlıkta ve bollukta sizi yalnız bırakmayan evlatlarınızı, dostlarınızı birkaç günlük, anlık geçici heveslere, çıkar hesaplarına ya da sahte iltifatlara değişmeyin. Bu durumda sadece onlara değil, kendi karakterinize de ihanet etmiş olursunuz.

Vefa, artık en çok aradığımız ama en az rastladığımız değerlerden biri hâline geldi. Oysa insanı insan yapan makamı, sıfatı, malı mülkü ya da çevresi değildir. Zor zamanlarda gösterdiği sadakat, taşıdığı ahlak ve koruduğu vicdan insan olabilmenin en önemli özelliğidir.

Toplum olarak daha çok ekmek dağıtabiliriz, daha çok yardım edebiliriz. Ama çocuklarımıza vicdanı, utanmayı, arlanmayı, sadakati, sevgiyi ve ahlakı öğretemezsek; yarın baktığımızda elimizde olan ekmeğin de aşında, vicdanımızın da huzurun da tadı kalmayacak.

Çünkü açlığı doyurmak kolaydır.

Asıl zor olan, vicdanı kaybetmemektir.

Belki de artık askıya ekmekten önce vicdanı, utanmayı ve ahlakı bırakmanın zamanı gelmiştir. Zamanı geçmeden kıymet bilmeli, değerlerimize sahip çıkmalıyız.

Bu yazı toplam 21 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Elvan Göçer Arşivi

SAYIN CUMHURBAŞKANIMA AÇIK MEKTUP

11 Ocak 2023 Çarşamba 14:12