İSLAMİ DUYARLI STK’LAR NEDEN KAPİTALİZM İLE CİDDİ MÜCADELE ETMİYOR VE SESSİZ KALIYORLAR?

Türk Milletin değerlerine, örf adabına töresine aykırı bu Seküler anlayışın dayatmasına karşı, değerlerini sahip çıkmak adına kurulan İslami duyarlı sivil toplum yapıları STK’ların Kapitalizm ile istenilen "mücadele" etmek yerine sisteme eklemlenmeleri ile “sessiz kalmaları” elbette anlaşılır bir durum değildir.

Bu STK'ların çoğu, başlangıçta kapitalizmin yarattığı adaletsizliklere karşı bir duruş sergilese de, mücadele etseler bile, zamanla bu duruşun zayıfladığı yâda artık hiç konu edilmediği görülmektedir.

Türkiye’de STK’ların sayısı oldukça çok fazladır. İlk kurulduğu zamanlarda hep heyecanla başlayan süreçleri, zaman içersin de o heyecanı devam ettirebilecek ve sürekli hale gelebilecek, duyarlıkta bir durumun artık kalmadığını özellikle görüyoruz.

Dernek çalışmaları için finans desteğine ihtiyaç olmaları, zamanla bu durum üyelere yük getirmesi ile üyelerin kenara çekilmesine neden olmaktadır. Türkiye’de atıl ve etkisiz kalan derneklerin sayıları oldukça fazladır. Toplumsal duyarlılık zamanla bu durum karşısında etkisiz hale gelmektedir.

Bu finans sorunu ile yüzleşen bazı STK’ların, bu sorunlar ile yüzleşmeleri sonucunda, kendisini destekleyecek, farklı kurum ve kuruluş arayışına özellikle girmekteler. Finans desteği sağlayan bazı Seküler anlayışlı kurumlar, kendi ideoloji ve fikirlerine uygun, çalışmaları konusunda özellikle STK’lara dayatmaktadır.

Her ne kadar iyi niyetlerle kurulmuş olsalar bile, zamanla değerlerimize aykırı, amacından sapmış, çıkmış ve etkisizleştirilmiş birçok etkisiz ve tepkisiz dernek STK’ları haline özellikle gelinmektedir.

İslami duyarlı bazı STK'ların büyük bir çoğunluğu ise yardımseverlik ve hayırseverlik ile sınırlı kalmaktalar. Elindeki imkânlar zor ve kıt olduğundan dolayı da, enerjisini "sonuçlara" daha çok odaklanmayı ve mücadeleye harcamaktadır. İslam’ın günümüzde yaşadığımız, “asıl sorun alanları” temelinde artık nedenlerle pek fazla ilgilenmez, elindeki kıt imkânı ile sadece “sonuç” odaklı çalışmalar yapar.

İslami duyarlı kurulan bazı STK’lar kendi aralarında, bölgelerinde platform bile kurmaktalar, Ancak İslam’ın bize öğrettiği Adalet, Hakikat ve liyakat temelinde, Haksızlığa uğranılan bir kişi ve konuda, ya da bir olay karşısında, duyarsız ve sessiz kalmalarını anlamak çok zordur.

Hz Muhammed (S.a.v) Peygamber efendimizin, daha peygamber olmadan önce kişilere ve konular karşısında haksızlığa uğrayanları, Mekke'de adaleti sağlamak, zulmü önlemek ve zayıfları korumak, amacıyla kurulan tarihi bir dayanışma kurumu olan, “Hilfu’l-Fudul” Erdemliler Topluluğu yani o dönemdeki kurulan STK’ya katılmıştır.

Günümüzde bazı İslami duyarlı STK’ların, birey, aile ve toplum içinde yaşanan, birçok yozlaşma facialar ve haksızlıklara, yapılan ve yaşanan onca zulümlere karşı sessiz kalınması ortadadır. Bunu Gazze’de yaşanan İnsan vahşeti karşısında, acı tecrübeler yaşayarak maalesef gördük ve yaşadık.

Şimdi soruyorum, Kapitalizm karşısında ve Gazze İnsanlık vahşeti karşısında, Toplumun içinde yaşanan onca yalanlara, haksızlıklara, yozlaşmalara ve vahşete karşı neredesiniz? Neden sessizsiniz? Bildiğiniz, gördüğünüz ve duyduğunuz halde neden hep sessizsiniz? Neden duyarsızsınız? Neden görmezden gelirsiniz? Gerçekler acıda olsa söylemek ve haykırmak zorundayız.

Seküler Kapitalizmin ortaya çıkardığı toplumsal sonunlar sıkıntılar karşısında, yoksulluğu gidermek, gıda yardımı, burs ve diğer çeşitli yardımlar yanın da birçok faaliyetler yaparlar. Toplum açısından elbette bu çok kıymetlidir. Ancak sistemin kendisini, bireyi, aileyi ve toplumu faiz, rant, emek ve kaynak sömürüsünü nedense hiç sorgulamazlar.

Kapitalizm ile zenginleşen bazı İslami duyarlı kesim, bu STK'lara bağış yaparak vicdani bir arınma ve rahatlamayı özellikle kendince sağlar. Bu durum, kapitalist çarkın dönmesine elbette engel olmaz, aksine Kapitalizm sistemin yarattığı hasarı, yeniden sosyolojik yardımlarla tamir ederek, maalesef bitecek olan sömürü sistemin ömrünü uzatırlar.

Bir STK’nın büyük projeler yürütebilmesi için ciddi bir finansmana ihtiyacı vardır. Bu finansman genellikle kapitalist piyasalarda büyüyen iş insanlarından gelir. Bağışçılarını rahatsız edecek, radikal bir antikapitalist söylemin içine hiç girmezler. Alabileceği finansman kaynakların gelmesini, zor duruma girmesini, riske girmesini elbette hiç istemezler.

Özellikle son yılarda bazı İslami duyarlı STK’lar, Özel sektör yardımlarıyla, sosyal yardım yükünü paylaşan birer yardım ve hizmet üreten kuruma dönüşmüşlerdir. Özel sektörün, serbest piyasa ekonomi politikaları, kapitalist eksende olduğu için, uyumlu çalışmak adına, Kapitalist sömürüye karşı sistemsel eleştirilere maalesef girmezler ve bu tür konuları rafa kaldırmışlardır.

Entelektüel sığlık ve "Ahlaklı Kapitalizm" yanılgısı, pek çok kurumda Kapitalizmin sadece bir "ahlak sorunu" olduğu algısı olduğu sanılmaktadır. Bu bir hatalı teşhistir. Yine yanlış algı olarak, "Eğer iş adamlarımız dürüst olursa, zekatını verirse sistem düzelir" anlayışı hâkimdir. Bu da hatalı bir teşhistir. Oysa Kapitalizm, kişilerin dürüstlüğünden bağımsız olarak işleyen, kendi kuralları ile kurduğu tüm kurumları ile mekanik genel bir sömürü sistemidir.

Kapitalizme karşı durmak için sadece "hayır" demek yetmez. Bugüne kadar alternatif üretilemediği için bankacılıktan mülkiyet hukukuna kadar yeni bir İslami Sistem tasarımı gerekir. İslami duyarlı STK'lar bu derinlikte akademik bir mutfağa sahip olmadıkları için mevcut Kapitalist Sistemi içi boşaltılmış, faizsiz kurumlar olarak kabul ederek yetinirler.

Kapitalizm içinde, İslami Sistem arayışı tam bir facia ve yanılgıdır. Maalesef bu güne kadar hep bu anlayışla gelinmiştir. İslami Dünyasının hali ortadadır. Halen yanlışlıkta hatalarda neden ısrarla devam edilmektedir? Bunun cevabını elbette biliyoruz.

Sermaye biriktiren ve mülkiyet sahibi olan yapılar, doğası gereği istikrar ister. Koruma İçgüdüsü ile hareket ederler. Radikal bir sistem değişikliği, sahip olduğu varlıkların değerini sarsabilir korkusu ile bugüne kadar maalesef hep bu gerçekçi reel çalışmalardan uzak durulmuştur. Ama günümüzde, bazı İslami duyarlı kesim Kapitalizm sımsıkı sarılsa da, sömürücü Kapitalizm sistemi ve düzeni artık çatır çatır başlarına yıkılmaktadır.

Sosyologların, İslami Neoliberal Kapitalizm dediği bu süreçle birlikte, sistemi sorgulamayan bazı İslami duyarlı çevreler, başarı, zenginlik ve lüks tüketime kendilerine kaptırarak, kendilerince zenginlik ve markalı yaşamı, birer "başarı göstergesi" haline getirmişlerdir.

Kapitalizm örgütlü bir sistem ve sömürü yapısıdır. İslami duyarlı olanlar, kolektif mücadele yerine, bireysel dindarlık, temelinde kalmışlardır. İslami duyarlı STK'lar da mücadeleyi genellikle bireyin ahlakına indirgediler. "Herkes iyi Müslüman olursa sistem düzelir" bakışı yanlıştır. Devasa şirketlerin, lobilerin ve küresel finans baronlarının kurduğu yapısal baskıyı bilerek her alanda görmezden geldiler.

İslami duyarlı STK'lar, kapitalizm ile mücadele etmek yerine, ona karşı olmak yerine, sürekli sosyal yardımlar ve destekler ile onun yaralarını saran, merhemi olmayı tercih eden, kapitalizm varlığının sürmesini istemeden de bugüne kadar sürekli sağlamışlardır.

Kapitalizm ile mücadele eden İslami duyarlı STK’lar elbet vardır. Ancak ciddi bir mücadele maalesef bugüne kadar yapılamadı ve elle tutulur bir başarı görülemedi. Artık yardım ve hizmet faaliyetlerin dışına çıkılarak, Müslümanların sömürüldüğü ortamları kaldıracak, ciddi çalışmalar yapılmalıdır.

Kapitalizm karşısında, onu iyileştirici bir merhem artık olunmamalıdır. İslami duyarlı STK'lar içinden elbet ciddi mücadele edecek ve istisna teşkil edecek STK’lar elbette çıkacaktır. Toplumu her alanda sömüren faizli kapitalizm sisteminden, toplumumuz çok ciddi olarak rahatsızdır. Bu durum karşısında artık gecikmeksizin ciddi çözümler beklemektedir.

Sevgi, Muhabbet ve dua ile kalın İnşallah

NurHan Keleş

Bu yazı toplam 18 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nurhan Keleş Arşivi