Erdal Çil
YENİ REKTÖR ATAMASI ŞEHRİN NE KADAR UMURUNDA?
Çok kalmadı. Belki bu yazımız yayına girdiği an atanmış da olabilir. Benim de kurucu idari kadrosu içinde yer aldığım şehrimizin tek üniversitesine yeni rektörümüzün atanmasını bekliyoruz ama inanın dört gözle değil.
Üniversitemizin kurulduğu yıllarda da üniversite ve sorunları şehri pek ilgilendirmezdi. O zamanlar rektörlük seçimleri yapılırdı veya daha başka etkinlikler olur ama şehrin çok umurunda olmadığı gibi şimdi de kimin rektör atanacağı şehrin hiç ama hiç umurunda değil.
Şehir beni kendine mi benzetti diye düşünmeden edemiyorum ancak öyle de sayılmaz. İnsan elbette yaşadığı şehirden, insanından etkilenir etkilenmesine ama benimki pek de öyle değil. Mesela geçen seçimlerde her gece Resmî Gazetenin yayınlanmasını bekler, görmeden uyumazdım ama bu seçim hiç ama hiç ilgilenmiyorum bile.
Aslında bu tavrım sadece rektörlük seçimleriyle ilgili de değil. Bireysel olarak baktığımızda çok donanımlı, çok iyi birikimleri olan yöneticiler de gelse bir artı birin, bırakın on bir şiddetinde sinerji yapmasını eşittir iki bile yapmıyor. Yöneticiler ne kadar farkında bilemem ama memur şehri olan bu şehirde kurumlardaki bu atalet, başta belediyeler olmak üzere şehri de halkını da oldukça olumsuz etkiliyor. Kaldırımları, kıyıları, madenleri rantın; caddeleri gürültünün ve keşmekeşin, sokakları giderek huzursuzluğun, gençleri de bağımlılığın pençesinde kaderlerine bırakılıyor ve topluca seyrediyoruz.
Kiminizin, ‘abartma’ dediğini duyar gibiyim. Şöyle bir bakın şehrin caddelerine, kahvehanelerine hatta daha yakına gelip Kötekli’ nin sokaklarına çıkıp bakın o da olmadı girin üniversitenin binalarının içine ve koridorlarına bakın, o da olmadı akademinin odalarında konuşulanları dinleyin. Yeni rektör atamasına dair ne en ufak bir heyecan ne de beklenti dalgası var. Kamuoyu sessiz, şehir adeta kendi rutininde kaybolmuş durumda. Çünkü artık biliyoruz ki; o koltuğa oturan yöneticiler, her biri aslında iyi insanlarmış gibi olsalar da atandıkları kente, kuruma yeni bir sinerji getirmekten çok uzaklar maalesef.
Hafızamızı yoklayalım; en son ne zaman bir yöneticinin gelişi bu şehirde taze bir nefes, ortak bir vizyon veya köklü bir değişim umudu yarattı hatırlıyor musunuz?
Atanan her rektörle üniversitemiz maalesef nicelik yönünden ilerliyor gibi görünse de nitelik yönünden nerelerde kaldığı gerek ulusal gerekse uluslararası kriterlerde nerelerde olduğu hepimizin malumu.
Amaç üniversite ve şehir olmayınca, onlarla hemhal olmuyor olamıyorsan kusura bakmayın onlar da sizi takmıyor, adam yerine koymuyor. Siz onları, onlar sizi idare edip duruyorlar. Kâğıt üzerinde rektör olarak görünseniz de arkanızda güçlü bir iktidarın destekleri olmuş olsa da çoğunuz, muktedir bile olamadan, şöyle ağız tadıyla, hakkıyla bir rektörlük bile yapamadan bırakıp gidiyorsunuz farkında mısınız?
Böyle mi olmalıydı sonuç? Bu profilin asli önceliği, akademiyi evrenselleştirmek, kentin dertleriyle dertlenmek mi yoksa mekanik şekilde yukarıdan gelen talimatları eksiksiz uygulamak ve her ne pahasına olursa olsun o koltuğu korumak mı olmalıydı?
Suya sabuna dokunmadan günü kurtarmak, memur zihniyetiyle masayı idare etmek ilk başta bir "huzur" iklimi gibi görünebilir. Ancak bu atalet, Muğla gibi potansiyeli yüksek bir kenti sadece yerinde saydırır, hatta geriye götürür, eskiye özlemi arttırır. Halbuki Muğla’nın sadece idari prosedürleri yöneten rektörlere, bürokratlara değil; bu şehre, şehrin kurumlarına ve onun geleceğine liderlik edecek gerçek "aktörlere" ihtiyacı var. Burası diğer büyük şehirlere nazaran nüfusu az gibi görünse de sorunları, rantı, cazibesi çok fazla olan bir şehir. Bir büyük şehrin bütün kurumları var ve onların çalışanlarıyla da bir memur şehri görüntüsünde. Sırf bu yüzden bile bu kurumların yönetici gibi yöneticilerle yönetilmeleri, ellerini, kulaklarını, gözlerini, akıllarını, zamanlarını, bilgi ve birikimlerini bu şehir için kullanmaları çok ama çok önemli.
Mesela Kötekli Mahallesinin sorunları için en başta rektörün sahip çıkması, projeler ortaya koyabilmesi gerekir ki şehrin diğer kurumları da üzerlerine düşeni yeni baştan düşünebilsinler. Mesela yeni öğrenci kayıtlarında, ülke ortalamasının üstünde bir düşüş var ve bunun sadece üniversiteyi etkilemekle kalmayıp şehrin birçok sektörünü de olumsuz etkileyeceği çok açık. Bu durum karşısında öncelikle rektörlük kolları sıvamalı ki şehir harekete geçsin ve en azından gelecek yıl için şimdiden önlemlerini alabilsin. Kurumlar sadece günü kurtarmanın peşindeyken, üniversite yönetiminin bu anlamda sessiz kalması kenti tam bir sahipsizliğe itiyor.
Sorun sadece Kötekli ile de sınırlı değil. Muğla; tarihi dokusu, kendine has kültürel mirası ve tarımdan turizme uzanan ekonomik kırılganlıklarıyla rehberlik bekleyen bir şehir. Üniversite, bu kentin sadece ekonomik bir lokomotifi değil, aynı zamanda entelektüel ve bilimsel hafızası olmak zorundadır. Şehrin tarihi yapılarının korunmasından ekonomik darboğazlarına kadar her alanda üniversitenin aklı ve yönlendirmesi bu şehirde bugün hissedilmiyorsa da sorumluyu başka yerlerde aramaya gerek olmadığını düşünüyorum.
Gençlik yıllarımızda etkilendiğimiz kalemlerden biri olan Necip Fazıl’ın hitabesine başlarken kullandığı o söz: “zaman bendedir ve mekân bana emanettir şuurunda bir gençlik” halen üstadın kendi sesinden kulaklarımızda çınlamakta. Bu yüzden olsa gerek, “kim var diye seslenilince sağına ve soluna bakınmadan fert fert ben varım” diyebilen insanlara hasretiz. Şehirlerimizde yukarısı 'yap' demeden parmağını oynatmayan idarecilere değil; şehri seven, şehrin dertlerini kendi derdi gören, mülki amirleri peşinden sürükleyecek güçte vizyoner liderlere ihtiyacı olduğu çok açık. Üniversitemize yeni atanacak rektörün, yukarıya bakan gözlerini biraz da bu şehre, bu kampüsün öğrencilerine ve Muğla’nın gerçeklerine çevirmesini umut etmek sanırım en doğal hakkımız. Tornadan çıkmış standart bir isim değil; cesaretle inisiyatif alacak, bu kente ruhunu ve heyecanını yeniden üfleyecek bir rektör görmeyi inanın bütün ümitsizliğime rağmen çok istiyor, dua ediyorum.
Devletten sadece güç alan değil, aldığının birazını olsun bu şehre veren insanlaradır özlemimiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.