Prof Dr. Vural Hoşgörür

Prof Dr. Vural Hoşgörür

Eğitimde Finansman Politikaları ve Yansımaları

Türkiye köklü bir eğitim geleneğine sahiptir. Eğitim her zaman toplumsal ve politik gündemin önemli bir parçası oluşturmuştur. Toplumsal gelişme sağlaması, istihdam artışına ivme kazandırması ve böylece ulusal rekabet gücünü artırması beklenilen eğitime ilişkin sık yaşanan politika değişiklikleri ve istikrarlı bir eğitim politikasının bulunmaması nedeniyle, uzak hedefler için sürdürülebilir, kalıcı politikalar geliştirmek kolay olamamaktadır. 2025 yılı itibarıyla Merkezî bütçeden Millî Eğitim Bakanlığına 1 trilyon 451 milyar Türk lirası tahsis edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 2025 yılı merkezî bütçesi ise 14.731.014.332.000 Türk lirasıdır. Merkezî bütçeden Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan bu bütçenin diğer bakanlık bütçelerine göre büyük olması, büyük ölçüde Millî Eğitim Bakanlığının nicelik olarak diğer bakanlıklardan daha büyük bir yapıya sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Artan nüfusla birlikte ülkemizde öğretmen, öğrenci, okul ve derslik sayıları artmış; eğitim sistemi devasa boyutlara ulaşmıştır. 2024–2025 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Türkiye'de örgün eğitim kapsamında 25 milyona yakın öğrenci bulunmaktadır. Bu öğrencilere 1.187.409 öğretmen ve yaklaşık 185.169 bin öğretim elemanı hizmet vermektedir. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı 74.040 okul (59.336 resmi ve 14.704 özel), 753.571 derslik (618.860 resmi ve 134.711 özel) bulunmaktadır. Esasen, Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan yetersiz bütçenin önemli bir kısmı personel giderlerine harcanmakta, geriye kalan kaynak ise eğitim-öğretin ve öğrenci hizmetlerinin gereksinimlerini yeterince karşılayamamaktadır.

Eğitime bütçeden ayrılan payın yıllar itibarı ile rakamsal olarak artıyor görünmesine karşın, eğitimin millî Gelir içindeki payı çok fazla değişiklik göstermemektedir. Türkiye'de eğitime ayrılan kamu harcamalarının GSYH'ye oranı son yıllarda yaklaşık %3,0–3,2 düzeyinde kalmıştır. Bu oran, OECD'nin eğitim için önerdiği %4–6 GSYH aralığının altındadır. Eğitime harcanan kaynakların yeterliliği ve niteliğinin ülkenin kalkınmasında önemli bir yere sahiptir. Türkiye, OECD ülkeleri kıyaslandığında, yapılan kamu kaynaklı eğitim harcamalarının GSYH’ya oranı en düşük ülkelerden biridir. Öğrenci başına yıllık eğitim harcaması, satın alma gücü paritesine (SAGP) göre ilköğretimde yaklaşık 3.900 ABD doları, yükseköğretim öncesinde ortalama 4.030 ABD doları ve yükseköğretimde 10.825 ABD doları düzeyindedir. Bu rakamlar OECD ortalamasının oldukça gerisindedir.

Genel bütçe ve Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden yatırımlara, mal ve hizmet alımlarına ayrılan payın yetersizliği, okulları zor durumda bırakmaktadır. Okul müdürleri, okulun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak ve yetersiz kaynaklarla okulda hizmet vermeye çalışmaktadırlar. Oysa bilindiği üzere, insan kaynağını geliştirmek adına eğitime yapılacak yatırımlar, günümüzün ve geleceğimizin yaşam standardının en önemli belirleyicisidir. Yatırım harcamalarındaki yetersizlik nedeniyle okullarda kalabalık sınıflar sorunu çözülememiş, ikili eğitim uygulamasına son verilememiştir. Eğitim-öğretim araç, gereç ve materyallerine olan gereksinimin her geçen yıl artmaktadır. Ekonomik olanakların kısıtlılığı, eğitimin niteliğini ve devamını engelleyen en önemli faktörlerden biridir. Eğitimde devletin eksik bıraktığı ve tamamlayamadığı gereksinimlerin aileler tarafından karşılaması gerekmektedir. Artan eğitim harcamalarına katılım payı, özellikle düşük gelirli aileler bakımından fırsat eşitsizliğini daha da derinleştirmektedir. Ayrıca bölgeler, iller, hatta aynı il içinde farklı semtlerdeki gelir düzeyleri arasındaki farklılıklar, eğitime katkı sağlama konusunda da farklılıklar yaratmakta, eşitsizlik ve adaletsizlik bu duruma bağlı olarak daha da keskinleşmektedir. Okullarımızda ikili eğitimin sonlandırılması, okullaşma oranlarının artırılması ve eğitimin niteliğinin geliştirilerek istihdama katkı sağlanması gibi hedeflerin gerçekleştirilmesi için tutarlı, sürdürülebilir ve istikrarlı politikaların oluşturulması; eğitime daha fazla kaynak ayrılması ve en azından orta vadede yatırım maliyetlerinin karşılanması bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Prof. Dr. Vural Hoşgörür

vuralhosgorur@gmail.com

Referanslar

Bu yazı toplam 13 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof Dr. Vural Hoşgörür Arşivi

İnsan Davranışında Akıl ve İstek

18 Ağustos 2026 Salı 13:05

Öğretmenin Değişen Rolü

30 Haziran 2026 Salı 13:23

Günümüzün Öğrenci Profili

22 Haziran 2026 Pazartesi 15:02

Dijital Dönüşüm ve Toplum

05 Haziran 2026 Cuma 15:05

Dijitalleşme ve Dönüşüm

21 Mayıs 2026 Perşembe 13:59

Güvenli Okul

14 Mayıs 2026 Perşembe 17:07