Erdal Çil
BİR ŞEHİR, BAZI GAZETECİLER SAYESİNDE KENDİNİ GÖRÜR
İşi gücü gerçeğin peşinden koşmak, doğruyu savunmak ve bütün bunları da halka duyurarak yaparken ifşa ettiği kadar inşa etme sorumluluğunu da göz ardı etmeyen bütün gazeteci dostlarımın günleri kutlu olsun. Bütün dezenformasyona rağmen yıllarını bu mesleğe vermiş ustalarla birlikte adımlarını yeni atmaya başlamış genç, idealist bütün basın mensuplarına buradan şükranlarımı sunuyorum.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ile ilgili sağ olsunlar bir sürü kurum, kuruluş ve duyarlılık gösteren bir sürü mesajlar aldık, okuduk. Onca mesajlar içinde birisi; bir yazı vardı ki şahsen ben okurken çok duygulandım. Benim için bu kadar duygulanmamın iki yönü vardı ki hem yazanı hem de muhatabını yakından tanıyordum ki yakın zamanda bir yazı vesilesiyle bu denli heyecan doğrusu yaşamamıştım. Bu yüzden bir noktasına bile dokunmadan bugün bana ayrılan köşemi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Kenan Koç’ un yazısına ayırdım.
Her ikisi de sağ olsunlar, var olsunlar.
Bir Şehir, Bazı Gazeteciler Sayesinde Kendini Görür: Kenan Gürbüz başlıklı yazı:
10 Ocak. Çalışan Gazeteciler Günü.
Oysa bazı gazeteciler için gün yoktur; gece vardır, yol vardır, ses vardır. Bir haberin peşine düşerken takvime bakılmaz. Kamu yararı dediğimiz şey, bazen bir insanın sesi olur, bazen bir şehrin hafızası. Ve bazı gazeteciler vardır ki, yaşadıkları kente sadece bakmazlar; onu konuştururlar.
Bu satırlar bir meslek gününe değil; mesleği günün ötesinde yaşayan Kenan Gürbüz’e ve onun gibilerine dairdir.
Gazetecilik tek bir kimlik değildir.
Sadece haber yazmakla, sadece köşe kalemi olmakla, sadece ekran önünde görünmekle sınırlı değildir.
Gerçek gazetecilik;
sahada haberci, kameranın arkasında belgeselci, masada yorumcu, toplantıda moderatör,
kurumlara yol gösteren bir danışman ve mesleğini örgütleyen bir sorumluluk insanı olmayı gerektirir.
Kenan Gürbüz, işte bu çok yönlü gazetecilik anlayışının bugün Muğla’daki en belirgin temsilcilerinden biridir.
Kamu Yararı Refleksi
Kenan Gürbüz’ün gazeteciliğinin merkezinde haber vardır. Ama sıradan olanı değil; kamu yararı taşıyan, sonuç üreten, rahatsız eden haberler.
Onun yazdığı bir haber yayımlandığında, kurumlar susamaz, dosyalar yeniden açılır, Eksikler görünür hâle gelir.
Ardından gelen resmi düzenlemeler, yapılan açıklamalar, atılan geri adımlar tesadüf değildir.
Bu, sahaya dayanan, belgeyle konuşan ve sorumluluk duygusuyla yapılan haberciliğin doğal sonucudur.
Gecesi gündüzü olmayan bu anlayış; afet yerinde, yangın alanında, kamu kapılarında ve sokağın tam ortasında şekillenir.
Kenan Gürbüz’ün haberciliği bilgi vermekle yetinmez. Kenti uyarır, harekete geçirir, sorumluluğu hatırlatır.
Kentin Hafızasını Tutan Göz
Bazı gazeteciler günü yazar, bazıları zamanı durdurur. Belgesel, Kenan Gürbüz için işte tam da budur: unutulana karşı hafızayı savunmak.
Kenan Gürbüz için belgesel, anı kaydetmek değil; hafıza inşa etmektir.
Pandoranın Kutusu Açıldı ile sadece bir dosyayı değil, üstü örtülmek istenen gerçekleri kayda aldı.
15 Temmuz: İhanet ve Diriliş belgeselinde hamaset yerine tanıklığı, yüksek ses yerine gerçeğin ağırlığını tercih etti.
Muğla’daki büyük yangınları konu alan çalışmaları, alevlerin sadece ormanı değil, bir kentin geleceğini nasıl tehdit ettiğini gösterdi.
Tütün işçileri, Yörükler, mülteciler…
Kamerası hep merkezin değil, kenarda bırakılanların yanında durdu.
Bu belgeseller bağırmaz. Ama uzun süre susmaz.
Kenan Gürbüz’ün belgeselciliği, Muğla’nın ve bu ülkenin unutmaya direnen hafızasıdır.
Sözü Tartarak Kuran Kalem
Yorumculuk, kanaat üretmek değildir.
Gerçek yorum; bilgiden süzülür, sorumlulukla kurulur.
Kenan Gürbüz’ün köşe yazıları, yüksek sesle konuşmaz ama yerini bulur.
Yeni başlamış olsa da acele etmez, hüküm dağıtmaz.
Muğla’yı yazarken kişilere değil, meselelere bakar. Günü kurtaran polemiklerin değil,
kentin geleceğini ilgilendiren başlıkların peşindedir.
Eleştirirken bağırmaz, önerirken yol gösterir.
Bu yüzden yazdıkları sadece okunmaz; kurumlar tarafından not edilir.
Onun yorumculuğu, habercilikten gelen bir refleksle şekillenir:
Sözü tartmak, kamu yararını merkeze almak ve kalemi sorumlulukla kullanmak.
Sesi Çoğaltan Denge
Toplantıyı yönetirken Kenan Gürbüz, sadece sözü dağıtmaz; sözü dinler, yönlendirir, konuya hâkim kılar.
Katılımcıların arasındaki gizli cevherleri ortaya çıkarır; kim konuşur, kim susturulur, kim dinlenir, hepsi onun bakışında şekillenir. Sahada olduğu gibi masada da dikkat kesilmiş, hazırdır. Her soru, her yanıt, her itiraz bir veri, bir işaret, bir yol haritasıdır.
Kenan Gürbüz moderatörlüğünde toplantılar; sadece tartışma alanı değil,
çözümün ve ortak aklın üretildiği sahneye dönüşür. Sesi yükseltmez ama etkisi büyüktür.
Sözün kime ait olduğunu değil, doğrunun nereden geldiğini gösterir.
Ufuk Açan Gazetecilik
Kenan Gürbüz, sadece haber vermez; kente, kurumlara ve yöneticilere yol gösterir.
Her veri, her gözlem, her röportaj bir rehberdir onun için.
Sahadaki deneyimi masaya taşınır; sorunları görünür kılar, çözüme açılan yolları işaret eder.
Bir danışman olarak, sözü yalnızca öneri değildir.
O, haberle ve belgeselle elde ettiği bilgiyi, analizle birleştirir; karar vericinin ufkunu genişletir.
Hangi hamle, hangi düzenleme, hangi adım şehre yarar sağlar?
Sorunun ne olduğunu ve nasıl aşılacağını, kurumların gözü önünde ortaya koyar.
Kenan Gürbüz’ün danışmanlığı, gazeteciliğin sınırlarını aşar; sahayı masaya taşır, görünmeyeni görünür kılar, kararı şekillendirir. Onun yanında, mesele sadece konuşulmaz; anlaşılır, çözülür, takip edilir.
Mesleği Zirveye Taşıyan Sorumluluk
Muğla Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Başkanlığıyla sahada edindiği deneyimi,
etik ve kamu yararı odaklı bakışıyla birleştirir. Mesleği, sadece kendi kalemiyle değil;
dernek çatısı altında genç gazetecilerle, toplulukla ve kentin geleceğiyle buluşturur. Bu sorumluluk, görünür ve etkili bir liderlik gerektirir. Her karar, her girişim, her proje bir vizyonun parçasıdır: Gazeteciliği sadece sürdürülebilir kılmak değil, onun değerini yükseltmek, çıtasını yukarı taşımaktır.
Kenan Gürbüz’ün dernek başkanlığı, sahada, masada, ekranda ve belgelerde gördüğü tüm emeğin toplumsal ve mesleki bir kurumsal güç hâline gelmesidir. O, gazeteciliği bir meslek olarak yaşatmakla kalmaz; onu, Muğla’da ve Türkiye’de örnek alınacak bir standarda taşır.
Gazeteciliğe ve Onura Dair
Gazetecilik, kolay bir meslek değildir. Hızın vicdanın önüne geçtiği, herkesin bir yerlere yetiştiği ama kimsenin kimseye varamadığı bir çağda…
Doğruyu yazmak, hakikati göstermek, topluma yol açmak hâlâ mümkün mü?
Kenan Gürbüz, işte bunun yanıtıdır.
Sadece haberci değil, belgeselci, yorumcu, moderatör, danışman ve mesleği örgütleyen bir sorumluluk insanı olarak…
Gazeteciliğin ne demek olduğunu, onun her adımında, her kararlığında görürsünüz.
Ama bir gerçek de var:
Kenan Gürbüz gibi örnekler nadirdir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.