Dr. Zekeriya BİNGÖL

Dr. Zekeriya BİNGÖL

TÜRKİYE’NİN ÜNİVERSİTE LİDERLERİ: AKADEMİK VİZYON VE İLHAM

Vizyon sahibi Rektörler, üniversiteleri geleceğin bilim merkezlerine dönüştürür.

Kıymetli okurlarım,

Bilim ve eğitim, bir toplumun geleceğini şekillendiren en güçlü iki unsurdur. Üniversiteler ise yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil; aynı zamanda düşünce üreten, toplumu dönüştüren ve geleceğin liderlerini yetiştiren merkezlerdir. Bu nedenle üniversitelerin başarısı, sahip oldukları fiziki imkânların ötesinde, onları yöneten liderlerin vizyonu ve akademik anlayışıyla doğrudan ilişkilidir.

Bugün dünya üniversiteleri hızla değişen bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için kendilerini sürekli yenilerken, Türkiye’de de üniversitelerin bu dönüşümü yakalaması büyük önem taşımaktadır. Akademik özgürlük, liyakat, araştırma kültürü ve uluslararası iş birlikleri; çağdaş üniversitelerin temel yapı taşlarıdır. Bu noktada üniversitelerin yönetiminde bulunan rektörlerin vizyonu, kurumsal gelişimin en belirleyici faktörlerinden biri haline gelmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde üniversitelerin kendilerini güncellemesi gerektiğini vurgularken bazı yapılarda “derebeylik düzeni” oluştuğunu ifade etti. Bu yalnızca siyasi bir eleştiri değil; uzun süredir akademi dünyasında konuşulan bir gerçeğin de ifadesiydi.

Türkiye’de bazı üniversitelerde akademik yönetim, yeniliğe kapalı, dar kadroların kontrolünde ve çoğu zaman liyakat tartışmalarının gölgesinde yürümektedir. Oysa dünyanın önde gelen üniversiteleri, sadece eğitim veren kurumlar değil; aynı zamanda inovasyon üreten, uluslararası iş birlikleri kuran ve topluma yön veren merkezlerdir. Türkiye’de birçok üniversite maalesef bu vizyonu yakalamakta zorlanıyor.

Üniversitelerimizin başarısı büyük ölçüde liderlerinin vizyonuna bağlıdır. Son yıllarda görev yapan bazı rektörler, akademik yönetim ve öğrenci odaklı çalışmalarla örnek teşkil ederken, bazıları ise sadece rutin idari görevlerle yetinmiştir. Ben burada, vizyon sahibi ve yakından takip ettiğim rektörlerin bazılarından bahsetmek istiyorum.

Bu rektörlerden uzun yıllar Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde birlikte çalıştığım kıymetli dostum Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Turgay Uzun, akademik kaliteyi yükselten ve araştırmaları teşvik eden bir yönetim anlayışıyla benimsemiştir. Üniversiteyi daha dinamik bir öğrenme ortamına taşıyan Uzun, hem öğretim üyeleri hem de öğrenciler tarafından takdir görmektedir. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde de uzun yıllar dekanlık yapan Uzun, Osmaniye’de ikinci döneminde de başarılı çalışmalarını sürdürüyor. Genç ve dinamik liderimizin gelecekte daha aktif görevler üstleneceğine olan inancımız tamdır.

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi kurucu rektörlüğünü yapmış her şeyi gönüllüktük esasına göre yürütmüş, Prof. Dr. Süleyman Özdemir, İstanbul Esenyurt Üniversitesi rektörü olarak iş birlikleri ve akademik ağları güçlendirme yolunda önemli adımlar atmaktadır. Öğrencilerin ve öğretim üyelerinin gelişimini öncelikli hedef olarak belirleyen Özdemir, üniversiteyi toplumla daha iç içe bir kurum hâline getirmiştir. Mütevazi ve kibar kişiliğinin yanı sıra iyi bir idareci ve akademisyen olması onu öne çıkarıyor; ileride çok daha üst düzey görevlerde veya bakanlık pozisyonlarında görmemiz mümkün görünüyor.

Hem Adaşım hem hemşerim olan Prof. Dr. Zekeriya Akman, Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde yeni göreve başlamış bir rektör. Seçkin bir akademik geçmişe sahip olan Akman, özellikle İslam ve Osmanlı tarihi alanındaki çalışmalarıyla akademik camiada saygın bir yere sahip. Öğrencilerini ve genç akademisyenleri motive eden vizyoner liderliği, üniversitenin uluslararasılaşma çabalarına önemli katkılar sağlıyor. Dijitalleşme ve uluslararası iş birlikleri konusundaki öncülüğü, üniversiteyi güçlü bir konuma taşıyacağına dair güven veriyor.

Vizyoner görüşü ve idareciliği sayesinde iyi bir yönetim sergileyen hocamızın üniversiteyi iyi bir konuma getireceği konusundaki güvenimiz tamdır.

Prof. Dr. Mahir Kadakal, uzun yıllar akademik kadroda yer almış ve çeşitli idari görevler üstlenmiş deneyimli bir eğitim lideridir. Trabzon Avrasya Üniversitesi rektörü olarak ulusal ve uluslararası akademik standartları benimseyen bir vizyonla, modern eğitim anlayışını destekleyen bir yönetime odaklanmıştır. Ulusal ve uluslararası akademik standartları benimseyen Kadakal, modern eğitim anlayışını destekleyen bir yönetim sergiliyor. Araştırmayı teşvik eden ve öğrenci odaklı yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

Benimde yedi yıl görev yaptığım Sakarya Üniversitesi kökenli olan Prof. Dr. Erdal Çelik, Bingöl Üniversitesi rektörü olarak bölgesel eğitim ve akademik üretimi güçlendirmeye odaklanmış durumda. Üniversitenin genç nüfusuna bilimsel bakış açısı kazandırmak ve yerel kalkınmayla akademik gelişimi birleştirmek için çalışıyor. Özellikle genç araştırmacıları ve öğrencileri teşvik eden liderliği, takdir topluyor. Araştırmayı teşvik eden, öğrenci odaklı yönetim anlayışlarıyla üniversitelerini geleceğe hazırlıyor.

Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, güçlü akademik birikimi ve idari tecrübesiyle üniversitesinin bilimsel gelişimine önemli katkılar sunmaktadır. Kendisiyle Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde uzun yıllar aynı çatı altında çalışma imkânı bulduk. Gerçekleştirdiğimiz Gençlik Araştırmaları Kongrelerine verdiği destek, gençlere ve bilimsel çalışmalara verdiği değerin önemli bir göstergesidir. Mütevazı ve kibar kişiliğinin yanı sıra başarılı bir akademisyen ve yönetici olan Prof. Dr. Erol Yaşar’ın, Mersin Üniversitesini daha ileriye taşıyacağına inanıyorum.

Prof. Dr. Musa Gençcelep, Hakkari Üniversitesi Rektörü olarak akademik birikimi ve yönetim vizyonuyla Üniversite’nin gelişimine önemli katkılar sağlayan bir bilim insanı. Üniversiteyi yalnızca bir eğitim kurumu olarak değil; bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlayan bir merkez olarak görmen Gençcelep göreve geldiği günden itibaren bilimsel araştırmaları teşvik eden, gençlerin potansiyelini ortaya çıkaran ve üniversite-toplum iş birliğini güçlendiren çalışmalarıyla dikkat çekmektedir.

İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, ekonomi alanındaki güçlü akademik birikimi, toplumla kurduğu etkili iletişim ve yenilikçi yönetim anlayışıyla öne çıkmaktadır. Öğrencilerin gelişimini merkeze alan, üniversite ile toplum arasındaki bağları güçlendiren çalışmalarıyla İstanbul Topkapı Üniversitesine önemli katkılar sunmaktadır. Mütevazı, ulaşılabilir ve üretken kişiliğinin yanı sıra başarılı bir akademisyen ve yönetici olan Prof. Dr. Emre Alkin’in, yükseköğretim dünyasına daha uzun yıllar değer katacağına inanıyorum.

Prof. Dr. Mutlu Türkmen, Bayburt Üniversitesi Rektörü akademik çalışmaları ve yenilikçi yönetim anlayışıyla Üniversite’nin gelişiminde önemli bir rol üstlenen değerli bir akademisyen. Bilimsel üretimi teşvik eden, öğrencileri merkeze alan ve üniversiteyi bulunduğu bölgeyle güçlü bağlar kuran bir kurum haline getirmeyi hedefleyen çalışmalarıyla öne çıkmaktadır. Rektörlüğü süresince eğitim kalitesini yükseltme, araştırma faaliyetlerini artırma ve üniversitenin akademik görünürlüğünü güçlendirme yönünde attığı adımlar, Bayburt Üniversitesi’nin gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır.

Prof. Dr. Oktay Yıldız, Gümüşhane Üniversitesi de henüz bir yıllık bir Rektörüne olarak akademik birikimi, bilimsel çalışmaları ve vizyoner yönetim anlayışıyla Üniversitesi’nin gelişimine katkı sağlayan önemli akademik liderlerden biridir. Üniversitenin eğitim kalitesini yükseltmek, araştırma faaliyetlerini güçlendirmek ve öğrencilerin daha donanımlı bireyler olarak yetişmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütmektedir. Rektörlüğü süresince üniversite-sanayi iş birliğini geliştirmeye, bilimsel üretimi teşvik etmeye ve üniversitenin ulusal ve uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya yönelik projelere öncülük etmektedir.

Bilimsel düşünceyi ve yenilikçi yaklaşımları önemseyen yönetim anlayışıyla Prof. Dr. Oktay Yıldız, Gümüşhane Üniversitesi’nin geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemesine katkı sunan değerli akademisyenlerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Türkiye’nin Üniversite Liderleri: Akademik Vizyon ve İlham

Görüyoruz ki, bir üniversitenin başarısı sadece altyapı ve bütçeyle ölçülmüyor. Rektörlerin vizyonu, öğrencilerle ve öğretim üyeleriyle kurdukları diyalog, yeni projeleri hayata geçirme cesareti ve toplumla kurdukları bağ, akademik başarının temelini oluşturuyor. Bu açıdan, ülkemizin farklı üniversitelerinde görev yapan liderlerin çalışmalarını takip etmek ve değerlerini takdir etmek çok önemli.

Üniversiteler, ancak vizyon sahibi liderlerle hem bilimde hem de toplumsal fayda üretiminde gerçek birer merkez haline gelir. Umarım daha çok rektör, öğrencilerini ve akademisyenlerini merkeze koyan, yenilikçi ve toplumla bütünleşik yaklaşımları benimser.

Unutmayalım, üniversiteler, yalnızca diploma veren kurumlar değil; düşüncenin, bilimin ve yeniliğin üretildiği merkezlerdir. Bu merkezlerin gelişimi ise büyük ölçüde onları yöneten liderlerin vizyonuna bağlıdır. Öğrenciyi merkeze alan, araştırmayı teşvik eden ve toplumsal faydayı önceleyen yönetim anlayışları sayesinde üniversiteler gerçek anlamda birer bilim yuvasına dönüşebilir.

Türkiye’nin farklı üniversitelerinde görev yapan vizyoner akademik liderlerin ortaya koyduğu çalışmalar, yükseköğretim sistemimizin geleceği adına umut vericidir. Dileğimiz, üniversitelerimizin bilimsel üretimi artıran, gençleri destekleyen ve dünyayla rekabet edebilen kurumlar haline gelmesidir. Çünkü güçlü üniversiteler, güçlü bir ülkenin en sağlam temellerinden biridir.

İnanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımız da rektör atamalarını yaparken üniversitelerimizi daha ileriye taşıyacak, vizyoner bakış açısına sahip, idarecilik kabiliyeti yüksek ve akademik birikimi güçlü bilim insanlarını tercih etmeye devam edecektir. Çünkü güçlü üniversiteler ancak güçlü ve ileri görüşlü liderlerle gelişir; bilim, liyakat ve vizyonun buluştuğu üniversiteler ise ülkemizin geleceğini şekillendiren en önemli kurumlar olmaya devam eder.

MSKÜ İÇİN VİZYONER BİR REKTÖR TEMENNİSİ

Bu değerlendirmeler ışığında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine yapılacak yeni rektör atamasını da son derece önemsiyorum.

MSKÜ benim için sıradan bir kurum değildir. Yaklaşık yirmi yıl görev yaptığım bu üniversitede üç meslek yüksekokulunun, bir yüksekokulun, bir uygulama otelinin ve bir gençlik araştırma merkezinin kuruluşunda görev aldım. Birçok binanın yapım ve organizasyon süreçlerinde sorumluluk üstlendim ve çok sayıda öğrenci yetiştirdim. Bu nedenle üniversitenin gelişimini, imkânlarını ve sorunlarını yakından bilenlerdenim.

Temennim, MSKÜ’ye yalnızca mevcut yapıyı yönetecek değil, üniversiteye yeni bir yön ve hedef kazandıracak bir rektörün atanmasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu yükseköğretim vizyonuna uygun olarak yeni rektörün; değişime açık, bilimsel üretimi önceleyen, liyakati esas alan, Türkiye’nin hedefleriyle üniversitenin potansiyelini buluşturabilen güçlü bir akademik lider olması gerekir.

Yeni rektör, akademik ve idari personele eşit mesafede durmalı, genç akademisyenleri desteklemeli ve öğrenciyi bütün kararların merkezine yerleştirmelidir. Üniversiteyi yalnızca Kötekli Kampüsü’nden ibaret görmemeli; Bodrum’dan Fethiye’ye, Marmaris’ten Milas’a kadar bütün Muğla’yla bütünleştirmelidir.

Muğla’nın turizmi, tarımı, sağlığı, çevresi, kültürel mirası ve denizcilik potansiyeli üniversitenin bilimsel birikimiyle buluşturulmalıdır. MSKÜ, şehrin sorunlarını uzaktan izleyen değil; çözüm geliştiren, proje üreten ve yerel kalkınmaya öncülük eden bir kurum olmalıdır.

Rektörlük için başvuran bütün kıymetli akademisyenlere başarılar diliyorum. Aralarında uzun yıllardır tanıdığım değerli arkadaşlarımın da bulunduğunu biliyorum.

Temennim; kişisel yakınlıkların, kulislerin ve dar çevrelerin değil; bilimsel birikimin, liyakatin, adaletin, yönetim tecrübesinin ve vizyonun belirleyici olmasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın da MSKÜ’yü bilimsel açıdan daha ileriye taşıyacak, Muğla’yı tanıyan, şehrin değerlerine sahip çıkan, araştırmayı ve uluslararasılaşmayı destekleyen, huzurlu bir çalışma ortamı oluşturabilecek vizyoner bir akademisyeni tercih edeceğine inanıyorum. Çünkü yapılacak atamada kazanan yalnızca bir kişi veya çevre olmamalıdır.

Kazanan; öğrencileriyle, akademisyenleriyle, çalışanlarıyla ve bütün Muğla’yla birlikte Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi olmalıdır.

Unutmayalım; güçlü üniversiteler güçlü liderlerle, güçlü liderler ise bilim, liyakat, adalet ve ortak akılla yükselir.

Bu yazı toplam 14 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Zekeriya BİNGÖL Arşivi

BASİRET, SORUN ÇIKTIĞINDA BELLİ OLUR

31 Ağustos 2026 Pazartesi 12:58

ALEVLERDEN DERS ALMAK ZORUNDAYIZ

23 Temmuz 2026 Perşembe 14:56