Prof Dr. Vural Hoşgörür

Prof Dr. Vural Hoşgörür

Atatürk, Eğitim, Cumhuriyet

Prof. Dr. Vural Hoşgörür vuralhosgorur@gmail.com

Cumhuriyetimizin 103 üncü yılını kutluyoruz. Bundan sonra da ebediyen kutlanmaya devam edileceğinden de en ufak bir endişemiz yoktur. Çünkü sağlam temellere oturtulmuştur. Temelinde eğitim ve kültür vardır. Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkıp Millî Mücadele’yi başlattığı günden itibaren eğitim ile ilgili hedefleri de belirlemiştir. Hedef, “Türk Milletini cehaletten kurtarmaktır.” Bunun için Samsun’daki söylevinde “İnsanlarımızı batı medeniyetleri seviyesine yükseltmedikçe İstiklal Savaşı bitmeyecektir.” demiştir. Atatürk için bağımsızlık anlayışı ile millî eğitim ve kültür iç içedir. Sakarya Savaşının belki de en sıcak saatlerinin yaşandığı günlerde (13 Temmuz 1921) Atatürk’ün cepheden Ankara’ya gelerek 1. Maarif Kongresinde konuşması, benzeri görülmemiş bir davranış ve Türk eğitim tarihinin kıymetli hatıralarından biridir. O günlerde Hâkimiyet-i Milliye gazetesi bu olayı şöyle aktarmıştır. “Mustafa Kemal Paşa, 3. Yunan taarruzunun en ateşli zamanında muallim ordusunun gelecekteki zaferi ile meşgul bulunuyordu.” 9 Eylül 1922 tarihinde artık İzmir alınmıştır. Halide Edip Adıvar, Atatürk’ü kutlamak ister ve sorar: “Paşam, hayatınızın en büyük mücadelesini nihayet tarihin de kaydettiği büyük bir zaferle bitirdiniz. Ne kadar mutlusunuzdur kim bilir?” Atatürk’ün cevabı şöyledir: “Halide Hanım, mücadelemizin bence en küçük kısmını bitirdik. Halkımızın yetiştirilmesi ve muasır medeniyet seviyesine ulaştırılması için asıl mücadele şimdi başlıyor.”

Liderlik özellikleri yanında iyi bir planlayıcı da olan Atatürk, gerçekleştireceği bütün reformları, Cumhuriyet’i ve onun temellerini çok önceden düşünmüş, hesaplamış, planlamış, işlemiş ve en uygun gördüğü anda hayata geçirip kesinlikle de yürütmüştür. Cephede savaş devam ederken bir ara Kurmay Başkanı’na yazıp verdiği not dikkat çekicidir. Bu notta “Muktedir ve hayata vakıf valide yetiştirmek. Kadınlara serbestisini vermek. Kadınlarla genel işbirliği sağlanması ve eğitimi.” yazılıydı. En ağır muharebe şartlarında dahi Türk Kadın hakları ve anne eğitimi gibi çok sonraları gündeme gelecek konuları düşünmüştür. Cumhuriyet ilan edilip eğitim reformları planlandıktan sonra, 1923 yılındaki bir söylevinde “Daha endişesiz, daha dürüst yürüyebileceğimiz bir yol vardır. O da büyük Türk kadınını ilmi, ahlaki, sosyal ve ekonomik hayatta erkeğinin ortağı, arkadaşı ve yardımcısı yapma yoludur.“ demiştir. Bu sözlerden 3 yıl sonra, 4 Ekim 1926’ da, o zamana kadar İslami esaslara dayanan ve kadına hak tanımayan Mecelle kaldırılarak yerine Türk Medeni Kanunu yürürlüğe konmuştur. Yeni kanunla kadınlar önemli haklar kazanmışlardır.

Cumhuriyet’ten önce düşünülüp tasarlanan eğitimle ilgili reformlara Cumhuriyet’in ilanından sonra da devam edilmiştir. Atatürk “En önemli ve feyizli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak şarttır; Bir milletin hakiki kurtuluşu ancak bu yolla olur.“ demiştir. Bu anlayışla, Cumhuriyet yıllarında millî eğitimde yapılan ilk reform, Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu olmuştur (1924). Tüm okullar Maarif Vekâletine bağlanmış, medreseler kaldırılmıştır. Bunu, Latin harflerinin kabulü izlemiş (1928), Millet Mektepleri açılarak herkesin bu harflerle okuma yazma öğrenmesi amaçlanmıştır. Atatürk’ün bizzat kendisi, “Başöğretmen” unvanıyla eline tebeşir alarak kara tahta başında halka ders vermiş, toplumun eğitim düzeyinin yükseltilmesi için çaba harcamıştır. Öğretmen ve eğitimcilere manevi destek olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığının 19 Aralık 1923 tarihli genelgesinde, “Mektepler Cumhuriyet esaslarına sadık kalmayı telkine mecburdur.” Denmekte; 8 Eylül 1924 tarihli genelgede de “Çocuklarımız kalplerinde ve ruhlarında Cumhuriyet için fedakâr olmak mefkûresini taşımalıdır.“ ifadesi yer almaktadır.

Millî Eğitimimizi, Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu ilkeler doğrultusunda millî, lâik, demokratik ve çağdaş bir yapılanmayla geliştirmek mecburiyetindeyiz. Çağdaşlıktan anlaşılması gereken, yapay bir batı taklitçiliği yaratmak değil; üretimi artıracak, kalkınmayı sağlayacak, teknolojiyi üretecek, bilgi birikimine ve demokratik düzeni koruyup yaşatacak düşünce yapısına sahip insanlar yetiştirmek olmalıdır. Atatürk ilke inkılaplarına sıkı sıkıya bağlı kalıp, Cumhuriyet esaslarına tam uyarak, millî birlik ve beraberlik içinde muasır medeniyetlerin seviyesinin üstüne çıkmak için çalışmak, özümüzü bozmadan bilim ve fenden yararlanmak, işlevsel eğitim programları üreterek çocuk ve gençlerimizi yetiştirmeye çalışmak gerekmektedir. Cumhuriyetimizin sonsuza kadar yaşaması, ülkemizin güçlenmesi, milletimizin refah ve mutluluğu için; hayatımız, namusumuz, şerefimiz, geleceğimiz ve bütün kutsal değerlerimiz adına uzun ve meşakkatli uğraşlar verilerek kazanılmış olan millî egemenliğimizi dün olduğu gibi bugünde aynı hırs ve azimle savunup korumalıyız.

Referanslar:

Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III (1997). Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi. https://www.scribd.com/document/551719135/Ataturk-Un-Soylev-Ve-Demecleri-I-III#google_vignette

Karagözoğlu, Galip. Atatürk’ün Eğitim Savaşı. https://atamdergi.gov.tr/tam-metin-pdf/422/tur

Kışlalı, Ahmet Taner. Atatürk ve Cumhuriyet. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi Cumhuriyetimizin 75. Yılı Özel Sayısı. https://turkoloji.cu.edu.tr/ATATURK/arastirmalar/kislali_cumhuriyet.pdf

Bu yazı toplam 12 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof Dr. Vural Hoşgörür Arşivi

PISA 2025 Sınavı Hakkında

12 Ekim 2026 Pazartesi 11:38

İnsan Davranışında Akıl ve İstek

18 Ağustos 2026 Salı 13:05

Öğretmenin Değişen Rolü

30 Haziran 2026 Salı 13:23

Günümüzün Öğrenci Profili

22 Haziran 2026 Pazartesi 15:02