GÜÇ DEVŞİREN KÖŞEYİ DÖNME ARACI OLAN SEKÜLER MERKEZİ SİYASİ YAPILAR ARTIK MİADINI DOLDURMUŞTUR.

Merkezi bir partinin, Genel siyaset yapısı ile Yerel siyaset yapısı birbirinden elbette farklıdır. Genel siyaset makro politikaları, halk yararına üreterek yaşama geçirmek için stratejik siyasihamleler yapar. Öncelikleri ve dinamik yapısı yerel siyasetten çok farklıdır.

Size bahsettiğim yerel siyaset anlayışı da, genel siyasetin makro ölçekte meşrutiyetini Halk adından tabandan alarak, tabanın düşüncesi ve refleksine çok önem vermek zorundadır. Mikro ölçeğindeki yerel siyaset genel siyasete elbette çok ciddi bir etkiye sahiptir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi genel siyasi karar almada çok etkin bir yapıdır. Eski köhnemiş, hantal, yavaş parlementer yapıya karşı ciddi çözüm üretmiştir. Bu tür yenilikçi iyileştirmeler, Devletimiz için genel siyaset yapısı içinde çok doğru ve ideal bir yapıdır.

Yerel siyaset her ne kadar bölgesinde olsa da, genele bağlı makro ölçekteki siyaseti kararların tamamına etkilidir. Çok daha dinamik bir yapıya sahiptir. Genel siyasetin gücü tamamen Halkın iradesine bağlı, Halkın verdiği güç ile ölçüldüğü bir reel siyaset anlayışı vardır.

Bu iyileştirme ve değişimin tüm merkezi partiler içinde, aktif yapılması gerekmektedir. Yerel siyasetin çok daha etkin üretken dürüst bir siyaset yapısına günümüz teknolojik altyapısında aktif olarak mutlaka değişmesi gerekir.

Sizlere önceki makalelerim de, siyasetin içindeki yaşanmış tecrübelerimi, Halk için siyaset yapan, Halk için üreten insanların yaşadığı sıkıntıları, detayları ile belirtmiştim.

Seküler Kapitalizm, Dünya’da makro ölçeğinde bir sosyoekonomik bir sistem olduğu için, siyasi yapıda tamamen Dünya’da ve nerdeyse tüm ülkelerde “Homo economicus” insan tipinde, dizayn edildiğini ve seküler zihnin bir ürünü olduğunu özellikle ifade ettim.

Maalesef Halk için üreten, “Hakikate” sahip çıkan insanların, sadece siyasi yapı içinde değil, nerdeyse yaşamın her alanında, birçok engellerin sürekli çıktığını “Rüzgara ve akıntıya karşı kürek çeken” bir yapı ile karşılaşır.

İnsanı kandıran, bu yalancı ve yozlaştırıcı sisteme teslim olmayıp, zorlu bir yola girdiğini, yaşamın her alanında, büyük bir zorluk derecesi ile karşılaştığı da acı bir gerçekliktir.

“Halk İçinde Hak yolu” düsturu ile “Hakikat” mücadelesi vermesi ile hareket eden bir “Ahi Vakıf İnsanı” tüm zorluklar karşısında, mevcut Kapitalizm siyasi yapısı karşısında “Akıntıya karşı kürek çekmeye başlar” tüm zorluklarını bildiği halde, bunu inancı gereği yapar.

Siyasetin içinde “BEN” merkezli İnsanlar, İslami değerlerine sahip çıktığını söylese de, ibadetlerini yapsalar da, ne hikmetse yanlışı duyduğu, gördüğü ve bildiği halde, Kapitalizm sistemi içinde, özellikle konumuz siyaset olduğu için, bir anda “Homo economicus” insan tipine bürünüyorlar.

Bu ikilem içinde maalesef nefsine teslim oluyorlar. Tüm yanlışlıkları gördükleri ve bildikleri halde “Rüzgarı arkasına alarak” Güç nerde ise siyaset yapıyorlar. Siyasette kazandıklarını sanıyorlar, ancak kaybettiklerinin farkında bile değillerdir.

Tüm yanlışlara karşı bireysel siyasi çıkarı ve ikbali için “Kul hakkına girmeyi, Kalp kırmayı, Yanlışı görse de sessizliği, Etik dışı siyasi karar ve yanlış hareketleri” inancına ters olmasına rağmen yapıyor. En yakın siyasi arkadaşın sırtından vuruyor. Siyasi yalanlar ile onu manipüle etmeye çalışıyor.

Bu ne biçim siyaset anlayışıdır Allah aşkına, Bir insanın bir duruşu olmalı, bir çizgisi olmalı, Senin yüzüne gülerek, ayağını kaydırmanın planlarını yapıyor. Siyasi çıkarı için “Bukalemun” siyasi tipine giriyor. Bu ne biçim ikiyüzlü siyaset anlayışıdır Allah aşkına.

Sağda solda, Halk içinde Haktan yanaymış gibi tavırlar, sosyal ortamlarda, medyalarda, TV’ler karşısında, Halk adamı imajı vermeler, siyaset içinde yaptıkları ile Halk içinde yani dışarda yaptıkları arasında, tam bir ikiyüzlülük siyaseti yapmakta olduklarını, tecrübelerim ile fazlası ile gördüm. Bu ne biçim ikiyüzlü siyaset anlayışıdır Allah aşkına

Bireysel siyasetçi “Homo economicus” yani “BEN” merkezli olduğu ve üretemediği için derki; “Ahi Vakıf İnsanı” yani “BİZ” merkezli siyasetçilere, bana engel olurlar korkusu ile parlamasın güçlenmesin ve prim yapmasın korkusu ile hemen önünü keselim, anlayışı temelde etik olmayan bir siyaset yapmaya başlarlar.

Sizlere Seküler Merkezi yerel siyasi yapının, içindeki sorun ve sıkıntıları, dile getirdikten sonra sorunlar yine bitmedi, Kamu kurumu, çevresi, yakın akraba ve ailesi içindeki karşılaştığı sıkıntıları yine kısaca değineyim.

Halk için üreten insanın, kamu kurumu ayağı içinde; Her alanda kırk dereden su getirilmesi, mevzuat engeli duvarı öne sürülmesi, yok yere sorun dile getirilmesi neden? Kamuda rahatımız bozulmasın, yine proje ile mi uğraşacağız, sağa sola koşturacağız derdi ile üretmek istemiyorlar, bireysel üretmeyen siyasetçilere dert yanmalar…

Halk için üreten insanın, yakın çevresinde; Üretmek o kadar zor ki, derler ki; Halkın milletin enayisi sen misin? Bırak bunlar ile uğraşmayı, kendi cebine çıkarına bak, kendini halk için boşuna kendini yoruyorsun… diyerek seni her alanda yıldırmaya ve yıpratmaya başlarlar.

Halk için üreten İnsanın, yakın akraba ve ailesinde çevresinde; Ailene ve çocukların ileilgilenmiyorsun, bizler ile fazla ilgilenmiyorsun, bize bakmıyorsun, sana mı kaldı milletin derdi. Halk ile uğraşacağına bizimle ilgilen… Sorun olmadığı, ilgilendiğin halde eksiksiz yaptığın halde yine psikolojik baskılar ile bıraktırmaya çalışmalar.

Ahilik kalbi düsturu ile “Halk içinde Hak yolu” düsturu “Hakikat” mücadelesi yapan “Ahi Vakıf İnsanları” şunu çok iyi bilirler ki; Bu imtihan Dünyasını kazanmak, Halkın derdine derman olmak, sevgi muhabbet ve duasını almak ve dertleri ile ilgilenmektir. 0nların dertlerine çözüm üretmektir. Allah ipine sarılarak, gaza yolunda, “Halk içinde Hak yolu” ilahi aşk ile çalışmaktır.

İnançlıyım ibadetlerimi yapıyorum demek yeterli değildir. Konfor alanından çıkıp Allah yolunda “Rüzgarı karşına alarak” gaza yapmayı göze almaktır. Onlara faydalı ve yararlı işler yapmaktır. Dünya çukuru içinde, parlatılan, maddeci nefis bataklığına düşmemektir. Asıl İnsanın kurtuluşu budur.

Ancak Seküler Kapitalizm ile zihinler materyal düşünce ile algıları, akılları devşirilen ve köreltilen, bitirilen en yakın çevremize dâhil, bunları anlatamıyorsunuz. Günümüzde Materyal mülk birikim elde etmek, bir başarı algısı olduğu için Maneviyat enayilik olarak görülmektedir. Materyal siyaset güdenler, biriktirdikleri mülkler ile Dünya nefis çukuruna düştüklerini, kendilerine manevi olarak zarar verdiklerini farkında bile değillerdir.

Ancak Seküler Kapitalizm zihin kodu ile eğitim alan “Homo economicus” insan tipi ile yetiştirdiği zihinler, inançlı Müslüman insanlar dahi olsa, akılları devşirildiği için kalpleri zehirlenmiştir. Bu anlayış içinde oldukları için bunu anlamaları elbette mümkün değildir.

Onlar inançlı bile olsalar “Homo economicus” ile maalesef karar alıyorlar. İbadetlerini eksiksiz yapsalar da, onlara öğretilen, İnsan tipi temelinde, farkına varmadan, bilmeden yâda bilerek hareket ederek, parlatılan mülk ve nefsi bataklığına düşmekteler.

En yakınından başlayarak, tüm etrafındaki çevremiz dâhil, yüzyıllarca kafamıza kazıdıkları“Homo economicus” insan tipi öğretisi, bir düşünce ile akılları sarılıdır.

Onlar için alışılmışın dışında, çevrenin algısı dışında, hareket ederseniz yani çıkarsız, menfaatsiz faaliyetler yaparsanız, Seküler Kapitalizm dayattığı anlayış içinde bir enayilik, akılsızlık ve akıl tutulması gibi olumsuzluk olarak görülmektedir.

Merkezi yerel siyaset “Homo economicus” anlayışındaki, bireysel çıkar ve menfaat siyaset ilişkisinde; üreten ve dürüst siyasetçileri, kendi çıkarlarına engel olarak özellikle görülür. Çünkü dürüst ve iyi insanlar, seküler siyaset içinde, rüşvet almazlar ve almak isteyenleri de engel olurlar, yani sistemin bir şekilde önünü tıkarlar, ondan asla istemezler.

“Ahi Vakıf İnsanları” siyaset içindeki yerel partide, kamu kurum alanında, kendi çevresi ve ailesi içinde bile en yakınlarına, çevresine onlar inançlı olsalar bile, kendilerini anlatamazlar. Algının dışında yaptıkları enayilik ve akılsızlık olarak görülür. Etrafı “Homo economicus” zihin akıl kodu ile sarılı olduğu için “Hakikati” anlamazlar. Anlamak için bile gayret göstermezler.

Tüm etrafı çevresi akılları ve kalpleri maalesef zehirlendikleri için en yakınlarına bile çalışmalarını, gayretlerini, derdini anlatamazlar, anlatmaya çalışsalar bile çevresi dinlemez, gereksiz olarak görürler ve anlamaya çalışmazlar. Onların gözünde asıl mesele başarı olarak ne kadar köşeyi döndüğündür.

Kendilerini anlatamadıkları gibi Seküler Kapitalizmin rüzgârını ve akıntısını imtihan gereği karşısına alırlar. Tüm zorlukları bildikleri halde, yiğitçe, mertçe “Ahi Vakıf İnsanları” inancı gereği asla pes etmeden, ağır imtihan ve sınanmaları bile bile göze alarak “Halk içinde Hak ile olmaya” akıntıya karşı kürek çekmeye “Hakikate” yılmadan sahip çıkmaya, doğruları her ortamda söylemeye devam ederler.

Kadim değerlerinden, ecdadının tarihi mirasını devir alarak, onlardan güç alarak, Kartal ruhu Türk “ALP” savaşçı ve Kalbi Bozkurt ruhu İslami “EREN” manevi duruşu ile günümüzde yiğitçe “ALPEREN” olarak, imtihan gereği imkânları ölçüsünde mücadele ederler.

Tüm zorluklara rağmen “Sefer bizden, zafer Allah’tandır” diyerek yoluna devam ederler. Bilirler ki; Sadece ihlas ile çalışmak ve gaza yolunda yürümekten sorumludurlar. Başarı ve zaferin ise yalnızca, Allah’a ait olduğunu, kalben çok iyi bilirler.

Günümüzde yanlışı, yalanları, haksızlıkları ve adaletsizlikleri görenler, merkezi yerel siyaset başta olmak üzere, yaşamın her alanında, içinde bilerek gördükleri halde, tepkisiz ve sessiz kalanlar, konfor alanından çıkamayanlar, elbette çok büyük vebal altındalar.

Geç olmadan kalpten “Allah” diyerek, tövbe ederek, tarafınızı artık net belirleyin. Akılları ve Kalpleri yıllarca zehirleyen Seküler düşüncelerden, kendilerini siyasi, sosyoekonomik yaşamın içinde, her alanda temizleyerek, “Halk içinde Hak yolu” iyiler safında “Hakikat” için mücadele etmelidir.

Adalete, Hakikate ve Liyakata İslam’a sahip çıkmak, günümüz ahir zamanında; “Kor ateşi avuçlamak” (Hadisi şerifi) kadar zor olsa dahi “Ahi Vakıf İnsanları” inancı temelinde “Hakikat” mücadelesini, Kartal ruhu ve Bozkurt yüreği ile her alanda yılmadan vermeye devam ederler.

Seküler Kapitalizm “Homo economicus” insan tipi ile yozlaştırdığı ve çürüme bıraktığı insanlığın kaçınılmaz bir kaderi mi olacak peki? Elbette olmayacaktır.

Kendi krizini üreten ve batmakta olan Seküler Kapitalizm, her alanda yıkılması ile artık sistem çökmektedir. Geçmiş de olduğu gibi sorun ve problemler yumağının bağrından, her daim yeni bir panzehir çıkardığını, bize kadim tarihimiz defalarca göstermiştir.

Geleneksel 20.yüzyıl çürümüş olan merkezi siyaset anlayışların, Kapitalizm ile birlikte çökmesi karşısında, insanlığın yaşadığı bu ağır yozlaşma ve güven krizine karşı, yakın geleceğimizin şafağında, İnsanlık kalbi vijdanı düzeltecektir. Çözümler artık bellidir ve gelecektir.

Adalet, Hakikat ve Liyakatı temsil eden ve alternatif olacak 21.yüzyılın yeni “Adil Bir Sistem” temeli ile birlikte, İnsan odaklı, merkeziyetsiz etkin, dinamik, üretken yerel siyaset yapıları teknoloji tabanında “Halk içinde Hak yolu” düsturu yeni siyasi mimari gerçekliği ile gelecektir.

Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah

NurHan Keleş

Bu yazı toplam 14 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
NurHan Keleş Arşivi