Bülent Önge
Kıyıkışlacık: Tarihin ve Denizin Buluştuğu Eşsiz Bir Miras
Muğla'nın Milas ilçesine bağlı Kıyıkışlacık Mahallesi, Güllük Körfezi'nin karşı kıyısında yer alan, doğal güzellikleri ve binlerce yıllık tarihiyle dikkat çeken önemli bir yerleşim merkezidir. Her ne kadar yerleşim planı zaman içerisinde düzensiz bir görünüm kazanmış olsa da özellikle yaz aylarında artan nüfusuyla küçük bir ilçe görünümüne bürünen Kıyıkışlacık, turizm açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin en önemli nedeni ise hiç kuşkusuz, dünyanın sayılı antik kentlerinden biri olan İasos Antik Kenti'ne ev sahipliği yapmasıdır.
Osmanlı döneminde Asınkurin adıyla bilinen Kıyıkışlacık'ın tarihi, günümüzden yaklaşık beş bin yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Antik İasos, üç tarafı denizle çevrili bir yarımada üzerine kurulmuştur. İlk kurulduğu dönemde ada olan bu yerleşim, zamanla denizin taşıdığı alüvyonların oluşturduğu berzah sayesinde karaya bağlanarak yarımada hâline gelmiştir. Mitolojik anlatılara göre kent, Argos'tan gelen kolonistler tarafından kurulmuş ve adını liderleri İasos'tan almıştır.
Yapılan arkeolojik kazılar, İasos'taki ilk yerleşimin M.Ö. 3. binyılın sonlarına kadar uzandığını ortaya koymaktadır. Antik kentte günümüze ulaşan surlar, su kemerleri, mezarlar, agora, bouleterion ve halk arasında "Balık Pazarı" olarak bilinen yapılar, dönemin gelişmiş şehir yaşamını gözler önüne sermektedir.
İasos'un tarihi kadar ilgi çekici olan yönlerinden biri de halkının balıkçılıkla kurduğu güçlü bağdır. Antik coğrafyacı Strabon'un aktardığı meşhur hikâye bunun en güzel örneğidir. Rivayete göre, bir müzisyen tiyatroda konser verirken balık pazarının açıldığını haber veren çan çalar. Salondaki herkes gösteriyi yarıda bırakıp pazara koşar. Yalnızca yaşlı bir adam yerinde kalır. Sanatçı, bu davranışından dolayı yaşlı adama teşekkür edince aldığı cevap oldukça düşündürücüdür: "Ne dediniz? Çan mı çaldı?" cevabını alır almaz yaşlı adam da hızla balık pazarına doğru koşar. Bu anekdot, İasos halkının geçimini büyük ölçüde balıkçılıkla sağlamasının mizahi bir yansıması olarak günümüze kadar ulaşmıştır.
İasos'u özel kılan bir başka efsane ise yunusla dostluk kuran küçük çocuğun hikâyesidir. Anlatıya göre, denizde yüzen bir çocuk her gün kıyıya gelen bir yunusun sırtına binerek açılır, ardından güvenle kıyıya geri dönerdi. Bu olağanüstü dostluk, Büyük İskender'in bile dikkatini çekmiş; rivayete göre çocuk Babil'e götürülerek deniz tanrısı Poseidon'un rahibi yapılmıştır. İasos halkı bu olayı o kadar benimsemiştir ki, M.Ö. 3. yüzyılda bastıkları sikkelerin üzerine yunusun sırtındaki çocuğu işlemişlerdir.
1960 yılından bu yana İtalyan arkeologlar tarafından sürdürülen bilimsel kazılar sayesinde İasos'un birçok yapısı gün yüzüne çıkarılmıştır. Roma dönemine ait geniş agora, revaklarla çevrili mimarisi ve güneybatısındaki bouleterion yapısıyla ziyaretçilerine antik çağın izlerini yakından görme fırsatı sunmaktadır.
Bugün Kıyıkışlacık, yalnızca denizi ve doğal güzellikleriyle değil; mitolojisi, arkeolojisi ve kültürel mirasıyla da Ege'nin en değerli yerleşim yerlerinden biridir. Geçmiş ile bugünü aynı kıyıda buluşturan bu eşsiz mahalle, tarih meraklıları kadar huzurlu bir tatil arayanlar için de keşfedilmeyi bekleyen önemli bir destinasyondur. Kıyıkışlacık, sahip olduğu bu zengin mirasın korunması ve tanıtılmasıyla gelecekte Türk turizminin çok daha önemli merkezlerinden biri olma potansiyelini taşımaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.