Nurhan Keleş
DÜNYA’NIN 21.YÜZYIL YENİ EKONOMİ DÜZENİ, ADİL GÜVEN VE HIZ VEREN ÜLKELERİN ZAFERİYLE OLACAKTIR
21.yüzyıl Dünya ekonomi yapısı, bir yandan günümüzde, savaşlar ile şekillenirken, Dünya’da para savaşları ve onun kim kontrol edeceği arka planı bir dinamik yapıda, ateş çemberi içinde sıcak savaş görüntüleri ile şekillenmektedir.
Daha önceki yazılarımda, sizlere bu günlerin geleceğini özellikle belirtmiştim. Günümüzde 20.yüzyıl ekonomik dinamik yapısı, ABD merkezli petro-dolar kağıt para kontrollü Liberal Kapitalizm 1.0 dersek, gücü ve düzeni devam etmesini isteyen ülkeler yanında,
21.yüzyıl ekonomik dinamik yapısını, kripto-para Dijital Kapitalizm 2.0 olarak girdiğimiz, Bu yeni Blockchain (Blokzincir) altyapılı, ekonomiyi destekleyen Dünya’da Çin’in altyapıları kurarak öncülük yaptığı, yeni bir Dünya düzenine destekleyen, ülkeler arasında ekonomik güç ve kontrol etme mücadelesi savaşı yaşanmaktadır.
İsrail’in bölgede “arzu mevut” güya vadedilmiş topraklar olarak, kurma hırsı ile bölgede yıllarca ateş çemberine, bölgeyi savaşa sokmuştur. Gazze’de insanlık vahşeti yaşatması ile Dünya halkların buna karşı gelmesi ile tek başına yapamayacağını anlayınca, ABD üzerindeki etkin kontrol ve nüfusunu kullanarak, kendi emellerine alet ederek, Ortadoğu da kendi sonlarını hızlı bir şekilde hazırlamaktadırlar.
Ortadoğu’da, İsrail ve İran hattında yükselen alevler, sadece bölge haritasını değil, cebimizdeki paranın kaderini de yeniden çiziyor. ABD’nin dahil olduğu bu stratejik kördüğüm, Liberal Kapitalizm dediğimiz o eski 20.yüzyıl ekonomi yapısını, rafa kaldırırken, yerine sert ve bloklaşmış bir Dijital Kapitalizm, ekonomi modelini getirmektedir.
Peki, bu savaşın dumanı dağıldığında bizi nasıl bir Dünya bekliyor olacak?
İlk darbeyi enerji koridorları alıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki en ufak bir aksama, şu an yaşayarak görüyoruz. Petrolün varil fiyatını üç haneli rakamlara hapsederken, Dünya "enerji bağımsızlığı" gerçeğiyle bir kez daha yüzleşiyor. Ancak bu sefer durum farklıdır. Batı dünyası fosil yakıtlardan kaçışını hızlandırırken, Doğu bloku kendi içinde kapalı devre bir enerji ağı kuruyor.
ABD’nin özellikle ilk etapta, işgal ile Venezuela çökmesi, şimdi İran üzerinden Hürmüz boğazı ile tedarik zincirlerini askeri olarak kontrol altına alarak, Çin’e karşı sıkıştırmaktadır. Pasifik savaşı öncesi elinde ciddi bir koz olarak görmesi ile bölgeyi savaşla ateş çemberine çevirmişlerdir. Bu durum Petrol fiyatların yükselmesi ile Dünya ülke halklarına vurması bir anda Dünya’da ABD ve İsrail’e karşı yoğun protesto gösterileri ile tepkilere yol açmıştır.
Ekonominin yeni dili artık "güvenlik" oldu. Eskiden en ucuz üretimin peşinde koşan sermaye, şimdi en güvenli limanı arıyor. Tedarik zincirleri kısalıyor. Fabrikalar uzak kıtalardan komşu topraklara taşınıyor. Bu durum, enflasyonun uzun süre hayatımızın bir parçası olacağı anlamına gelse de, ülkeler bağımsızlıklarını korumak için bu bedeli ödemeye hazır görünüyor.
Washington ve Tahran arasındaki bu gerilim, petro-doların küresel hakimiyetini sorgulatan kripto dijital para birimlerini ve bölgesel ticaret paktlarını tetikliyor. Geleceğin ekonomisi, barışın getirdiği refahla değil, savaşın zorunlu kıldığı savunma ve teknoloji yatırımlarıyla Blockchain Dijital ekonomi ile büyüyecek gibi duruyor.
Peki bu yeni ve sert düzene ne kadar hazırız?
Ateş çemberinde savaşların gölgesinde gelişen Dünya ekonomisi, Türkiye İçin bir fırsat mı? Acaba tehdit mi? Bu sorunun cevabı Türkiye’nin akılcı stratejik dış siyaseti ile Dünya’da güvenilir liman olması ile şekillenmektedir.
Dünya’nın trilyon dolar seviyesinde fonları yöneten bazı küresel ölçekteki şirketler, Dünya’da savaşlar acımasızca devam ederken, Türkiye Cumhurbaşkanlığı makamı ile görüşmeleri arkasındaki düşüncenin güvenilir liman ülke olarak bölgede Türkiye seçtiklerin en büyük göstergesidir.
Bunun yanında, İran tarafından bombalanan Körfez ülkeleri, güvensiz oldukları gerekçesi ile Savunma sanayisi ve ordusu ile güvenilir liman olan, Türkiye üzerine, özellikle İstanbul’a şirket merkezlerini taşımaya başlamışlardır. Özellikle İstanbul Finans Merkezi bölgede güçlendirecek seviyede, güvenli ekonomi alanı liman olması ile önemi fazlası ile artmıştır.
Hürmüz boğazından, Akdeniz kıyılarına uzanan savaş tamtamları, küresel ekonominin genetiğini değiştiriyor. Washington, Tel Aviv ve Tahran arasındaki bu tehlikeli satrançta, şah çekilen taraf sadece ülkeler değil, tüm Dünya’nın refahı olmaktadır.
Ortadoğu’da İsrail ve İran hattında patlak veren sıcak çatışma, 2026 yılı itibarıyla küresel piyasaları "kusursuz bir fırtına" ile karşı karşıya bıraktı. Brent petrolün 130 doları barajını geçtiği, altın onsunun tarihi zirvelerini yenilediği bu dönemde, bildiğimiz klasik serbest piyasa ekonomisi yerini artık "savaş ekonomisi" kurallarına bırakmaktadır.
Enerji koridorları ve tedarik zinciri, savaşın ilk somut etkisi enerji maliyetleri üzerinden Avrupa’dan Asya’ya kadar her mutfağa ulaşmıştır. Ancak asıl değişim üretim hatlarında yaşanıyor. Savaşın daha fazla sürmesi, her ülke ve halklarını, daha da derinden, her alanda çok ciddi olarak olumsuz etkileyecektir.
Çatışma bölgelerine yakınlığı nedeniyle Süveyş kanalı ve lojistik hatlarındaki aksamalar, dev şirketleri "en ucuz üretim" modelinden vazgeçirip "en güvenli üretim" modeline zorluyor. Bu noktada, Türkiye’nin coğrafi konumu, hem bir risk hem de devasa bir potansiyel barındırıyor. Avrupa’nın enerji güvenliği için "güney gaz koridoru" her zamankinden daha hayati bir damar haline gelmiş durumdadır.
Doların tahtı ve dijital paralar, Washington’ın finansal yaptırımları bir silah olarak kullanması, Doğu blokunda dolardan kaçış sürecini hiç olmadığı kadar hızlandırdı. ABD’nin İsrail’e verdiği destekle, diğer ülkeler nezdindeki itibarını, her alanda yerle bir etmiştir.
Önümüzdeki süreçlerde, ABD içinde halk içinde çeşitli gösterilen artması ile eyaletler arasında dağılmaların önünde, ciddi olarak gerilimlere yol açacaktır. Şu anki iç borcu savaş maliyeti ile birlikte 39 trilyon dolara yaklaşmıştır. Her gün daha da katlanarak artmaktadır.
İran ve müttefiklerinin Dijital varlıklar üzerinden ticaret yapma girişimi, küresel finans sisteminde, ABD dışında, çift kutuplu bir yapının temellerini bir yandan atıyor. Geleceğin ekonomisi, çok kutuplu bir yapıda olacaktır. Artık tek bir merkezin değil, bölgesel ticaret paktlarının ve Blockchain (blokzincir) tabanlı yeni ödeme sistemlerinin gölgesinde yeni ekonomi altyapıları şekillenecektir.
Yeni bir paradigmaya doğru, Türkiye bu ateş çemberinin tam ortasında, hem bir barış köprüsü hem de lojistik bir kale olma sınavı veriyor. Savunma sanayine yapılan yatırımların meyvelerini topladığımız, bu güvenilir liman olma döneminde,
Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi İnsan merkezli Adalet, Hakikat ve Liyakat temelinde kadim Türk İslam Medeniyet tecrübe birikimi ve Ahilik tecrübesi temelinde olan, Akademik eserim ve Adil Bir Sistem olan “Vakıf İş Kümesi” altyapısı temelde uygulamaya geçilmelidir.
Türkiye’nin güvenilir ülke olması, kendi Adil Ekonomi Modelini yani 21.yüzyıl teknoloji temelli “Kripto Dijital Ekonomi Modelini”, kendi değer kodlarımız temelinde, yaşama mutlaka geçirilmelidir.
Geleceğin savaşlarla şekillendiği bu zor durumlarda, malda kalın, hayatta kalın düsturuna özellikle dikkat ederek, ekonomi yaşantımızı güvenli liman ülkesine yakışır güvenli yeni bir Adil Ekonomi Modeli ile yaşama mutlaka hep birlikte geçirelim.
Savaşlarla şekillenen yeni Dünya ekonomi düzeninde, Dijital Kapitalizm 2.0 karşısında, tam bağımsızlığın yolunun, Türkiye ülkemizde, İnsan merkezli kendi teknolojik altyapılarımızı, kendimiz mutlaka kurmalıyız. Yeni ekonomik üstünlüklerin bu teknoloji altyapılarından geçtiğini, bir kez daha önemle hatırlatıyoruz.
Savaşın dumanı dağıldığında, ayakta kalanlar sadece ordusu güçlü olanlar değil, ekonomisini bu yeni ve sert düzene karşı, hızla adapte edebilenlerin zaferi olacaktır.
Türkiye Ülkemiz ve Türk Milleti her türlü zorlukların üstesinden gelecek, Dünya’da İnsan merkezli güvenilir bir ülke ve güçlü bir millettir.
Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah
NurHan Keleş
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.