ÇEVRE, DOĞA VE CANLI EKOLOJİK YAŞAMIN EVRENSEL KURTULUŞ REÇETESİ KADİM MEDENİYET KODLARIMIZDA SAKLIDIR

Küresel Kapitalizm, insanlığı sadece toplumsal ve ekonomik bir buhrana sürüklemekle kalmadı, varlığımızın yegâne sahnesi olan yerküreyi Dünya’yı uçurumun eşiğine getirdi. Azgın bir tüketim çılgınlığı, "daha fazla kar" hırsıyla çalışan “Homo economicus” insan tipiyle insanlığı bitirdi.

Maden uğruna katledilen ormanlar ve ekosistemin dengesini bozan sanayileşme hamleleri, doğayı sömürülecek bir hammadde deposuna indirgedi. Hayvanlar bile doğal yaşam alanlarından koparılıp birer endüstriyel nesneye dönüştürülürken, insanlık iklim krizleri ve çevre felaketleriyle kendi sonunu getirdi.

Batı merkezli ekonomi sistemin Dünya’yı içine ittiği bu ekonomik ve ekolojik kıyamet senaryosuna karşı insanlık, yerküreyle barışık yepyeni bir varoluş modeli arıyor. Bu çözümü, insanı doğanın efendisi değil, onun bir parçası ve emanetçisi kılan, kadim değerimiz Ahilik ve Türk örfünün kozmik adalet kodlarında saklıdır.

İnsanı ve fıtratı merkeze alan Adil bir sistem olan “Vakıf İş Kümesi”, emanet bilinci ile 21. yüzyılın yeşil teknolojileriyle birleşip küresel ölçekte tam uygulansaydı, çevre, doğa ve hayvanlar olarak, nefes aldığımız yaşadığımız Dünya’ya ortak geleceğimize nasıl bir koruma yaşanırdı bir bakalım.

İnsanlık yeniden doğayla yeni bir güven sözleşmesini yaşama geçirirdi. "Hammaddeyi her alanda sömüren" değil emanet bilincine kendini bırakır. Kapitalist üretim felsefesinin temelinde doğaya karşı girişilen vahşi bir savaş temeli yatar. Ahilik felsefesinin evrenselleşmesi ise bu sömürgen bakış açısını kökten yıkarak, yerine "emanet" ve "denge" fikrini ortaya koyar.

Sürdürülebilir ve Akıllı Kümelenme, Ahilik esaslı küresel "Vakıf İş Kümeleri", endüstriyel üretimin sınırlarını doğanın taşıma kapasitesine göre belirler. Bir bölgede üretim planlaması yapılırken sadece finansal kar değil, toprağın, suyun, hayvanın ve hayvan ekolojik hakkı da birer paydaş olarak masaya yatırılır.

Şirketler, karbon salınımlarını sıfırlamak ve ekolojik döngüye zarar vermemek üzere ahlaki ve hukuki etik algoritmalarla programlanır.

İsraf ekonomisinin sonu, Ahiliğin "İhtiyacından fazlasını tüketme, elindekini israf etme" düsturu evrensel bir tüketim ahlakına dönüştürür. Birkaç ayda bir telefon, her sezon onlarca kıyafet değiştirme çılgınlığı, hızlı israflı tüketim biter.

Sanayi, planlı fiyatı uygun, uzun ömürlü, çevreye zarar vermeyen, dönüştürülebilir ve doğada kalıntı bırakmayan, kaliteli üretime geçer. Bu durum, yerkürenin Dünya kaynaklarının yağmalanmasını algoritmik olarak ciddi etkin oranda düşürür ve yavaşlatır.

Hayvan haklarında, can dostlarımıza, emanet bilinci ile "Eşref-i Mahlûkat" perspektifi temelinde bakar. Seküler zihnin bize dayattığı, güya modern Dünya, hayvanları ya endüstriyel birer et süt makinesi ya da gösterişli yaşamların, birer aksesuarı olarak görüyorlar.

Türk-İslam Medeniyetinin hayvana bakışı ise tamamen şefkat, merhamet ve onların da bu Dünya’da birlikte yaşadığımız, gerçeği üzerine kuruludur.

Ahilik ahlakı küresel gıda ve hayvancılık sektörüne enjekte edildiğinde, hayvanların daracık kafeslerde, ilaçlarla bombardıman edilerek fabrikasyon nesnelere dönüştürüldüğü o karanlık çağ kapanır. Doğal fıtrata uygun, onların yaşam hakkına saygılı, meralara dayalı ve acısız yöntemleri esas alan bir ekosistem kurulur. Seküler Kapitalizm dayattığı endüstriyel kar maksimizasyon zulmü her alada biter.

Yüksek kadim medeniyetimizdeki göçmen kuşları tedavi eden vakıflar vardı. Sokak hayvanlarını besleyen esnaf sandıkları vakıf vizyonu vardı. Çatılara ve pencerelere inşa edilen kuş evleri vardı. Vakıf kaynaklarını incelerseniz insani, çevresel ve hayvanların doğalına uygun zerafeti ve o inceliği fazlası ile hayretler içerisinde birçok konuda görürsünüz. Türk Milletinin, kadim medeniyetimizin yüceliğini, Vakıf inceliklerini, zerafeti anlatmaya kalksak bizlere sayfalar yetmez.

Geçmiş tarihimizdeki Vakıf ince zerafeti o uygulamaları tekrar küresel ölçekte “Vakıf İş Kümeleri” Adil Bir Sistem içinde tekrar kurumsallaşır. Nesli tükenmekte olan canlılar, okyanus ekosistemleri ve yaban hayatı, uluslararası bütçelerin yapay zekâyla yönetilen muazzam vakıf fonları tarafından mutlak koruma altına alınır. Hayvanlar, insanın bencil hırslarının kurbanı olmaktan her alanda kurtulur.

Beton ormanlarından, canlı şehirlere, çevrenin ve doğanın iyileşmesi, doğrudan insanlığın fiziksel ve ruhsal olarak güçlenmesini her alanda yaşamda beraberinde getirir. Kapitalizmin bizi hapsettiği gri, betonarme alanlar yerine, Ahiliğin estetik ve ahlak anlayışıyla yoğrulmuş insanların, yeşil şehirlere esnafın yaşamsal örf adetlerimizin, yaşadığı sokakların olduğu, zengin ve fakirin belli olmadığı, o ince zerafetin yaşamsal mimari temel alanlara bırakır.

Adil Bir Sistem’de, İnsan hiçbir zaman yalnız kalmaz, edebli zerafetin o inceliklerde, sorun ve problemler, birlik beraberlik yardımlaşma ve dayanışma içinde çözülür. İnsanlar sorunlar ve problemler içinde yalnız bırakılmaz.

Betonlaşmış şehirler sadece paranın döndüğü, hantal ticaret merkezleri olmaktan çıkar. Her mahallenin kendi kendine yettiği, akıllı tarım çiftliklerinin kurulduğu, yeşilin betonla boğulmadığı yatay mimari modelleri, öncelikli olarak Türkiye ülkemizde, sonrasında Dünya’ya hâkim olur.

İnsan, topraktan koparılmanın getirdiği o kronik anlam ve depresyon krizlerini, doğayla yeniden bağ kurarak aşar. Ayağı tekrar toprak ile temas eder. Doğayla entegreli ekolojik yaşam alanları, şehirlerin içine mimari tasarımlar ile yaşama her alanda geçirilir.

Şimdi yaşanmakta olduğumuz, gelecekte artacak olan, iklimsel insani kriz mülteciliği, temiz su savaşları ve gıda krizleri gibi küresel tehditler, Adil Bir Bölüşümü esas alan bu “Vakıf İş Kümeleri” ekosistem sayesinde, daha ortaya çıkmadan engellenmeye çalışılır.

Kaynaklar üzerinde, günümüzde yaşadığımız sömürgeci savaşları yürütmek yerine, eldeki kaynakları en verimli ve ahlaki etik şekilde paylaşan şefkatli, vicdanlı ve edepli bir Dünya insanlığı sahneye çıkar. Küresel ölçekte her alanda sosyal barış sağlanmış olur.

Ahilik ve Türk örfü temelinde yükselecek evrensel Adil Bir Sistem, sadece insanı insana karşı koruyan bir hukuk nizamı değil, aynı zamanda insanı çevre, doğaya ve hayvana emanet bilinci ile sorumluluk bilinci verendir.

Devletimizin al bayrağındaki şerefli hilal ve yıldızı her alanda yüceltme gayretindeki bilinçle yaşayan. Allah’ın yarattığı tüm evrene karşı şükranlığını ve minnettarlığını belirttiği, yaşamın her alanında, bir bütünsel yaşamı yaşadığı, edebi bir ekosistem devrimidir.

Bu sistem öncelikli olarak Türkiye ülkemizde, sonrasında küresel ölçekte tam manasıyla uygulandığında, kapitalizmin zihinlerimize kazıdığı "doğaya hükmetme" kibri un ufak olacaktır. İnsanlık, havası, içme suyu temizlenmiş, nehirleri özgür akan, hayvanları zulüm görmeyen ve toprağı bereketlenen bir yerkürede yaşamanın getirdiği o muazzam ruhsal güçle ülkemiz ve insanlık şahlanacaktır.

Gelecek, paraya tapan, Seküler zihinli kapitalizm dayattığı beton ormanları sistemi değil, Doğal yaşamı, canları, doğayı birer emanet bilen “İnsan yaratılmışların en şereflisi” düsturu ile Ahiliğin yeşil şafağında saklıdır.

Şimdi bu köklü ve evrensel vizyonu, geleceğin teknolojisiyle harmanlayıp, öncelikli olarak Türkiye ülkemizde Anadolu topraklarında, sonrada tüm Dünya’ya bir Ekolojik yaşamın evrensel kurtuluş reçetesi Adil Bir Sistem olarak “Vakıf İş Kümeleri” olarak yaşamın her alanına geçirmektir.

Sevgi, Muhabbet ve dua ile kalın İnşallah

NurHan Keleş

Bu yazı toplam 19 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
NurHan Keleş Arşivi