Dr. Zekeriya BİNGÖL

Dr. Zekeriya BİNGÖL

Sözün Kıyısında

whatsapp-image-2026-02-12-at-15-58-32

Turizm, rakamlarla konuşulduğunda soğuktur. Ama sahaya indiğinizde; bir esnafın sabah açtığı kepenkte, bir işletmecinin sezon hesabında, bir çalışanın emeğinde anlam kazanır. Bu yüzden turizmi konuşurken, onu yalnızca kürsülerden değil, sahadan bilenleri ayrıca dikkate almak gerekir.

Muğla gibi turizmin kader olduğu bir şehirde, siyasetin turizme mesafeli kalma lüksü yoktur.
Bu noktada Milliyetçi Hareket Partisi Muğla İl Başkanı Burak Demirel, klasik siyasetçi profilinden ayrışan bir yerde duruyor.

Genç, dinamik ve sempatik bir il başkanı olarak göreve geldiği günden bu yana, Muğla siyasetinde sahaya dayalı bir hareketlilik gözle görülür biçimde hissediliyor.

Demirel’in siyaset anlayışı masa başında sınırlı değil. Neredeyse her ilçeye gidiyor, esnafla birebir temas kuruyor, turizmcinin derdini yerinde dinliyor. Bu temaslar, yalnızca bir “ziyaret” değil; sorunları not eden, çözüm arayan ve geri dönüşü takip eden bir çalışma tarzını da beraberinde getiriyor.

Muğla turizminin farklı ilçelerde yaşadığı sorunların birbirinden ne kadar farklı olduğunu da bu saha çalışmalarıyla daha net görmek mümkün.

Burak Demirel’i turizm açısından farklı bir yere koyan bir başka unsur ise, onun bu alanı sadece dinleyen değil, yaşayan biri olması. Datça’da küçük ölçekli bir turizm işletmesinin işletmecisi olmak; sezonu hava durumuna bakarak planlamak, personel bulmakta zorlanmak, artan maliyetleri birebir hissetmek ve bir yandan da turisti memnun etmeye çalışmak demektir.

Bu deneyim, turizm hakkında konuşurken insana başka bir dil kazandırır: teorik değil gerçekçi,
yüksek sesli değil çözüm odaklı, genel geçer değil yerel hassasiyetleri gözeten bir dil.

Elbette mesele sadece sahada kalmak da değil. Burak Demirel’in siyasetinde dikkat çeken bir diğer yön, Ankara ile kurduğu temastır. Bir ayağı Muğla’da esnafın, turizmcinin yanında dururken; diğer ayağı Ankara’da, sorunların çözümü için MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve genel başkan yardımcılarıyla temasta olmasıdır. Yerelde dile getirilen sorunların, Ankara’da karşılık bulması için çaba sarf etmesi, bu süreci yalnızca şikâyet aşamasında bırakmadığını göstermektedir.

Demirel’in, Muğla turizminin yalnızca Bodrum ve Marmaris’ten ibaret olmadığını; Datça’nın, Ula’nın, Köyceğiz’in, Seydikemer’in de bu hikâyenin asli parçaları olduğunu sıkça dile getirmesi boşuna değildir. Çünkü küçük işletmeler ayakta kalamazsa, büyük turizm hedeflerinin kâğıt üzerinde kalacağını sahada görmüş biridir.

Siyaset ile turizm arasındaki en büyük kopukluk çoğu zaman empati eksikliğidir. Oysa turizm; ideolojiden önce istikrar, slogandan önce plan, vaatlerden önce altyapı ister. Bu noktada turizmin mutfağında bulunmuş bir il başkanının söyleyecek sözü de, taşıyacağı sorumluluk da daha fazladır.

Datça gibi sakinliğin, doğanın ve yerelliğin ön planda olduğu bir turizm merkezinde işletmecilik yapmak; aynı zamanda sürdürülebilir turizmin ne demek olduğunu da öğretir.
Az ama nitelikli turist, doğayla uyumlu yapılaşma, yerel halkla iç içe bir turizm anlayışı…

Muğla’nın geleceği de tam olarak bu dengeyi kurabilmekten geçiyor. Ve bu dengeyi anlatırken, turizmi yalnızca dosya başlıklarında değil; kendi hayatında deneyimlemiş isimlerin katkısı her zaman daha kıymetlidir.

Sonuç olarak şunu söylemek gerekir: Muğla’da turizm konuşulacaksa, siyasetin sahayı bilmesi şarttır. Datça’da küçük bir işletmenin ışığını her sabah açan, Muğla’nın ilçelerini adım adım gezen ve Ankara’da çözüm arayan bir il başkanının turizme bakışı da bu yüzden önemlidir.

Çünkü turizm; bilenden dinlendiğinde, yaşayandan anlatıldığında ve emekle savunulduğunda gerçek bir politika alanına dönüşür.

Unutmayalım, Turizm; yalnızca istatistiklerle, hedeflerle ya da sezonluk başarılarla yönetilmez. Turizm; esnafın kepenk açtığı saatte, işletmecinin maliyet hesabında, çalışanın emeğinde gerçek yüzünü gösterir.

Sahayı bilen, yereli dinleyen ve Ankara’da çözüm arayan bir siyaset anlayışı;
turizmi günü kurtaran değil, geleceği kuran bir politika alanına dönüştürür.

Muğla’nın ihtiyacı da tam olarak budur: Dinleyen, gezen, anlayan ve çözüm üreten bir yaklaşım.

Bu yazı toplam 11 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Zekeriya BİNGÖL Arşivi