Cathie Wood’un söylediklerini okuyunca bende oluşan his şu: Bu bir gelecek anlatısı değil, yavaş yavaş önümüze konan bir tablo. 2035’e kadar beş alanın yüzde 5000 büyüyeceğini söylüyor. Büyük bir iddia gibi duruyor ama etrafımıza bakınca bu büyümenin altyapısı zaten kurulmuş durumda.
Wood’u farklı yapan şey, herkesten önce “yeni bir şey” görmesi değil. Herkesin baktığı yere bakıp, meseleyi başka bir yerden okuması. Tesla örneği bunun en net hâli. O dönem elektrikli araç çoğu kişi için pahalı ve niş bir üründü. Wood ise meseleyi araba olarak değil; yazılım, batarya ve üretim otomasyonu olarak ele aldı. Sonuçta değişen şey sadece araçlar değil, otomotivin çalışma biçimi oldu.
Bugün ortaya koyduğu tablo da benzer. Yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji, enerji depolama, blokzincir, uzay… Bunlar tek tek ilerleyen başlıklar değil. Birbirine değdikçe hızlanan alanlar. Yapay zekâ artık sadece ekranda çalışan bir yazılım değil; robotlarla birleştiğinde depo taşıyor, üretim yapıyor, evin içine giriyor.
Biyoteknoloji tarafında ise daha derin bir kırılma var. Sağlık, “hastalandıktan sonra ne yaparız?” noktasından çıkıyor. Gen düzenleme ve multi-omics gibi alanlar, hastalık oluşmadan önce müdahale edilebilen bir dönemi işaret ediyor. Bu sadece tıp değil; sigortadan iş gücüne, yaşam süresinden ekonomik planlamaya kadar her şeyi etkiliyor.
Enerji depolama çoğu zaman arka planda kalıyor ama belki de en kritik alan burası. Batarya maliyetleri düştükçe elektrikli araçlar, robotlar ve otonom sistemler aynı altyapıyı paylaşmaya başlıyor. Yani enerji, bu yeni düzenin görünmez taşıyıcısı hâline geliyor.
Blokzincir ve dijital varlıklar meselesi de hâlâ yanlış yerden tartışılıyor. Asıl değişim fiyatlarda değil; değerin daha hızlı, daha ucuz ve daha az aracıyla hareket edebilmesinde. Para, sözleşme ve mülkiyet kavramları yavaş yavaş format değiştiriyor.
Uzay ve otonom mobilite ise bu dönüşümün altyapısını tamamlıyor. Uydu ağları, bağlantı ve konumlama; otonom taksiler ve dron lojistiğiyle birleştiğinde ulaşım, sahip olunan bir şey olmaktan çıkıp kullanılan bir hizmete dönüşüyor.
Benim baktığım yer net: 2035 uzak bir tarih değil. Bu dönüşüm sessiz olmayacak. Hazırlıklı olanla olmayan arasındaki fark daha da açılacak. Bu yüzden meseleyi sadece yatırım başlığı gibi okumak eksik kalıyor. Asıl soru, hangi becerileri biriktirdiğin ve hangi dünyaya göre plan yaptığın.
Çünkü yeni düzen kimseyi beklemiyor. Ve eski alışkanlıklarla, yeni servet oluşmuyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.