NurHan Keleş
ANADOLU SERDENGEÇTİ YİĞİTLERİN OMUZLARINDA VATAN OLMUŞTUR. ZAFER ELBET İNANLARIN OLACAKTIR
Eski Dünya yıkılıyor, yerini paranın değil emeğin, adaletin ve şeffaf mutabakatın yönettiği merkeziyetsiz bir geleceğe bırakıyor. Bu gelecek, düşündüğümüzden çok daha yakın olacağını, Seküler zihnin inşa ettiği, merkezi ve yerel siyasi yapıları tecrübem ile eleştirdiğim makalelerimde, sizlere yine anlatmaya devam ediyorum.
İnsanlık tarihi boyunca büyük kırılmalar, hep "Asla yıkılmaz" denilen kalelerin çatırdamasıyla başlar. Bugün de tam olarak böyle bir eşikteyiz. Sizlere kısa hatırlatmalarda bulunacağım.
Ecdadım, ceddim Türk Oğuz Kayı Boyunun, yılmaz mücadele ruhuna sahibiz, daha önceki makalemde sizlere belirttiğim gibi ecdadım Osmanlı Devleti arşiv kayıtlarında, “Menteşe Kayıları” olarak geçmektedir. Söğüt ve Bilecik den Kara Çadırlar ile yola çıkan, Denizli yolu üzerinden, antik ismi Karya Muğla’ya gelen ve ilçelere dağılan “Kayı Karakeçili Obası” dır.
Dedelerim yerleştiği bölge olarak, Kara Muğla deresinin içinden geçtiği, Düzen yaylası, Dırlavan yerleşkesine gelmişlerdir. Muğla ilinin dağ üst bölgesidir. Kara Muğla deresinin aktığı, Kara Bağlar yaylası, eski tarihte ve günümüzde halen çok meşhurdur.
Ecdadımdan, Dedemden canlı öğrendiğim, Türk örf adet ve Töremiz gereği, Türk Milletinin ana karakteri olan “Mazlumun yanında, Zalimin karşısında” Muğla’nın bir “EFE” si olarak “EDEBİ” terbiye içinde, efendilik ile mücadele eden “Muğla Yörük Türkmen Obaları Kurucu İl Beyiyim.”
Seküler Kapitalizm, paranın gücüyle kurulmuş, lobilerin gölgesinde şekillenmiş ve gücü elinde tutan seçkinlerin çıkarlarına göre, dizayn edilmiş o hantal, eski dünya düzeni, merkezi yapılar gözlerimizin önünde, artık çatırdayarak yıkılıyor ve çözülüyor.
Daha önce, siyasi tecrübe geçmişimi, sizlere önceki makalemde ayrıntıları ile belirtmiştim. Ülkü Ocakları ve Milli Görüş siyasi geleneğinden gelen, yoğun bir mücadele ile “Halk içinde Hak yolu” siyaset mücadelesinde “Biz” diyen, siyasetin sahada yıllarca tozunu yutmuş, ALP ve EREN ruhlu mücadeleci birisiyim.
Sizlere daha önceki makalemde, merkezi ve yerel siyaset içindeki “Homo economicus” insan tipi ile “Ben” merkezli siyaset yapanların, merkezi ve yerel siyaset içinde, Halktan kopuk nasıl bir sorunlar ve sıkıntılar yumağı oluşturduklarını, kendi tecrübem ışığında aktarmaya gayret ettim ve yine devam ediyorum.
Sizlere siyaset içinde yaşadığım, onca acı tecrübelerin ayrıntılarını edebim gereği fazla girmeyeceğim, sizlere siyasetin içinde, genelde ana yaşadığım sorunları, Seküler merkezi ve yerel siyasetin günümüzde, nasıl bir tahribat oluşturduğunu ve sorunsal bir yapıya dönüştüğünü, anlatma gayretinde olacağım.
Türk Oğuz Kayı Boyu benim ecdadım, kendini Muğla ilini “Menteşe Kayıları” olarak gelerek, geçmiş tarihimizde Menteşe diyarını bize yurt edinmiştir. Bir Türk Oğuz Kayı Beyi olarak, elbette ceddimden öğrendiğim gibi “Halk içinde Hak yolu” mücadelesini sürekli verdim. Kayı Boyun da “Bey” sıfatı ancak hak edenlere verilir. “Kendini halkına hizmet için verene, ancak layık olanlar” için derler. Bu sıfatı eski tarihlerde herkese vermezlerdi.
Akademik çalışmalarım ve Uzmanlık alanlarımda, Muğla ili dışında yaşadığım ve çalıştığım, Sakarya, İstanbul ve Ankara’dan, bulunduğum dönemlerinden sonra, çok özlediğim, memleketime geri geldim.
Muğla’ya gelmeden önce bile, siyasi mücadelem her daim elbette devam etti. Allah rahmet eylesin vefat eden siyasi liderlerimden, onlardan öğrendiğim mücadele ruhu ile yılmadan hep mücadele içinde, çalışmalara devam ettim.
Devlet Başkanım ve Cumhurbaşkanım siyasi liderliğinde, Ankara’da 2019 yılında o dönemde yaşadığımız onca büyük sıkıntıya ve pandemiye rağmen, siyasi tecrübemi arttırmak için “Siyaset Akademisi Sertifikasını” onun imzası ile Genel Başkanlık merkezi siyaset teşkilatında, almak bize o yıllarda nasip oldu.
Siyaset Akademisi Sertifikasını, Ankara’da 2019 yılında aldıktan sonra, belli bir süre daha yaşadıktan sonra, memleketime geri döndüm. Muğla’da memleketimde beni gayet çok iyi bilirler, Ahi yürekli üretken biri olarak, bu kadar yoğun bir tecrübemi, Muğla’ya memleketime kazandırmak için mensubu olduğum, yerel siyasetin içinde, aktif çalışmalarıma başladım.
Yerel siyasetin içinde, “Herhangi bir yere aday değilim, benim siyasi liderlik ya da başka liderlik gibi bir beklentim yoktur.” dedim. “Benim sadece Ahilik temelinde, memleketimde ve ülkem için üretmek, halkıma faydalı olmak istediğimi” defaten söylediğim ve dile getirdiğim halde, Ben merkezli “Homo economicus” tipli yerel siyasetçilerin yine “Takoz” faaliyetlerine maruz kaldım.
Onlara dedim ki, “Muğla ilinde ürettiğim mikro ve makro ölçekteki birçok projelerim ortada, üretmeyen yerel Muğla ilimizin, diğer iller nezdinde, her alanda çok geri kalmıştır.” gelin hep birlikte “Muğla Ekonomi Platformu” kuralım dedim.
Muğla il ve ilçelerimizde, Halkımıza dönük, hep birlikte gelin projeler üretelim, istihdama ve ticarete aktif destek verelim. Girişimci gençlerimize ve kadınlarımız başta olmak üzere, her alanda önlerini açalım, her yerel toplantı içinde sürekli dile getirdim.
Platform başkanlığına başka bir arkadaşımıza görev veririz. Benim lider olmak ya da bir siyasi hedef beklentim olmadığını, defaten dile getirdim. Yerel siyaset içindeki arkadaşlar, her zaman yüzüme karşı gülerek, yeni yönetimde birlikte yapalım, çok iyi fikir, hemen yapalım, edelim ve tamam dediler.
O dönemlerde, yerel siyaset yönetim değişikliği vardı, bir araya gelip projenin ayrıntılarını konuşuyor, temel hazırlıklar yapmaya başlamıştık. İzmir’den sürekli üst merkezi siyasetin, görevlileri gelerek, yeni yönetimde görev alacakları, yerel siyasi yöneticileri biryandan görüşmeler ile belirliyorlardı.
Yeni yönetim listesi açıkladığında, siyasi terbiyem gereği, her hangi bir görev sıfat ya da makam talep etmediğim halde, sadece memleketimde üretmek istediğimi bildikleri halde, Bir de ne göreyim; Asil listede ismim yok, önemli değil dedim. Her halde yedeğe yazmışlardır diye düşündüm. Birde baktım ki yedek listede bile yokum.
Ben Yerel siyaset içinde, maalesef tam bir “VEFASIZLIK” gördüm. Bana yapılan onca “HAKSIZLIKLAR” karşısında, “TAKOZ” faaliyetleri karşısında, gerçekler görüldüğü ve bilindiği halde “SUSKUN” tepkisiz, Adaleti ve Hakikati bir kenara bırakan, etik ve ahlaki olmayan yerel siyaset yapanları tecrübe ile gördüm.
Şimdi size soruyorum; Cumhurbaşkanım siyasi liderliğinde, kurulduğundan beri, yerel siyaset içinde, İl eğitmen olarak, tüm teşkilatların altyapılarını kurmada, güçlenmesinde, eğitimler verdiğim halde,
İl ve ilçede birçok kademe içinde görev aldığım halde, il ve ilçe SKM Seçim kurullarında görev aldığım halde, Halkımıza dönük siyasi stratejik ar-ge projeler ürettiğim halde, Her hangi bir liderlik talebim hiçbir zaman olmadığını defaten dile getirmiş olduğum halde,
Muğla’mıza dönük birçok çeşitli çalışmalarım, Muğlalı hemşerilerime ve Halkımızı dönük olarak yaptığım onca proje çalışmalarım bilindiği ve görüldüğü halde, yine yapılan bu çirkin “TAKOZLUK” faaliyet durumunu, nereye koymalıyız?
Sizin vicdanınıza ve düşüncenize bırakıyorum.
Muğla’nın bir evladı olarak, kendi öz memleketimde, bana mesaj ile dediler ki sen “Halkın İçin kendi memleketinde, üretemezsin.” ve “Dürüst çalışkan ve başarılısın. Sen bizim için bir engelsin.” mesajını verdiler. “Muğla ili Muğlalılara bırakılmayacak kadar çok kıymetlidir” mesajını verdiler.
Muğlalı hemşerilerimize ve vatandaşlarımıza şimdi soruyorum?
Yerel siyaset “Ben” merkezli “Homo economicus” insan tipi olanların, Genel Başkanın yoğunluğu ve yereli fazla ilgilenemediğinden ve onun bilgisi dışında, görevlendirilen merkezi üst siyasi yönetimlerce, bu tiplerin desteklenmesi ile Muğla’nın yerel Halktan koparılması, seçmenlerine ve insanlarına yapılan en büyük haksızlıklar ve duyarsızlıklar olmuyor mu?
Yerel siyasetin içinde şunu canlı olarak duydum, güya “Muğla’da adam yok” dediler. Bu ne demek “Muğla’da adam gibi adamlar elbette var” ancak sizler, “Muğlalı olanları yerel siyaset içinde, kıyıma maruz bıraktınız” belirtiğim gibi çünkü “Muğla, Muğlalılara bırakılmayacak kadar çok kıymetlidir” bizlere, bölgemize bu yerel siyaseti güttüler.
Yerel siyaset içinde, Muğlalı olup aktif liderlik yapacak adamlar elbette vardır. Onlara liderlik verilmediği gibi Muğlalılara yerel siyaset içinde, daha çok alt pasif görevler vererek, yerel siyaset içinde, etkin olmayan görevler ile gözleri boyanarak, Muğlalıları maalesef her alanda pasifize etmişlerdir.
Bu yazdıklarım yaşanan gerçek tecrübelerdir. Kimse bana siyaset masalı, davası narası anlatmasın, yerel siyaset içinde “Muğla halkına bir hizmet kapısı olmalıdır” Muğla’da yapılan siyaset konusunda, “Ben” merkezli siyasetçilerin Muğla’yı ne hale getirdiği ortadadır.
Şimdi size soruyorum; “Muğla ili neden bugüne kadar diğer illerin gelişmişlik seviyesin arkasında kalmıştır. Muğla ili neden altyapılarını halen tamamlayamamıştır.” Sizler önce bunun cevabını Muğla halkına vermelisiniz
Muğlalı olmayan, ancak yerel siyaset içinde, dürüst ve çalışkan, Muğla’mız için bir çivi bile çakan, kişiler elbette sözlerimizin dışındadır.
Memleketlerinden çok uzak olsalar da, Ülkemiz sevdalı olanlar, nerede olursa olsun “Halk içinde Hak yolu” Biz anlayışında, yerel siyaset içinde üretmeye, devam ederler.
Bizim sözümüz ise kim olursa olsun, ister Muğlalı dahil olsa “Ben” merkezli çıkarcı siyaset yapan “Köşeyi dönme” amacı haline getiren, “Halktan kopuk” olan yerel siyaset anlayışındaki olan kişilerdir. Bu acı yerel siyaset gerçeklerini, neden görmezden, duymazdan ya da bilmezden gelirsiniz?
Halktan kopuk Seküler zihinli çıkarcı “Ben” merkezli siyasetçiler, siyasetin içinde, birilerin sırtına basarak, kazandıklarını sanıyorlar. Ancak Halkın ve insanların ahını alan, kul hakkı yiyen, yalan yere vaad verenler, makamını kendi çıkarı ve menfaati için kullananlar. Halk nezdinde kaybeden asıl sizlersiniz. Kazandığınızı sanıyorsunuz, Halk elbette her şeyi görüyor ve biliyor.
Bu durumları halkımızın ve sizlerin takdirine bırakıyorum.
Bizler siyasetin tecrübesini ve terbiyesini öğrendiğimiz, siyasi liderlerimizden bir vefa gereği gördük ki, ne olursa olsun, tüm sorunlara ve problemlere rağmen, memleketimize ve ülkemize, imanımız gereği, şartsız ve koşulsuz sever ve siyaset içinde olmasak bile Akademik Adil Bir Sistem çalışması hizmetini yoğunlaşarak, etkin ve aktif hizmet etmeye devam ederiz.
Bu yaşanan onca olumsuzluklara rağmen, Devletimin ve Cumhurbaşkanım arkasında her zaman dimdik durmaya, yılmadan devam ediyoruz. Devletimize tam sadakat ile bağlı ve yapıcı her türlü eleştirilerimizi de, açıkça yapmaya her ortamda dile getirmeye devam ediyoruz.
Türk Oğuz Kayı Beyi olarak, bizler yılmaz mücadele ruhumuzu, Türk Milletimizin o engin, kadim ve o derin Anadolu irfanından almıştır. Türk Milletine zorla dayatılan, adaletsizliğe, haksızlığa, her türlü sömürüye ve yozlaşmaya karşı “Mazlumun yanında, Zalimin karşısında” Muğla’nın bir evladı Efesi olarak, Alp ve Eren ruhla yaşayan, mücadele eden yiğit serdengeçti neferleriyiz.
Seküler Kapitalizm ile sömüren ve etik dışı, yozlaştırıcı etkisi olan onun ürünü kurumlar içinde, yaşamın tam merkezin de bireyde, ailede ve toplumda yaşanan onca acı tecrübeler, yozlaşmalar ve facialar karşısında, yaşanan bu acı tecrübeler ortadadır.
Adaletsizliğe, Haksızlığa ve liyakatsızlığa yaşamsal sorunlara, bir çözüm olarak ortaya çıkan, Ahilik ve İslam İktisadı temelinde, Türkiye’de ilk ve tek sistem eseri olan, Akademik eserim “Vakıf İş Kümesi” sosyoekonomik modeli, bütüncül bir yaşam içinde, Adil Bir Sistem olarak, Allah’ın izniyle çözüm olarak ortaya çıkmıştır.
Bu eseri bizlere nasip eden ve tecrübelerim ile sizlere çözüm üreterek, rehberlik etmeme nasip eden, Allaha bin kere şükrederim. Kalben aşk ve ihlas ile dua ederim.
Kendi öz yurdunda, haksızlığa uğradığı halde, Al Bayrağına, Devletine ve Liderine küsmeyen, şartsız ve koşulsuz, vatanını yürekten severek, üreterek çalışmaya devam eden, emek veren, ter döken, ırkı, dili, meshebi, ne olursa olsun kalben “Allahu Ekber” diyerek, yoluna devam edenlere, canı yürekten selam olsun.
Adaletsizliğe, haksızlığa, ahlaksızlığa, çürümeye ve yozlaşmaya “Rüzgâra ve Akıntıya karşı” bilerek zarar edeceğini bildiği halde yola çıkan, şikâyet etmeden, “Allah” için kıyama kalkan, mücadele eden, Türk Milletinin serdengeçti yiğit evlatlarına, canı yürekten kalben selam olsun.
“Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz.”(Al-i İmran Suresi,139). Zafer Allah’ın izniyle inşallah elbet inanların olacaktır.
Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah
NurHan Keleş
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.