NurHan Keleş
ANADOLU TÜRK KADININ SAVAŞCI RUHU AİLE VE TOPLUMUN KADİM MİRASINA SAHİP ÇIKARAK YAŞATACAKTIR.
Kapitalizmin insanlığa dayattığı güya modern “İnsan tipi” bizleri bitiren yaşam modeli, ne yazık ki en büyük darbeyi toplumsal yapının çekirdeği olan aileye ve bizi bir arada tutan manevi bağlarımıza toplumuza vurdu. Aileyi maalesef bir sığınak olmaktan çıkarıp, bireylerin sadece faturaları ödemek ve hayatta kalmak için gece geç saatlerde sığındığı mekanik birer ruhsuz istasyona dönüştürdü.
Aile içini ve toplumu ise herkesin birbirini potansiyel bir rakip, pazar payı veya ekonomik tehdit olarak gördüğü, güvensizliğin dip yaptığı ve kurumsallaştığı bir savaş arenasına çevirdi.
Alanda uzun bir zamandır tecrübe ile mücadele eden biri olarak, sosyolojik yapı olarak şunu özellikle gözlemliyorum, aile ve toplum içindeki onca yaşanan yozlaşma ve facialar karşısında birileri zarar görürken, onların yaşadığı sıkıntılar görüldüğü ve bilindiği halde bireyin ve toplumun sessiz kalmasını anlamakta zorlanıyorum.
Ailede ve toplumda yaşanan adaletsiz haksız yozlaşmayı ve faciaları “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek kanayan yarayı sadece internet ve gazete sayfalarında, okuyup ya da seyrederek sanki hiçbir şey umurunda değilmiş gibi tepkisiz kalınmasına, inanın bu durumu anlamakta çok zorlanıyorum.
Seküler zihnin insanları nasıl vicdanen etkisiz ve tepkisiz demir kafeslere hapsettiğini, bizleri nasıl bir acınacak bir duruma soktuğunu ve bıraktığını, hepimiz yaşanan bu olumsuzlukların birer canlı şahitleri oluyoruz. Bu kabul edilebilir bir durum asla değildir.
O yılan bir gün gelir elbet sizi de hiç beklemediğiniz bir yerden sokacağını hiçbir zaman unutmayın. Yozlaşma, facialar yanında adaletsiz ve haksızlığa şahit olduğunuz halde, göz yuman insanlar kendi haysiyet ve onurunu da zamanla kaybetmeye de hiç şüphesiz mahkûm oluyorlar. Bir kişiye yapılan haksızlık aslında, bireyi ayakta tutan aileye, aileyi ayakta tutan topluma yapılmış demektir.
Günümüz Seküler yapının insanlığı yozlaşma ve facianın uçurumuna attığını hepimiz şahit oluyoruz. Bizler yönümüzü, Batının çökmekte olduğu köhnemiş ithal yapısı ve yozlaşmış kültüründe değil de artık ANAdolu toprakların en köklü insani, iktisadi ve ahlaki yapılanmasına sesimizi çıkararak dönmeliyiz. ANA olan başta kadınlarımız, ANAdolu’da ANADOLU BACILARI olarak hep birlikte sahip çıkmalıyız.
Türk örf adet ve kadim özümüz olan Ahilik felsefesine dönersek ne olur? Yapay zekanın, merkeziyetsiz dijital yapıların ve kümelenme modellerinin konuşulduğu “Vakıf İş Kümesi” günümüz 21. Yüzyılda, İnsan merkezli bu Adil Bir Sistem ailemize ve toplumsal hayatımıza tam olarak yaşama geçseydi ve entegre edilseydi nasıl bir geleceğe uyanırdık? Sizlere anlatma gayretinde olayım İnşallah.
Her şeyden önce ailede büyük bir diriliş ile canlanır. Aile ekonomik kıskaçtan, bir huzur vahasına döner. Bugün aile kurumunun yaşadığı boşanmalar, içi boşalan ilişkiler ve nesiller arası kopukluk gibi krizlerin temelinde, Seküler sistemin ailenin üzerine yıktığı, ağır ekonomik ve psikolojik baskılar yatıyor. Ahilik temelli Adil Bir Sistemde ise aile, Kapitalist dalgalara karşı korunan kutsal bir kaleye dönüşür.
Ailenin bireyleri zaman ile huzurlu ruh özgürlüğüne kavuşur. Ahiliğin Adil bölüşüm ve liyakat esaslı iş modeli “Vakıf İş Kümesi” mantığı, emeğin hakkını sömürmeden, tam ve tam vaktinde teslim eder. Bu Seküler düzende, bir babanın veya ANA’nın, ailesinin asgari geçimini sağlamak için günün 14 saatini vahşi bir çarkın dişlisi içinde eritmesine gerek kalmaz.
Aile kurumunu merkeze alan, çalışma saatleri İnsanın yaratılış fıtrata uygun dengelenir. Akşam evine dönen ebeveyn, tükenmişlik sendromu ile değil, ruhsal dinginlikle, eşine ve çocuklarına zaman ayırabilecek. Aile fertleri birlikte kaliteli zaman ve vakit geçirecek eşikten birlikte adımını atarlar.
Tarihi kök değerlerin ve bilginin nesiller arası aktarımı aile içinde mutlaka sağlanır. Günümüzde vicdanları acılar ile sızlatan dede nine ve torun bağı koptu. ANA ve Babasını bakmayı yük gören bir kapitalist zihin koduna teslim olanlar, büyük bir vicdan azabına kendilerini maalesef her iki durumda sokuyorlar. Daha acınacak hallerimiz varda, yazmayı edebi olarak uygun bulmuyorum. Bizler yaşayarak zaten görüyoruz.
Kadim esnaf ahlakından beslenen aile yapısında çocuklar, başarıyı "köşe dönücü lükte" veya başkalarını ezmekte görmez. Alın terinin, mesleki ahlakın ve paylaşmanın en yüce statü olduğunu Aile içinde yaşayarak görerek büyürler.
Ayrıca, tarihin ilk kadın örgütlenmesi olan ANADOLU BACILARI (Bacıyan-ı Rum) bilincinin günümüz Türk ailesine yansımasıyla, kadın hem iktisadi üretimin merkezinde, hak ettiği onurlu yeri alır, hem de aileyi toplumsal ahlakın ve eğitsel gelişimin başat ağırlık merkezi haline getirir.
ANAdolu TÜRK Kadını, kendi öz irfanı ve kültürü ile yaratılış fıtratına uygun, ANAdolu genetik mirasına, köklü kadim değerlerini ANADOLU BACILARI olarak sarılarak, başta Aile’nin irfanı merkezine ecdadını örnek alarak, tüm zorluklarına ve sorunlara rağmen, Türk Aile yapısına sahip çıkacaktır.
Türk toplumun, ANAdolu direğini ve dirayetini irfanını Türk Kadınları sağlar. Erkekler yaratılış fıtratına uygun dışsal saldırılara ve sorunlara karşı başta çocuklarını, Ailesini ve toplumunu her alanda koruyucu ve kollayıcı rolü ile sahiplenir. Türk Milleti olarak, Seküler Kapitalizm dayattığı Kadın ve Erkek üstünlük çatışmasını, artık acilen bir kenara bırakarak, kendi kadim öz yaratılış kodlarımız olan, ANAdolu irfanına uygun hep birlikte mazeret üretmeden, mutlaka özümüze geri dönmeliyiz.
Ailedeki zamanla dönüşüm yanında, toplumsal yaşamda dönüşüm güven toplumu ve akıllı sosyal kümelenmeler ile hiçbir zaman birey yalnız bırakılmaz. Seküler Kapitalizm Aileyi ve toplumu her alanda bireyselleştirerek, maalesef aileyi ve toplumu sürekli parçalamaktadır.
Daha önceki yazılarımda özellikle belirttiğim gibi sömürücü azınlıklı Seküler zihin, çoğulcu toplumları özellikle kendi içinde bölebildiği kadar böler ve parçalayabildiği kadar parçalar işte o zaman ancak çoğunluğa hükmedebilir. Bunu da şirin isimler arkasına sığınarak, ferdi ve çoğulcu özgürlük, sınırsız özgürce yaşam gibi maskeler arkasından çaktırmadan yapar.
Mevcut Seküler küresel yapının, toplumsal alanda yarattığı en büyük tahribat "güven" mekanizmasını her alanda yok etmesidir. Komşunun komşuya düşman ettiği, esnafın esnafa birer müşteri avcısı gözüyle baktığı, bu güvensizlik sarmalı, Ahilik algoritmasıyla yerini zamanla muazzam bir sosyal barışa bırakacaktır.
Seküler yapının böl parçala rekabeti karşısında, birey başta olmak üzere aile ve toplumsal dayanışma ekosistemine “Orta sandığı” temel alan “Akışkan havuz döngü finans” sistemine ve Vakıf İrfanı ve iş Kümesi kültürü temelinde geçilecektir.
Ahilik esasına dayalı “Adil bir toplum” da, esnaf esnafın kurdu değil, hamisidir. Sistemin kalbinde yer alan "Orta Sandığı" ve modernize edilmiş Vakıf etik algoritmaları sayesinde, sermayenin tek elde toplanıp tekelleşmesine, fahiş fiyatlara ve stokçuluğa yapısal olarak asla izin verilmez.
Bir iş kolunda yada sektörde zayıflayan veya kaza geçiren bir esnaf ve işadamı üreticiyi, rakibi olarak değil, aynı kümedeki bir yol arkadaşı olarak ayağa kaldırır. Toplum, bencil hayatta kalma reflekslerini, Mal, mülk ve para biriktirme istifçiliği ve parayı tek güvence görme kaygısını terk eder. Çünkü sistemin adaletine ve şeffaflığına olan inancı ve güveni artık yüksektir ve tamdır.
Vakıf İş Kümesi içinde, içsel otokontrol ve toplumsal adalet vardır. Çift denetim mekanizması vardır. İçsel Vakıf denetimi yanında, Devlet denetimi de vardır. Sorun ve problemler, yerinde ve kısa zamanda, adalet ve hakikati zedelemeden hemen sonuçlandırarak, acilen sistem içinde çözülür.
Günümüz toplumunun yaşadığı onca sorun, problem, rüşvet ve idari yozlaşmanın aksine, Ahiliğin yaşayan ahlaki denetim mekanizmaları ve "Pabucun dama atılması" denetim sistemleri toplumsal vicdanı her alanda canlı ve diri tutar.
Adil Bir Sistem içinde, liyakatsizlik, hile ve haksız kazanç yasal boşluklardan asla sızamaz. Çünkü toplumun ahlaki harcı, bu sızıntılara asla geçit vermez. Aldatıcı, yanıltıcı ve kandırmaya teşebbüs eden tüm eylemleri engel olur. Sosyal statü, biriktirilen servetin büyüklüğüyle değil, o servetin ne kadarının toplumsal faydaya ve vakıf sistemine aktarıldığıyla ölçülür hale gelir.
21.Yüzyılın yarının Dünya’sını huzur mutluluk ve zerafet içinde, bu inanç ve değer mayası ile kurmak, Ahilik ve Türk örfü zemininde yükselecek bu insan merkezli Adil Bir Sistem, geçmişe duyulan nostaljik bir özlem yada romantik bir tarih anlatısı asla değildir.
Aksine, bugünün İnsanını, her alanda tüketen ve bitiren Seküler yozlaşma ve küresel tıkanmışlığına ve çözümsüzlüğüne karşı, teknolojiyi ve dijital dönüşümü ahlakla harmanlar. Çift ayaklı maddi ve manevi dengeli bir sistem olan son derece gerçekçi, kurumsal ve vizyoner bir alternatif olmanın yanında, sahada rahatlıkla uygulanabilir, gerçekçi Adil Bir Sistem altyapısı olan mimarisidir.
Bu Adil Bir Sistem, tüm alanlarda tam uygulandığında, Seküler Kapitalizmin zihinlerimize ördüğü "Alternatifsizlik" duvarları parçalanarak, her alanda un ufak olacaktır. İnsanlık, geçim derdiyle hırpalanmayan, değer üreten, huzurlu ailenin ve haset yerine adalet harcıyla karılmış toplumun, neleri başarabileceğini gördüğünde, asıl büyük dirilişin ve geleceğin gerçekte nerede saklı olduğunu anlayacaktır.
ANAdolu TÜRK Kadınlarına burada çok büyük görevler düşmektedir. Türk Kadını yıldan yıla kutlanan bu Ahilik etkinliği, ANADOLU BACILARI olarak gerçek kadim mirasına haykırırcasına uygulayarak sahip çıkmalıdır. Türk Kadınların tarihte birer savaşçı oldukları bir gerçeklikte, yaşanan onca yozlaşma ve facialar karşısında, kenarda seyredenler değil de, ANAdolu’suna Türk Aile ve toplum yapısına, her alanda koruyarak ve uygulayarak yaşama hep birlikte geçirmelidir.
Şimdi yapılması gereken, “Vakıf İş Kümesi” bu köklü Adil Bir Sistemi İnsan merkezli olarak, 21.yüzyıl bilim ve teknoloji temelinde, geleceğin kurumsal altyapılarını oluşturmaya, hukuki ve finansal teknolojik yapıları temelinde, ANAdolu irfanı ile içselleştirerek, hep birlikte yaşama ve hayata geçirmektir.
Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah
NurHan Keleş
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.