Prof Dr. Vural Hoşgörür
Okul Yöneticilerinin Kullandıkları Güç Kaynakları ve Sinizm
Prof. Dr. Vural Hoşgörür
vuralhosgorur@gmail.com
Sinizm; kuşkuculuk, şüphecilik, güvensizlik, inançsızlık, kötümserlik ve olumsuzluk sözcükleriyle yakın anlama sahip olmakla beraber, kusur bulan, zor beğenir ve eleştirir anlamına da sahiptir. Artan eşitsizlik, iş güvencesinin olmaması, işten çıkarma olaylarının yoğun olarak yaşanması, yanlış yönetilen değişim çabaları, yüksek performansın daha yüksek ücret sağlamayacağı düşüncesi, aşırı stres ve rol yükü, kişisel ve örgütsel beklentilerin karşılanmaması, yetersiz sosyal destek, örgütsel karmaşıklık ve iletişimsizlik, sinizm nedenlerinin başında gelmektedir. Eğitim kurumlarında görev alan çalışanların da sinizm yaşama eğilimlerinin olduğu söylenebilir. Kurumlarda yönetsel gücün kullanılış şekli, olumlu veya olumsuz olarak çalışanların davranışlarını ve dolayısıyla kurumu etkilemektedir.
Kurumların amaçlarını gerçekleştirebilmesi için yöneticilerin, kurumsal dinamikleri harekete geçirmesi gerekmektedir. Çalışanları etkilemenin ve harekete geçirebilmenin kaynağı ise yöneticide bulunan güçtür. Güç, bir kimsenin başkalarını kendi istediği yönde davranışlara yönlendirebilme yeteneği olarak tanımlanır. Başka bir ifade ile güç; birine bir şey yaptırma, bir şey isteme ya da nasıl olacağı hakkında yol gösterme yeteneğidir. Yöneticilerin kullandığı gücün kaynağı ve kullanılma biçimi; kurumun amaçları, yapısı, kültürü, iklimi, çalışanların demografik özellikleri ve hatta sosyal, politik, ekonomik ve kültürel ortam gibi birçok etkene göre farklılık gösterir. Yöneticilerin kullandıkları belli başlı güç kaynakları şunlardır.
Yasal güç: Otorite ya da yetki olarak da tanımlanan, yöneticinin bulunduğu makam dolayısıyla sahip olduğu formal güçtür. Resmi otoriteden kaynaklanır, çalışanlar arasında doyumsuzluk, direnme ve çatışma oluşturabilir. Ödül gücü: Ödül verme ya da ödülleri elinde tutma gücüdür. Diğerlerinin değerli olarak gördüğü ödülleri dağıtan bir kişi, onlar üzerinde güç sahibidir. Ödül gücü çalışanların örgüte katkısını artırmak için kullanıldığında her zaman etkili bir güçtür. Karizmatik güç: Bu gücün kaynağı, yöneticinin kişiliği ve iletişim becerisidir. Lider veya yönetici kişiliğinin astlarda saygı uyandırması, onlara ilham vermesi, onların arzu ve isteklerini dile getirmesi ve bütün bunların sonucunda bu kişiliğin onlar tarafından örnek alınması, bu gücün temelini oluşturur. Uzmanlık gücü: Yöneticinin bilgi, beceri ve deneyimine dayalı olan güçtür. Çalışanlar yöneticilerinin bilgi, beceri ve deneyimine ne kadar güvenirse yöneticilerin de onları o derece etkileme gücü olur. Yöneticin sahip olduğu ve paylaştığı faydalı bilgi, uzmanlık gücünün sınırlarını belirler. Yöneticiler güçlerini paylaştıklarında, yani çalışan insanlara görevlerin gerektirdiği yetkileri verdiklerinde veya devrettiklerinde, oluşan sinerji ile örgütler ve yöneticiler daha da güçlenirler. Zorlayıcı güç: Yöneticinin sahip olduğu gücü korkutma ve yıldırma aracı olarak kullanmasıdır. Zorlayıcı güç, yöneticilerin emirlerine karşı astların itaatsizlik göstermesi durumunda onları kontrol etme ve cezalandırma gücünü yansıtmaktadır. Bu tür güçlerin kullanılması çalışanlarda korku yaratabilmektedir.
Girdisi ve çıktısı insan olan ve dinamik bir yapıya sahip olan eğitim kurumlarında çalışanların tutumları, ilgileri, yaşam biçimleri, kültürleri, inanç sistemleri, değerleri ve kişilik özellikleri gibi birçok etmen yönetimi etkiler. Okulu yönetmede kullanılan güç uygun olmazsa çalışanlarda kuruma yönelik olumsuz inançlar ve olumsuz tutumlar ortaya çıkabilmekte ve kuruma yönelik sinizm oluşturabilmektedir. Okullarda kurumsal başarıyı yakalamak, kalite ve verim merkezli yeni uygulamalar gerçekleştirmek, öğretmenlerin çalıştıkları kuruma ilişkin olarak geliştirdikleri tutumlarına bağlıdır. Okulda yöneticinin gücünü dengeli kullanması, çalışanların kurum içindeki beklenti ve ihtiyaçlarının karşılanması, çalışanların iş yaşam dengesindeki unsurlara bakışlarının olumlu yönde değişmesine katkı sağlayacaktır. Tersi durum, kurumda sinik bireylerin çoğalmasına, iş tatmini ve kurumuna olan güveni azalmış, hatta mecburi olarak çalışmak zorunda olduğunu hisseden bir çalışan grubu oluşturup, huzursuz ve verimsiz bir çalışma ortamını da beraberinde getirecektir. Bu durum aynı zamanda çalışanların psikolojik ya da fiziksel birçok sağlık sorununa da yol açabilecektir.
Referanslar:
Altınkurt, Y. & Yılmaz, K. (2012). Okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları ile öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişki. Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri, 12(3), 1833-1852.
Kayaalp, E. & Özdemir, T. Y. (2020). Öğretmenlerin Örgütsel Sessizlik, Örgütsel Yalnızlık Ve Örgütsel Yabancılaşma Algılarının Örgütsel Sinizm Düzeyleriyle İlişkisi. Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 1 (38), 101-113.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.